Salı, Haziran 26, 2012

Mojito Aşkına



İş bu yazı genel istek üzerine yazılmıştır...

Mojito bir yaz akşamı içkisidir... Serinletici, canlandırıcı, hafif ama kışkırtıcıdır. Şeffaftır, buzludur, yeşildir. 
Bir yaz akşamüstüsü gün batımında keyfi uzatma halidir. 

Beyaz rum alınır, kapağı açılıp şöyle bir koklanır. Dalından koparılmış bir avuç taze nane yapraklarının yanına özenle konur. Lim, şişenin sağ yanında durur ve küp şekerler lim, nane ve bardağın etrafına serpiştirilir. Sade soda buzdolabından çıkartılır ve buz kalıpları kontrol edilir. Buzlar bir arzu nesnesidir, irice tuz edilir... Bu hazırlığın en önemli unsuru havan tokmağıdır; ağaçtan olanı makbuldür. 

Mojito bir ayinin orta yerinde bilmediğin bir duayı okumaya çalışmaktır: ilahi bir yükselme, inançlı bir teslimiyet ile mümkündür. 

Bardak tezgahtaki yerinden alınır, iki ölçü şeker ki genellikle tatlı kaşığı iledir -benim tercihim daha az şekerle hazırlamaktır- özenle suyu çıkarılmış lim eklenir -ki şekerlerin üstünü bir kuş tüyü yorgan hafifliğinde örtmesi beklenir- dallarından ayrılmamış yaprakları, nanenin tüm parfümünü verebilsin diye gelişi güzel bardağa konur, havan tokmağı ele alınır, bir savaşçının kılıç kuşanmasına eş değer bir cesaretle; lim, nane ve şeker birbirine harman edilir, burada beklenen kılıç kuşananın ezici bir üstünlük sağlayabilmesidir. 

Karışımın kokusu içe çekilir, canlandırıcı etki işte tam da buradadır, eklenecek olan soda hafifleticidir, buz serinletici, rum kışkırtıcı... Ölçü isteriz derseniz, rum sodanın yarısı kadardır, başka bir deyişle, soda iki ölçü eklenir, köpürtülür ve bir ölçü rum eklenerek sakinleştirilir. Buz parçalıkları bardağa eklenir, ille süslü olacak derseniz, kiraz mevsimidir, içine bir tane atılıp yeşilin hükmü kırmızının en can alıcısıyla sonlandırılır.

Geriye bir gün batımı kalır, palmiye ağaçlarının gölgesine saklanmış bir teras şart değildir. Keyif garantilidir. 








8 yorum:

kağıt faresi dedi ki...

usul usul rügzarın estiği manzaralı bir terasta içilse daha da keyif verir ama olsun hangi şartlar altında olursa olsun mojito candır, can verir.

7.oda dedi ki...

canımı çektirdin yahu!:)

buraneros dedi ki...

Ay ışığının tahtaların arasından sızamayıp da dışarıda kaldığı "yoksul" bir barda; rom yerine votka ile yapılmışını, hatta yeteri kadar soda olmadığı için de sodanın bir kısmının önce bir bardağa koyulduğu ötekine az kaldığı için iki bardağın tek bardakta toplanıp sonra iki bardağa pay edildiği bir mojito içmiştim bir zamanlar; ki daha öncesinde ve sonrasında içtiğim ne usulde yapılırsa yapılsın hiç bir mojitonun yerini tutamadığı...:))

Yazıyı okurken ve burada hava epey sıcakken ufak bir vantilatörün serinletmeye çalıştığı o barı hatırladım bir an ve farkındayım ki epey de uzattım:))

E S M İ R dedi ki...

Majito aşkından daha çok kelimelere yüklediğin aşka takılı kaldı aklım evrencim! akılda kalmakla yetinemedim can da çekince:) hadi kalk esmirim dedim..kalk ve yap sen de mevcutlardan bir kokteyl kendine:)
Tequila Sunrise Kokteyli hazırladım... önce ilham verene göz kırpıp Uludağın eteklerine doğru kadeh kaldırdım:))ve sonra Times nehrine karşı zamanda yolculuklara çıktım..(2.kadehimi de, Sofra'lı günlerin anısına kaldırdım:)

sevgilerimle...

Evren dedi ki...

kağıt faresi, sen firmin'i bilir misin? kitapları tadlarından ayıran harika bir faredir kendisi. ayrıca hümanisttir, enteldir, serseridir... bu arada mojito candır :)

Evren dedi ki...

yapıver hemen 7. odam, rum bulamadın votka olur... bol buz, bol nane oh mis :)

Evren dedi ki...

buraneros... anılar bazen ne taze, ne kışkırtıcı, ne hafif, ne lezzetli oluyor değil mi?

Evren dedi ki...

bak o da olur, şahane olur esmirim... temel prensip şu olmalı, hafif hafif esen bir akşam üstünde akla ne düşerse o olmalı elde :)dolaptan çıkmış buz gibi bir suya atılan limon bile iş görür böyle günlerde... selam olsun sana da sevgiyle