Cuma, Eylül 09, 2011

Hayatla Sevişmek



Geceleri açık fırın görünce içinde birden ekmek alma isteği uyananlardan mısınız?
Yani bütün dertlerine, sıkıntılarına karşın hayatı seven, hayatla sevişenlerden misiniz?...

Size biraz anlamsız gelebilir ama benim garip bir Haşmet Babaoğlu okuma alışkanlığım var... Aylarca aklıma bile gelmiyor onu okumak. Sonra aniden, hiç de sebep yokken neler yazıyor bu adam diyorum. Onlarca birikmiş yazılarına şöyle bir göz atarken sihrine kapıldığım kelimelerin ardından gidiyorum. Bu seferki kelimeler; Fotoğraflar, ağaçlar ve biz...

Kendi yazıma başlık seçtiğim kelimelerin algılanma açısından taşıyacağı tüm risklere hazırlıklıyım. Sevişmek tabu bazı beyinlerde. Oysa sevişmek yürek işi, becerebilene tabii... Her şeye rağmen sevmek, her şeyiyle sevmek, ille ki sevmek gerek hayatı. Belki de en önemlisi; yoğrulmak, tüm duyguları harmanlamak ille de ürpermek gerek hayatın karşısında. Tıpkı sevişirken; yıkılmaz o koca benliğinizin bir parmak ucunun değişi ile sarsılması gibi...

Maya'nın bir önceki yazıma yazdıklarına takılı kaldım uzun süre... Bu sabah Babaoğlu'nu okurken aklıma takılan ve bu yazıyı yazmama sebep sorularına verilmiş bir cevap gibiydi: "yüreği kocaman olanlar her şeyi kocaman yaşar. acıyı da, sevinci de, ağlamayı da gülmeyi de...

Başı boş sokaklarda yüreği çizikler içinde, elini kolunu sallayarak gezen koca yüreklilere -bütün dertlerine, sıkıntılarına, tasalarına, endişelerine yani hayatı olumsuzlayıp, yaşamaya es verdiren negatifliklere- iyi gelir; bir gece vakti fırının birinin önünden geçerken çıtırtısı köşe başından duyulan buram buram bir somun ekmeğin kokusu...




görsel / Taş Fırın

8 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

ne çok severim fırından yeni çıkmış ekmek kokusunuuu ..

y. dedi ki...

çünkü bir yerinden elimize vurularak bıraktırılan hayat, diğer elini gülümseyerek uzatır bazılarına... ve illa birine değil, hayata duyulan tutku, aşk öyle büyük ve güzel ki içimizde,ne yapsalar yüzümüze vuran güneş silinmiyor, bulutların arasından sıyırıyor kendini.
mesela şimdi bakıyorum ben sana, üstelik karnım da tok, koşup önce bir fırına, sonra senin şu balkona kaçmak geliyor içimden.

kucaklıyorum.

beenmaya dedi ki...

hayat elini taşın altına koymadan yaşanmaz. sen ne kadar kaçmaya çalışırsan çalış o taş bir zaman bir yerde bir yerine mutlaka değer çünkü. bence kocaman yüreği olanlar o taşın altına elini çoktan sokmuş olanlardır.

Elif Gizem dedi ki...

Yaşadığın gördüğün her şeyi kocaman yaşarken, kocaman hissettirdiğini de biliyorsun değil mi?

Evren dedi ki...

şu anda nasıl açım bir bilsen ateşim böcüğüm. öyle bir ekmek bulsam kesin uçları gitmişti :)

Evren dedi ki...

altını çizdim cümlelerin sevgili y., her zaman ki gibi, ama en çok şu cümlenin:

"aşk öyle büyük ve güzel ki içimizde, ne yapsalar yüzümüze vuran güneş silinmiyor, bulutların arasından sıyırıyor kendini"

öperim sevgiyle

Evren dedi ki...

taş ara sıra ağır da gelse hiç vazgeçmez koca yürekliler değil mi maya... daha da büyür yürekleri her ağırlıkla. ne şanslıyız geriye dönüp de bakınca. sevgiyle.

Evren dedi ki...

ah benim koca yürekli elifim... iyi ki değil mi...

© Evrenin Dünyası | Powered by Blogger | Design by Enny Law - Supported by IDcopy