Çarşamba, Kasım 23, 2011

Gün Ortası




Sabahın erken saatlerinde başlayıp da gün ortasına uzanan toplantıda aniden gerilen seslerdi; beni yazdığım nottan alıkoyan. İçimde bir yer gülümsedi halime. Kim bilir kaç dakika olmuştu o salondan uzaklaşıp da vardığım yerde düşünceler boyu oyalandığım.  Ajandamın geçmiş günler sayfalarından boş bulduğum birine düştüğüm notu bir kez daha okudum.

Hayatın içinde bir yerde donup kaldı zaman, tam o anda belirdi: kırmızı bir kapı.
Hani şu fantastik filmlerin bulutlar üstü ülkeleri olur ya, işte öylesine bulutlar iniverdi göz hızama.
Böyle zamanlarda zaman donup kalır mı bilmem ama, gören artık yürektir.
İnsanın yüzüne bir gülümseme gelip oturur, sesine bir ses rengi daha eklenir.
Görenler buna aşk der -yüzlerinde müstehzi bir gülümseme ile- ben de gülümserim ama ışıldayan gözlerimle.
Bir önceki akşamın gergin konuşmalarının peşi sıra gidilen bir dost evinde, yudumlanan sıcak çay arasına katık ettik göz göze gelişimizi... Uzun uzun baktık birbirimize, uzun uzun ve pek çok şeyi bir çırpıda anlatıverir gibi. Önce kimin gözleri özür diledi hatırlamıyorum. Bunu önemseyecek ve sıraya koyacak da değilim. Benim için değerli olanın çaba harcamak olduğunu biliyorum. 

Ajandanın başka bir sayfasında karşıma çıkan bu kelimelerin nasıl bir gecenin sabahında yazıldığını hatırladım. Toplantı devam edip giderken, o geceye uzandım. öylesine soğuktu ki, pencereyi açtığım gibi kapattım. 

Toplantı notları, günlük planlar, yapılacak işler listelerinin arasında özlü sözlere de rastladım:

Neye inanırsanız, onu elde edersiniz. (W. Rudolph)
O özlü sözü not aldığım eğitimde, en ön sırada oturuyordum. Konferans salonunun kadife bordo koltuklarında, yine sayamadığım dakikalar boyunca, nelere inandığımı ve ne yaşadığımı bulmak için girdiğim dehlizlerde kayboluşumu  hatırladım. İçimde nasıl bir gerginlik oluştuysa, üst yöneticimin, Evren Hanım siz aynı fikirde değilsiniz galiba deyişi ile kendime geldiğimde, utandım. Gündemdeki iş süreçleri maddesi ile ilgili bir şey düşünüyordum, dedim. Ne de olsa o madde benim konumdu ve o konuda can sıkacak ve yüzümün gerilmesine sebep olacak sorunlu iş süreçlerine ilişkin bir sunum yapacaktım.   

Bilgi ve ilgi alanım dışında olan konular ardına ardına geldikçe, ajandanın geçmiş günler sayfalarındaki gezintime de büyük bir merakla devam ediyordum. Neler neler olmuştu koca bir yıl... Bazı notlarda gülümsemem, bazılarında ise gerginliğim hep yüzüme yansıyordu. Kahkaha atmama sebep olacak küçük notlar bile mevcuttu. Kendimi, dersi dinlemeyen bir öğrenci gibi hissediyordum. Aslında bu cümleyi çok rahat şöyle kurabilirim: ben o anlarda dersi dinlemeyen bir öğrenciydim. 

Her an azar işitmem mümkün olduğundan mı bilmem dikkatimi çeken son notla, ajandamın kapağını kapattım:

Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak, doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve değer şekilde kızmak, işte bu kolay değildir. (Aristo)




görsel / buradan

10 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

Seni seviyorum kadın. Çok hem de

Masal dedi ki...

Herkes kızabilir,bu kolaydır.Ancak,doğru insana,doğru ölçüde,doğru zamanda,doğru nedenle ve değer şekilde kızmak,işte bu kolay değildir.(Aristo)

Başka söze gerek yok.Son nokta koyulmuş zaten...

Sokak Kedisi dedi ki...

Gözlerinden gözlerini ayırmak istemediği halde, o gözlere gönlünden geldiği gibi dalıp bakamamak nasıl fena bir eziyet. Çok özendim şimdi :)

Sazan dedi ki...

Seni herkesten daha çok seviyorum...

Adana'ya gelsene yılbaşında :)

Burcuuuuuu, di mi? di mi?

Evren dedi ki...

seni seviyorum ateşten çocuk, hem de çok...

Evren dedi ki...

kızmak ne kolay değil mi masal... hemen kızıveriyoruz, peki hiç üzerine düşünüyor muyuz?

Evren dedi ki...

ah sokağımın kedisi, insan o anda ışınlanmak istiyor, hiç kimsenin olmadığı bir sokağa ve lambasının altında uzun uzun bakışmaya devam etmek, içinden içine aka aka... öyleyse darısı başına :)

Evren dedi ki...

güzel sazan... bu kadın bir yerden bir yere gitmek konusunda bu aralar pek bir tembel... hele de adana... ama ekip sağlam. motivasyon kaynağı. düşünülesi bir teklif... ikinizi de öperim, severim, şimdiden bol bol bol çok bol kahkahalar dilerim.

İçsel Yansımalar dedi ki...

Aşk gülümsemektir zaten başlıbaşına...

Evren dedi ki...

o yüzden sımsıcak gelir ya insana içsel yansımalar...

© Evrenin Dünyası | Powered by Blogger | Design by Enny Law - Supported by IDcopy