20 Aralık 2011

Kırık Ayna




Proje ödevini yapıyoruz... arkadaşımın 6. sınıfa giden oğlunun "Haydn'ın Hayatı ve Eserleri" üzerine teslim edeceği powerpoint sunumu hazırlamak bizi hem güldürüyor hem de eğitim sistemi üzerine düşündürüyor; çünkü yan masada bir anne de oğlunun soy ağacı ödevi ile meşgul... 

Gülmekten akan yaşlarımı silebilmek için arkadaşımın uzattığı aynanın kırık döküklüğü ile dalga geçmeye hazırlanıyorum ki o benden önce davranıyor; "sakın ola ki gülme; o ayna benim evde kalmışlığımın ve üzerimdeki yalnızlık lanetinin elimde kalan tek ve  kırık kanıtı..."

Ayna ve kehanet... İnternetin sunduğu sonsuz olasılıklar içinde, bilginin doğruluğundan pek emin olamadan besleniyorum. En ilgimi çeken ise şu adreste karşıma çıkan bilgi oluyor. 

Ayna; Balkan halkları arasında genel olarak önemli bir yere sahiptir. Çeşitli adetlerin zaman zaman başkahramanı olur. Örneğin bizde gelin sandığına, çeyiz bohçasına muhakkak bir ayna konur. Aydınlık, parlak bir geleceğin sembolüdür. Mutlu bir birlikteliğin olması için bu adet uygulanmaktadır. Ayrıca kına yakılırken şami altından gelinin yüzüne ayna tutulur. Yüzü aydınlık, ak, pak olsun diye... 

Ayna, böylesine güzel ve özel anlamları bünyesinde barındırırken "kırık ayna" da tam tersine kötülüğün ve olumsuzluğun bir simgesidir. Kırık ayna, yahut ayna kırılması uğursuzluğun hoşnutsuzluğun alametidir. Aynayı kıran eğer bekâr bir kız ise onun 7 yıl evlenemeyeceğine, evde kalacağına dair bir inanç vardır. Rüyada kırık ayna görmek de uğursuzluk sayılır.

Arkası sırlı yansıtıcı bir cam parçası olan ayna, halk tasavvufunda yansıtıcı bir cam parçası olmakla beraber, aynı zamanda manevi sırlarda içermektedir. Balkan Türkleri arasında Aynanın cinleri topladığı inancı vardır. Bunun içindir ki gece aynaya bakılmaz, çocuklara aynaya bakılma izni verilmez.. Bazı hallerde ayna örtülür.
Nerede, nasıl, hangi anadan,babadan, hangi toprak parçası üzerinde doğacağımız kararı bize ait değil elbet. Ama neye inanacağımız, nasıl yaşayacağımız, neleri önemseyip, neleri dikkate almayacağımız kararı her seferinde bize ait. Yeni bir yılı karşılamak üzere hazırlıklar yaparken bir arkadaşımın çam ağacı kuracağımı söylemem üzerine "sen yakında Christmas da kutlarsın" demesine sadece gülümsedim. İç sesim, "her toplumun bana güzel  gelen adetini dinine, diline, inanışına bakmaksızın içerdiği anlamdan çok yerine getirdiği güzellikleri öne çıkartarak yapmanın nesi kötü" dedi. 

Mesela ben ilk evliliğimde gelin hamamı yapmadım, kına da... Ama bu sefer kesinlikle gelin hamamı yapacağım. Uğursuzluk getirir diye aynalardan uzak duracağım. Yeni yılı karşılamak için, çam ağacımı bu akşam dostlarla birlikte yenilen bir yemek sonrası güle eğlene, aşk ve bereket ama en çok sağlık dileyerek kuracağım. Bir çocuğum olsaydı, sallanan dişi düşünce gece yastığının altına "Diş Perisinden" diye hediye de koyardım. Cezayir'de yaşarken gördüğüm; kız çocuklarına her doğumgününde bir ata lira yapmak ve evlenirken o ata liraları kemer yapıp beline dolamak fikrini de çok sevmiştim. 

Batıl inanışları da olmalı insanın, mesela kavga olur diye bıçağı tükürerek uzatır bir arkadaşım, ayakkabıları terlikleri işi rast gitsin diye düzeltenler var... Sırf inanışa inat, onlarca düğmemi üzerimde diktim, kısmetim ona bağlansın diye... Bağlanmadı. Arkadaşım üzerimdeki bir söküğü dikerken ip parçası tutturuverdi ağzıma, bir diğeri gelip başının üstüne koy dedi... Alıp koydu... Kısmetim bağlanırmış... Eee bağlanmasın dedik, dediklerini yaptık. Göreceğiz sonucu. 

Bir kırık aynadan yola çıkıp, güzel gelenek ve görenekleri düşünürken, komşuda pişen bize de düşen aşurenin üzerine serpilen tarçın kokusunu duyar gibi oldum. Hakkıyla pişirilmiş bir aşure bereketinde, çeşitliliğinde, lezzetinde güzel günler dilerim hepinize diye cümleyi bağlayıp huzurlarınızdan şimdilik ayrıldım.  








