Cumartesi, Kasım 19, 2011

,

Uzak Kalmak

Bu aralar teknoloji ile arama giren kara kediyi okşuyorum. Nasıl da mırıl mırıl ve keyifli... Haliyle ben de. Yazmak üzerine yazdığım yazıları şöyle bir okudum geçenlerde. Yazmak bir tedavi benim için cümlesinin derdimi anlattığını bilmek güzel bi'şey kendi adıma. Teknolojiden uzak kalınca nelerden uzak kalmışım diye öncelikle bloglarda ve diğer sosyal ortamlarda kısa bir gezintiye çıktım.... Readerımdan daha sonra okumak için yıldızlar koyduğum yazıları bir çırpıda okudum. Okurken okurken fark ettiğim ve hep savunduğum -ya bizden olanı ya da bizden uzak olanı okuruz tezimden hareketle- benden uzak olanları izlediğim blog listemden kaldırmaya karar verdim. Böyle zamanlarda mucizeler yaratmayı sevdiğimden olsa gerek, mucizevi bir şekilde, izlediğim bütün blogları silmeyi başardım. Böylece geçtiğimiz haftayı -vakit buldukça- yenilerine yer açmak için bir fırsat olarak gördüm. Şu anda listemde olanlardan son derece memnunum.

Blog yazdığım günden beri yüzyüze tanıştığım bloggerlar dışında kalanlar için düşüncem şu olmuştur: kelimelerinden ötürü kendime yakın bulduğum bu insanları tanısam ne olur... Her ne kadar sanal bir ortamda paylaşsak da, duyguların sanal olamayacağı bir gerçek -burada bir parantez açmalıyım belki de, çünkü duyguları sanal pek çok insandan da söz edilebilir, ben bu noktada kendini yazarken, kendinden yazarken mümkün olduğunca samimi, içten ve yürekli olanları ayırmak isterim sadece.

Gündemin bir pamuk ipliği gibi sürekli koptuğu-koparıldığı ülkemde, nefes alırken bile zorlanmaya başlayınca -belki doğru, belki yanlış- insan uzaklaşmayı bir çözüm sanıyor. Önce çevresinden sonra kendinden... Sıralama içinde bulunduğumuz ruh haline göre farklılık gösterebilir elbette. Sebep ne olursa olsun, sonuçta belki de temelde yatan aslan; kendinden yeni bir "ben" yaratabilmek. Kendinden yepyeni birini yaratma süreci sancılı ve kişinin becerileri ile orantılı olarak göreceli bir zaman istiyor... Burada "ben"i tırnak içinde kullanmamın şöyle bir sebebi var: benden uzaklaşabildiğin sürece kendin oluyorsun aslında. Yani ben buna inanıyorum. Söylediğim şey biraz karmaşık gibi gözükebilir. Daha yalın anlatabildiğimi fark ettiğim gün bu konuya yeniden döneceğim.

Kendime dönük gözlemlerimi bir kenara yazabilmek istiyorum, ama bunu kağıt kalemle yapma isteyim ağır basıyor, belki de bu yüzden de "Evrenin Dünyası" bir öküzün boynuzunda şu sıralar, öküz başını çevirse, dünya da dönecek. Ama o şimdilik, sabitlemiş bir şekilde hayatından gelip geçen trenlere bakıyor.

Balkon için havalar soğudu ama içimin balkonunda güneşli bir bahar sabahında kahvemi yudumladım bu sabah. Yaşam-ölüm, hayaller-gerçekleşenler, yitip gidenler-elde kalanlar üzerine uzun uzun düşündüm. Çıkarımlarımı yazacak kadar düzenli bir düşünce süreci değildi. Ama belirtmek isterim ki; yazmak istediğim şeyden şu satıra kadar bahsetmemiş olmam ama gene de çevresinde dolanıp durmam kafamın içinde dolanan ondokuz tilkinin eseridir. Düşünceler, kelimeler ile buluşamıyorsa, bir süre daha susmak gerek.

Yaşamak;
Kandırmadan, sınamadan, üzmeden, üzülmeden...
Yaşamak;
Bir sevgiyi çoğaltmak için çabalayarak...
Yaşamak;
Elindekinin değerini bilerek ve koruyarak...
Yaşamak;
Her şeyin içinde,
Yaşamak;
Bir o kadar da dışında kalarak...


İşte! Tam da böyle bir yaşamak diliyorum kendime.


görsel / buradan


6 yorum:

Kara Kalem dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
aysema dedi ki...

Sevgili Evren,
Gönlünce, gönlümüzce yaşamamız dileğiyle...

Kalemsiz dedi ki...

Gönlünce olsun herşey..

Masal dedi ki...

Upuzun yazıp sildim.Ne yazsam doğru cümleleri bulamadığıma karar verdiğim için.Anlaşılmak isterken anlaşılamama korkusu ya da...
Sadece şunu yazmayı çok istedim.Sen çok asilsin ve farkında burada zaten.Sahte değilsin her şeyden önce,sanal dünyadayız belki ama gerçekmiş gibi görünen insanlardan daha gerçeksin ve burası gerçek dünya.

Seni seviyorum güzel yürekli kadın.Bu kadar söyleyeceklerim.

Evren dedi ki...

>>> sevgili aysema ve kalemsiz; bütün uğraşımız dilediğimizce bir yaşam değil mi? yüreğimizce olsun anılarımız.

>>> sevgili masal, bana bıraktığın ilk yorumu hiç unutmam biliyor musun? uzunca bir süre sesin çıkmadığında da meraklanırım. bazılarına garip gelse de bu durum; yürek yüreği anlıyor, dinliyor, cevaplıyor, ben bunun böyle olduğunu biliyorum.
ve bence önemli ve değerli olan da bu.

ayrıca; kızaran yanaklarımın ve şişen egomun müsebbibi de sensin. ;)
çok teşekkür ederim.

Masal dedi ki...

Ben teşekkür ederim asıl.Zihnine kazınabildiysem ne mutlu bana biliyor musun?
Öyle sahiplenmişim ki seni,sana gelen ufacık bir söz burada sinirden deliye dönmeme yetiyor:)
Yolun öyle temiz ve açık ki,her konuda böyle olduğuna inancım yüksek.Yoluna çıkan bütün engellerin inadına yürü sen...