Pazartesi, Mart 19, 2012

4 Hikaye



1. Hikaye
Yıkadı balkonu kadın, bir kova su ile. Balkon, hikayeleri yazdığı yerdi. Serindi. Yuvarlak iki saksıda ortanca biri pembe ve mavi ve balkon kenarında salkım sardunyalar, pembe çiçekli. Oturdu kadın balkona, sadece hislerini yazsa yeterdi, sadece gelip geçeni yazsa... Aldı eline rakı kadehini, kaldırdı havaya. Şerefe dedi hayata...




2. Hikaye
Dört kişiydiler, en küçük için iki abi, bir abla vardı masada... Oturdular, tatlı telaşlı ellerin hazırladığı masanın etrafına. İki bina arasından görünen denizi ve batmakta olan güneşi katmerleyen, radyoda çalan, eski zaman aşklarını omuzlarında taşıyan şarkılardı. Gece, kendi hızında yavaş yavaş akarken, sohbet koyulaşıyordu. Hayattı konuşulan ve hayattaki beklentiler üzerine anılara yolculuklar yapıldı.

Kadının aklına düşmeseydi adam, daha da güzel olabilirdi o akşam. Uzun süre, 'ille de sen' diyen Doğulu şarkısını mırıldandı aklı. Kurşun adres sormuyodu ki, yakıp da gidiyordu en derinden, depremlerdeydi yürek, yangınlarda, öylesine çaresiz... Rakısından bir yudum aldı, senli benli oldukları günler içindi. Sonra abilerden birinin, hemen yanında oturan ablaya tutkuyla bakışını yakaladı. İçinde bir yer sızladı. Gözünde bir damla yaşa dönüştü. Kimse görmeden parmağının ucuyla sildi. Büyük ihtimalle, hayal etmek, ayrılığa, uzaklığa, yokluğa dair olduğu için, o gecenin sonunda, aşkına sarılarak uyuduğunu hayal etmekten o gece vazgeçti.


3. Hikaye
Evli iki çocuk babası bir adam ve iki evliliği de mutsuzlukla sonlandırmış ve anmak bile istemeyen, boyu kadar oğluyla babadan kalma evde tek başına nefes alan bir kadın. Oturdular bir balkonun, gökyüzü gören kenarına. Ellerinde bira şişeleri, koyu sohbetin konusu: Aşk...

İkisinin yüreği de aşka dönük ama ikisinin de bu konuda şansı yok. İçiyorlar, bir kadının aşık hallerini anlatışından duygukları heyecanı ortak edip kederlerine. Kadın bir ara, senin gözlerin çok güzel diyor. Oysa, kendi gözleri yeşil mavi, güzel dediği gözlerse, duru bir kahverengi. Birininkinde hüzün var, diğerinde ise aşkın parlaklığı. Yudumlarken biralarını, gecenin sessizliğine karışıyor, sessiz çığlıkları. Herkes bu gece tek başına uyuyacak, gece az sonra bitecek. Herkes kendi yalnızlığında, yaşanmışlıkların ağırlığında kendi kabuğuna çekilecek. Gece sabaha zorda kalmasa hiç varmayacak.




4. Hikaye
Gece saatler vurmadan daha onikiye, içindeki sıkıntı belki de uçup da gider diye, oturdu balkona tek başına bir kadın. Elinde, buzlu bir ahudululu votka, yıldızsız gecede yaktı bir sigara. Açtı msn'in küçük ve boş ve beyaz ve karşılıksız penceresini... Başladı yazmaya, içinden geldiği gibi, sansürsüz ve endişesiz...

