Pazar, Ocak 30, 2011

Zor Olan




Bana koyu gelen bir sohbetin ortasındayız. Bir hayali paylaşıyorum sesli sesli... Anlatma bana böyle şeyleri, diyor. Bu yalnız bedene ne yaptığının farkında mısın..?  Beden yalnızlığına bulur bir başka bedeni, yürektir yalnızlığı giderilmesi gereken, diyorum.  O anda onun yürekle bir işi olmadığını da anlıyorum.

***

Derin bir boşluktan bahsediyordu geçtiğimiz günlerde H.Babaoğlu bir yazısında. Neyi başarırsan başar, neye ulaşmış olursan ol; aile, ev, araba, konforlu bir yaşam diyordu, hep o boşluk hissi. Yazıyı okurken de aynı şeyi düşünmüştüm. Ruhu beslemek yüreği beslemekle ilgili. Oysa kaçımız yüreklerimizi beslemeyi seçiyoruz. Geçtim beslemekten, kaçımız onun çığlıklarını duyuyor ve ona göre cevaplar arıyoruz. Oysa kafanı çevirip baktın mı sol yanında göreceksin niyelerini... Görmek istersen tabi!

***

10lü yaşların sonu, 20li yaşların başı bedeni keşfetme uğraşlarının tavana vurduğu yaşlardır. Karşı cinsin bedeni üzerindendir beğeniler. Olgunlaşmamış bireyin açlığa yüklediği anlam hep aynıdır: sevişmek doyuyur tüm açlıkları. Oysa insan bir bedenle sevişmez sadece. Beden bir araçtır.

***

Geçen gün Kazara Yazar'a yazdığım şu yazıya bir yorum geldi sevgili buraneros'tan

Aslında gayet anlaşılabilir ve kolayca izah edilebilir bir durumdur yazınıza bahse konu hal... "varolmanın dayanılmaz hafifiliğini" nasıl yorumladığınızla ilgili bir olmuşluk ya da olmamışlık halidir, kadınları kategorize etmek; ve bence insanın kendiyle ilgili bir sorundur. Kimileri gün gelir farkederler bir bedenden öteye gidemediklerini... kimileri öğrenemezler bir türlü "hayatın gerçek tadını" ... ve aslında insan durup baktığında kendine, isterse görür niyelerini...

***

Evet, gün gelir, bazıları bir bedenden öteye gidemezler ne yazık ki, ve kendi bedenlerinde çürüyen yüreklerinin çığlıklarını duyamazlar bir türlü. Bir olmamışlık, bir tamamlanmamışlık halidir üzerinde taşıdıkları. Uzaktan bile tanırsınız onları. Libidosu tavan yapmış budalaları!






* görsel:vladstudio


4 yorum:

FKH dedi ki...

çok güzel bir yazıydı efendim. bir anıya selam etti bir yerlere götürdü beni. şöyle okyanusun öbür tarafında bir yerlere..

Elif Gizem dedi ki...

Ne güzel sorgulamalar... İnsan ruhunu beslemeli her şeyden önce. Ne demiş Özdemir Asaf:

"Nasıl sevdiğini anlat, nasıl seviştiğini değil.
Unutma ki; aşkın olayları değil, kişileri uludur."

Evren dedi ki...

hep öyle değil midir hayalci, okuduğumuz kadardır cümleler, algıladığımız kadardır kelimeler... bazen alıp götürürler, bazen durup düşündürürler. teşekkürler...

Evren dedi ki...

bugünlerde çıkan yazıların hepsi böyle galiba elif, kimim, neden buradayım, ne yapmak istiyorum gibi sorulara cevap bulmaya çalıştıkça böyle kuruluyor sanki cümleler. sevgiler ve teşekkürler...