Pazar, Ağustos 07, 2011

Bir Amerika Klasiği: Coney Island





Brooklyn'in güneyine doğru uzun bir metro yolculuğu ile vardığımızda ilk durağımız aquarium olacaktı. Yol uzundu ve elimdeki kitap yolu kısaltıyordu. Dalmıştım... Ta ki, az ileride bana gözlerini dikmiş, elinde market arabasına benzer bir araba ile oturacak onca yer olmasına rağmen ayakta durmakta zorluk çeken o adamı fark edinceye kadar. O bakış beni kitaptan uzaklaştırıp, belki de hayatım boyunca bir kez daha gelmeyeceğim bu yeri görmemi sağlamıştı. Burası öyle bir yer olacaktı ki; gün içinde hevesle işaretlenen bir programa, başlamasından 15 dakika önce soluk soluğa varacak ve  kendimle ilgili bir gerçeğin altı orada çizildiğinde, kendimi bir kez daha şaşırtacaktım.












Yolun son yarım saatini pencereden geçen görüntüler üzerine düşünerek geçirdim. Kaldığımız yerlere oranla epeyce kirli olan ortama bir de bir türlü güven duyamayacağınız insan tiplemeleri eklenince, "getto" denilen şey bu olsa gerek diye düşünmedim değil. Bunu düşünmek, neden burayı tercih ettim diye sordursa da... "Sex and The City" kızlarının bile bir kere de olsa yürüdüğü o ahşap iskelede yürümesem ve dans etmesem olmazdı cevabı o anda yeterince tatmin edici gelecekti. Ayrıca günün bonusu bir beyzbol maçıydı. hatırlarsanız yazının başlığında da uyarmıştım: Bir Amerika Klasiği yaşayacaktım. 



Yenilecek hotdog, içilecek bira ve izlenecek beyzbol maçının yanı sıra filmlere sahne olmuş, girilemeyecek kadar pis bir denizi olmasına rağmen, sonsuz gözüken kumsalında iğne atsan yere değmeyecek olan bu kara ada ilginç insanları için bile gidilmeye değer diye not düştüğüm bir güne ev sahipliği yaptı. 




Gezi notlarım arasında; buraya giderken ya da belki de dönüşünde yazdığım iki satır beni bugün bu yazıyı yazarken daha çok düşündürdü aslında:

düşünmek kendini bulmaksa
yürümek kendine varmaktır

Siz de hayatın bir yerine takılıp kaldıysanız benim gibi... Yürümeyi deneyin...  Bazen kendini bulmak bir işe yaramıyor çünkü... Kendini bulduğun o yere gitmek de gerekiyor. Yolculuğun keyfine varabilmekse galiba şu yaşadığımız hayatın ödülü oluyor.

Ben güzel bir pazar günü geçirdim... Ben bu sabah; "evyen nerde" diyen sesten yola çıktım. Vardığım yeri sevdim.





6 yorum:

buraneros dedi ki...

Yürümek yatıştırır. Yürümede sağaltıcı bir güç vardır. Düzenli biçimde hep ayağı öbürünün ilerisine basma, aynı zamanda kolları ritmik bir biçimde kürek çeker gibi sallayıp soluma sıklığının yükselmesi, nabzın hafifçe uyarılması, gözün ve kulağın yönün saptanmasına ve dengenin korunmasına yönelik etkinlikleri, akıp giden havanın deri yüzeyinde duyumlanışı -

bütün bunlar bedenle zihni hiç karşı durulmaz biçimde birbirine yaklaştıran ve ruhu, ne kadar dumura uğramış, zedelenmiş de olsa, büyüten, genişleten olaylardır.

Patrick Süskind - Güvercin sayfa 63

Evren dedi ki...

ne güzel çoğaltmışsın gene... teşekkür ederim sevgili buraneros.

E S M İ R dedi ki...

güzeldi fotoğraflarını senin yüreğinin izinden süzülerek seyretmek!..hayatın sırrına ermeye çalışmak ve sürekli düşünmek, düşünmek!..ve bir süre sonra da takılıp kalıvermek ora da!..nefesin durması gibi ve hatta boğulmak gibi!..oysa seyyah misali yürümek ve yürürken yeniden sıfırlamak kendini! ve yeniden keşfetmek!yenilenmek adeta!..dizelerin gösteriyor ki,çözmüşsün bu işin sırrını gibi:)biz bunu sıklıkla yapmaya çalışıyoruz!..bildik olan ve olmayan yollarda yürürken her seferinde bir başka gözle gördüğüm/üz dünyayı algılarken değişenin yalnızca yollar değil kendime çevirdiğim (içimdeki) dünya-m olduğunu görmek!anlamamı kolaylaştırıyor(ya da anlamaya çalışmanın anlamsızlığını, yersizliğini!!) bu dünyayı!nasılsa-n öyle görüyorsun çünkü!..güzel gören ve bakmasını bilen yüreğine ve ellerine sağlık evrenim...sevgilerimle...

Evren dedi ki...

bu aralar ne oluyor anlamıyorum... ben yorumlara cevap yazıyorum. dönüp bir bakıyorum ki uçup gitmiş. kelimelerin susmuştu seni okuyunca, düşündüm, gülümsedim... biz nasılsak öyleydi dünya... iyi ki, biz iyi olmayı seçmiştik esmirim. sevgimle.

seyahatgunlukleri dedi ki...

Ne guzel o son paragraftaki yurumek ve kendini buldugun yere gitmekle ilgili kelimelerin. Belki bu yuzden insan bir kez yuruyup gitmenin, seyahat etmenin tadina varinca birakamiyor bir daha... Eve doner donmez, bir sonraki yuruyusum nereye diye planlara basliyorum ben:)

Sevgiler...

Evren dedi ki...

benim de aklımda sürekli bir gitmek hali :) öyle ki sıklıkla kendimi yeni rotalar çizerken buluyorum. her seferinde yepyeni bir rota... bazısı gitmiş kadar heyecanlandırıyor beni. "yolda olmak" hali...

© Evrenin Dünyası | Powered by Blogger | Design by Enny Law - Supported by IDcopy