Cuma, Mart 18, 2011

Nereden Başlamalı




seni düşünüyorum. anlara sığdırılan, görenlerin özendiği kocaman kahkahalarımızı, kırılacakmış gibi hassasiyetle ve sadece parmak uçlarımızla sildiğimiz gözyaşlarımızı. evet, bugün seni düşünüyorum. yataktan çıkıyorum alelacele. daha yüzümü yıkamadan alıyorum elime kağıdı-kalemi; bir mektup yazmaya karar veriyorum. nereden başlamalı, diyorum. nasıl seslenmeli...

bazen, daha ilk yazıldığı anda anlamsız kalır ya cümle ve hatta kelime, hani şair der ya kifayetsiz... öyle bir an gelir de bakar kalırsın ya, kaleme, yazdığına, kağıda... anlara takılır da gidersin ya peşlerinden kimi zaman gözünde yaş, kimi zaman sımsıcak bir tebessümle... uyanırsın ya bir sabah yüreğin küt küt atarken, dilinde onun adıyla... bakar da kalırsın ya sol yanına... tutar da yüreğini elinle sıkarsın ya... seni düşünüyorum işte ben böyle bir sabahta. nereden başlamalı, diyorum. nasıl seslenmeli...

sevgili
sevgili yazıyorum, görünmez ama hissedilir bir m geliyor hemen ardından. susuyor şehir. uyanıyor kuşlar. o zaman anlıyorum. ben hâlâ senin yanında, sol yanımın sıcaklığında öptüğün o sabahlardan birine uyanıyorum usulca. uzaklıklar geliyor aklıma, o uzaklığın öğrettiği özlemek duygusu bağdaş kuruyor burnumun ucuna. sızlıyor evet. hemen sonra yakınlığın, içimde bir yere ulaşıyor sızı, ısınıyor ister istemez. işte öyle bir hal içindeyim bu sabah. burnumda bir sızı, yüreğimde bir sıcaklık; nereden başlamalı, diyorum. nasıl seslenmeli...

...?
üç nokta koyuyorum, hemen yanına bir soru işareti. başlıyorum yazmaya. bittiğinde senin yazıyorum. yanına adımı yazmaya tereddüt ediyor kalemim. senin, yazıyorum bir kez daha ve bir kez daha ve bir kez daha. bastıra bastıra.

üç noktayı siliyorum. sevgili yazıyorum. soru işareti hâlâ orada, içinde saklanan m, korkudan tir tir titriyor bulunduğu yürekte, çıkmaya hevesli ama korkularına yenik düşüp siniyor olduğu yere. senin yazan yere gidiyor kalem. hemen yanına bırakılan boşluğu doldurmak artık ne kadar zor bir bilsen. di yaz diyor akıl. kalem onun komuta zincirini kırmıyor. o koca boşluğun yanında di, nasıl da sırıtıyor bir bilsen. yürek nasıl da suskun izliyor olup biteni... nereden başlamalıydım ki, diyorum. nasıl seslenmeliydim.

yazdığım her şeyi siliyorum. ... hemen yanında bir ? kalıyor sayfanın en üstünde, en altta ise ... ve bir de di. arada kalan koca boşluğa bakıyorum uzun uzun. o boşluğu doldurmak ne kadar zor bir bilsen. yürek o boşluğun içinde suskun, akıl ağlamaklı... mektubu zarfa koyup, üzerine adresini yazıyorum. bir rüzgar vuruyor pencereme, Emirgan'ın koruları gülümsüyor bana. güneş gösteriyor uzaktan da olsa yüzünü. babamdan kalma yazı masasının üzerindeki bütün kağıtları uçak yapıyorum bir bir. süzülüyorlar havada boğaza doğru. bir zarf kalıyor üzerinde adresin yazılı. gerisi koca bir boşluk. nereden başlamalı diyorum yarınlara, nasıl seslenmeli hayata...




Görsel / deviantart

10 yorum:

Parpali dedi ki...

İnsanın kanatları olmalı. Kağıtlardan uçak değil, kanat yapmalı belki de...

üryan dedi ki...

di'li geçemeyen zamanlarda asılı kalıyor insan.. sevgili'nin ardına yazılamayan "m", alıp başını gidiyor bir başka kelimenin başını çekmeye, "m"ahzun'laşıyor kalem..

bütün kağıtları uç uca ekleyip, kocaman kanatlar yapıyorum kendime.. "m"ahzun yüzümü, şiiirlere bırakıp, açıyorum kanatlarımı, dîli gelecek bir zamana ..


*kızarıverdi burnumun ucu ..

Sokak Kedisi dedi ki...

İnsan sol yanı boşken yaşamaya da alışıyor mecburen ama bu sabah sancıları fena...

Gece düşüne düşenler; sabah yüreğinde çarpıntı, boğazında düğüm oluyorsa kanat da kurtarmıyor malesef insanı.

Öperim

Evren dedi ki...

uçup gider o zaman her göç mevsimi geldiğinde... gitmez mi parpali, yüreğin göç mevsimi olmaz mı yoksa.

Evren dedi ki...

öyle olsun istiyor en çok galiba üryan. asılı kalmak... istiyor ki, kalıcı olsun dîle değen, dilden gelen. kağıtla, kalem galiba en çok o zamanlarda buluşuyor.

* öperim burnunun ucunu...

Evren dedi ki...

o sabah uyandığımda aklımda tek bir cümle vardı, nereden başlamalı... bu cümleyi en çok biten bir aşka yakıştırdım sokağımın kedisi. ama dediğin gibi, en fenaası sabah sancılarıdır. en çok o yakar adamın yüreğini. bir de ikinci dubleden sonra aklına düşen yüreğine iner ya, işte o andır boğazının düğümlenmesi...
sevgimle...

gunes dedi ki...

dışında güneşler açan içi hüzün kokan kadın(dı)r. eminim.

yazılarını okumak güzel. selam olsun.

Evren dedi ki...

teşekkür ederim güneş. günaydınlar :)

Sıradan bir balık dedi ki...

"nereden,nasıl başlamalı hayat,nasıl seslenmeliyim?"...demişsin ya.

Her şeye inat,seni sil baştan yaşacağım hayat, desen,olmaz mı?

Evren dedi ki...

herkein yeniden başlama cümlesi vardır ya sıradan balık, benim ki "günaydın"dır. her sabah böyle başlarım güne, böyle seslenirim kuşa, kurda, gökyüzüne, kendime. ve bazen yeri gelir, sil baştan başlarım herşeye inat dediğin gibi.