içimi dökmüştüm, biraz taşmış galiba, batıp çıkmış buralar

uğramazsın ya... hani uğradığında şaşırma
yalnızlık kafa bulantısı yapıyor akşamlarımda
rakıyı buzsuz severim ben bilirsin
geceyi sensiz değil ama
yüzünü görmemişim kaç gecedir
bir yıldızı bilmişim sen diye
bu gece o da yok iyi mi...
öyle karanlık, sanırsın zifiri
bir de serin, yakıyor insanın nefesini
şimdi burada olsan ki yoksun
ve yakın zamanda olman da mümkün gözükmüyor
içmeyip de ne yapsın bu garip tek başına
yalnızlığını alıp karşısına

oysa dostumdun sen benim
şarkılar dinleyip
uykulara daldığım
ve sevgilimdin
sabahlara seninle uyandığım
şimdi ne yıldız var ne sesin
bir rakım var buzsuz
bir de hüznüm bulutsuz


***

Yukarıda okuduğunuz satırlar yazılıp da atılmışlar bir kenara, istemedim orada kalsınlar. 
Burada olsunlar istedim, kişisel yazın serüvenimin bir ucunda...

***


görseller / 1. balkon / 2. balkon / 3. balkon / 4. balkon

6 yorum:

E S M İ R dedi ki...

iyi ki onları atılı olan yerden alıp sayfana taşımışsın sevgili evrenciğim..4 hikayede 4 ayrı dünya! ama kadının içine çöreklenen duyguların anlatıldığı o dizeler yok mu ya!..onları çok içten, çok samimi ve bir o kadar duygu yüklü buldum, bilesin evrenciğim...kalemine sağlık..

iyi haftalar dilerim,
sevgilerimle..

buraneros dedi ki...

iki, üç gündür bir yazı dolaşıyor kafamda; cümleleri değişik bir kurguyla, çekmeyi planladığım fotoğrafların altına yerleştireceğim.

Bir cümle şöyleydi mesela: siz hiç, arabanızla giderken, arkadaki arabada olduğunu bildiğiniz birinin bir kavşakta siz direk karşıya geçtiğinizde, onun olduğu araç sağa dönerse o arabadaki kişinin elinin ilk neye gittiğini, en fazla bir saat sonra bir yerde buluşacağınızı bildiği halde bu reflekse sebep olan duygusunun ne olduğunu dikiz aynanızda gördünüz mü?

Güzel hikayeni okurken, bu cümleyi biraz da yorum yazmak bahanesiyle toparlim istedim. Yorumlara düştüğüm notlardan yazı çıkarmayı severim de... ya da kolayıma mı gelir bilemedim şimdi.

Hey!

Klavyeye dur demek istedim de:))

Evren dedi ki...

sevgili esmir bazen insan kelimelerini önemsemiyor ama o kelimelere yüklenmiş olan duyguyu bildiğinden midir nedir, o kelimelere de kıyamıyor. teşekkür ederim. senin de haftan güzel geçsin dilerim.

Evren dedi ki...

bilirim buraneros, bir çok yazın çok güzeldir, ama o yorumlardan çıkıp da şekillenenler hep bi başkadır benim yüreğimde... merakla bekliyor olacağım; yolu, yolun sonunu ve dikiz aynasından kalanları...

Adsız dedi ki...

Uzun süredir okuyamamıştım yazdıklarını.. okuyamadığım gibi yüzyüze gelip kadehler eşliğinde iki lafın belini kıramadığımızı da farkettim..özlemişim.. tecrübeler büyük konuşturur ya; belki kocaman gelecek söylediklerim duymaktan hoşlanmayacaksın da, ama; içindekiler taşmışsa, duyguların pik yapmışken hala yanlızsan, pembe bulutların üzerinde raksetmen gerekirken karanlıkta hissediyorsan ve üşüyorsan, 2 seçeneğin var ya "dönüp arkanı gideceksin" ya da "sana yaşattıklarını yaşatarak kendine hapsedeceksin".. biliyorum ki sen hapsonulacak kadar özelsin.. bu yorumumu ille de bu sayfaya göndermen gerekmiyor.. senin için dilediğim bulutsuz hüzünler değil kocaman mutluluklar olduğu içindir yazdıklarım yayımlamasanda dikkate al olur mu? öpüyorum kocaman.

Evren dedi ki...

ben de seni kocaman öpüyorum.ufacık şeylerle mutlu olan kadınların dileğidir kocaman mutluluklarla taçlandırmak sevdiklerini.