Subscribe to Our Blog Updates!




Çok Beğendiysen Paylaşabilirsin!

8 yorum :

Pilli Petro dedi ki...

bu ne güzel yazı :)) benim de batıl inançlarım vardır olmasını heyecanla beklediğim şeyleri olana dek kimseye söylemem mesela, kara kedileri tekmeleyesim gelir :D

kız çocuklarına ata altını yapma işi iyiymiş anneme soriim bana yapmış mı sever öyle şeyleri :D

gelin hamamına beni de çağır hamam göreyim :D öptüm çok

acıdan_geçtim_güzelleştim dedi ki...

bu çam ağacı süsleme işi batıda gelenek bizde ise moda olarak düşünüyorum ve artık modası geçmiş ve hatta fazlaca alaturka bir durumu ifade ediyor bana. yanlış anlaşılmak istemem ama birileri de çıkıp başka bir şey süslese olmaz mı?

her şey bir yana yeni bir yıl geliyor değil mi?

geleceği gördüğünü iddia eden bazı kimselerin aksine huzurlu mutlu sağlıklı olur inşallah. Aksi durumda 2012 tehlikeli, gelecek yıla çam ağacı bulamayabilirsiniz..:)

parıldayan çiçek dedi ki...

Yazınız,olayları yorumlayışınız hoşuma gitti.Yazınızı özen ve dikkatle okudum.Güzel gelenekler var.Ancak annem hasta yatağındayken babamın mevliti hastamız var kısaltın dememize rağmen 2.5 saat sürdü.Annem tuvaletini mevlüt hoşuna gitmesine rağmen zor tuttu.Adet ve geleneklerin zorunluluk değilde işlevi açısından bakarsak daha anmlı olur.Yaşamı renklendiren güzel adetleri yapalım .Ancak bu kişileri baskı altına almasın.Çerkezlerde odaya birisi girdiğinde hafif doğrulup o kişinin odaya girdiğinde toparlanamak güzelçAma her defasında aynı kişi girdiğinde ayağa kalkmak zor.Ya da erkeğin çocuğunu kucağına lıp sevmesi ismi ile hitap etmesi ayıp hele hele gaz çıkartması çok ayıp.Onun için yardımlaşma,eski değerlerin devamı ya da hayatın anlamını güzelleştiren adetler sünnette ata binmek gibi ya da sizin verdiğiniz örnekler güzel.Sevgiyle kalın.

La Loba dedi ki...

Annem benim çeyizime çok güzel bir ayna koydu. Biz de adettir. Ama sebebinin bu olduğunu bilmiyordum. Sormadım da hiç. Aklımda olsun da sorayım bakalım biliyor mu :)

Ben de farklı kültürlerden hoşuma giden şeyleri uyguluyorum. Hiç kimseye de kulak asmıyorum. Beni çok mutlu ediyor. Neden karışmayalım ki birbirimize?

Evren dedi ki...

çağırmam mı pillim :) sen yine de kedileri tekmeleme.

Evren dedi ki...

olur tabi neden olmasın, eğer o süsleme işi de hoşuma giderse onu da yaparım cemcim. sesini duyduğuma sevindim. ve dilerim, ağaçlar hep olsun :)

Evren dedi ki...

parıldayan çiçek inanıyorum ki bazı şeyleri sırf adet yerini bulsun diye yapmaktansa içimizden geldiği gibi ve içinde bulunulan durumu yeniden değerlendirerek yapmak en güzeli. ama bazen hepimiz yaşadığımız toplumun yargılarına teslim oluveriyoruz galiba.

Evren dedi ki...

sevgili la loba, hep mi altını çizeceğim bir cümlen olacak senin... neden karışıvermeyelim ki birbirimize... bunu 2012nin dileği yaptım kendime :)

"Bir süre sonra, bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasındaki ince farkı öğrenirsin, Ve aşkın yaşlanmak, birlikte olmanın da güvende olmak anlamına gelmediğini öğrenirsin, Ve öpücüklerin sözleşme ve hediyelerin de vaat olmadığını öğrenmeye başlarsın, Ve yenilgileri başın dik ve gözlerin açık karşılamaya başlarsın, bir çocuğun üzüntüsü ile değil, bir yetişkinin zerafeti ile, Ve her şeyi bugünü düşünerek yapmayı da öğrenirsin çünkü yarın ile ilgili her şey belirsizdir. Bir süre sonra güneş ışığının yakıcı olduğunu öğrenirsin eğer fazla maruz kalırsan. Bu yüzden, başka birisinin sana çiçek getirmesini beklemeden kendi bahçeni yarat ve kendi ruhunu kendin süsle. Ve göreceksin ki dayanıklısın Ve kuvvetlisin Ve değerlisin..."
Veronica A. Shoffstall / BİR SÜRE SONRA
Return to top of page
Powered By Blogger | Design by Genesis Awesome | Blogger Template by Lord HTML