Çarşamba, Mayıs 12, 2010

,

Islanmak Seninle...




özletiyor bu çılgın sağanak seni
sırılsıklam özletiyor biliyor musun (*)




şimdi sağanak halinde akıyor gözyaşlarım ve ben içime akan her bir damlada eritiyorum bendeki varlığını isteye isteye

artık yok yarınlar
bir umut
bir yıldız 
bir geceyken
ve parlıyorken
ve aydınlatıyorken yolları
yarınlar yine karanlık bir labirent
çıkışı gören var mı



Ben içimin acısını akıtırken kelimelere, Teoman soundcheck yapıyor dışarıda, bir parça çalalım diyor, benim için diyorum... Parça başlıyor, Teoman henüz sigara ile kalınlaştımadığı sesi ile 'suç yok, suçlu yok' diyor... Dilim mırıldanıyor şarkıyı bildiği kadarıyla, ve ikincisi bizim olsun diyorum... 'Yazdan kalma bir günden, ya da "Çölde Çay " filminden, bir sahne var aklımda, oyuncular sanki biziz, mutsuzuz, ikimiz; kimi aşklar hiç bitmezmiş, bizimkisi bitenlerden...'

Herşey karışıyor birbirine... Dün güne, yarın şimdiye... Sözler sözlere...

Sevmeye yeteneksiz hayat böyle
İki yabancı anladım
Birlikte ama yalnız aşk yok artık
İki yabancıyız yok ama
Hani o güneşin batışı zamanla alıştım
Bizi tanrıya inandırışı senle ben hep böyle
Şu an o akşam aklımda kalacağız
Ama çok zaman önceydi, yaralarımız ağır değildi gitgide eriyip
Yine de bağışladım ben hepsini yok olacağız
Hem seni, hem de kendimi yavaş
O kadar yoktun ki yavaş
Yazdan kalma bir günden, ya da "Çölde Çay " filminden sorma neden
Benim de sahneler aklımda, seninkilerden farklı ama niçin
N'olur kendini kandırma herşey yalnızlıktan
Yoktur üstüne senin, güzeli çirkin yapmakta bak güzel bir gün
Suçuysa dünyaya atmakta ölmek için
Neyin bildin ki değerini düş yok, gerçek yok
Benimkini mi bileceksin? bak sonunda anladım
Bunu da tabii mahvedeceksin
yaz yok
kış yok
artık zamanı
karıştırdım

'Güzel bir gün  ölmek için' diyor ya Teoman...   Tesadüf diye birşey yoktu değil mi? Güzel bir gün ölmek için! öyleyse...

Eski bir yazıdan kalanları buluyorum arşivde dolanırken, tane tane okuyorum yazdıklarımı. Tarih atmamışım şaşıyorum. Tarihsiz bir yazı, zamansız gibi, ne zaman okunsa o an'a ait gibi... Bugüne ait gibi... Dünden kalma gibi, yarın her an kaleme alınıverecekmiş gibi...

Dünkü lodos, durmaksızın yağan yağmura bıraktı yerini... Senli benli bir hayatın ortasına yağıyor şimdi gökgürültüsüne katık edilen korkular... Her şimşek çaktığında bir gerçek bir hayalle kapışıyor... Yeneni, yenile olmayan bir dövüşün tarafları gibi ringin ortasında duruyorlar... Hatıralar... Hayaller... Biliyor musun diyor, hatıralarımla, hayallerimin birbirine karıştığını, sanki ispatı zor olmasa hangisi hayal hangisi hatıra bilemeyeceğim, Allahtan o anlardan bazılarını yaşadıklarım hala hayatta da sorabiliyorum, yaşamış mıydık biz... Yoksa ben sadece hayal mı kuruyorum...

Hayaller... Hatıralar... Yaşanmışlıklar... Yaşanması düşlenenler... Yaş alıp başını gidince, hatıralarına sarılırmış insanlar, yaşam asıl o zaman bitermiş, geleceğe dair bir hayali yoksa insanın, hatıralarından besleniyorsa sadece, hayat dururmuş; in denirmiş trenden, beklendiğin istasyona geldin. İnsan bazen inmeli bir istasyonda, garın lokantasında bir çorba içmeli...
Yazım biter bitmez, bir ses geliyor uzaktan, biraz içli, biraz ağlatan... Belli ki yarım bir yazı bu, bir sona bağlanmayan. Bir hikayesi olmayan, meramını anlatamayan. Belki de bu nedenle yarım kalmış bir yazı bu. Hani illa bir sona bağlanacaksa diyorum ki, bir garın lokantasında bir çorba içmeli, en azından senede bir gün, çıkılamayan tren yolculuklarının hatırına, orada oturup, hayalini kurmalı. Yoksa hatıraları mı canlandırmalı... Karıştı işte, yazla kış, karıştı dün bugün, yok artık bir gelecek, bekleme, soğutmadan iç çorbanı...


Candan Ercetin Senede Bir Gun



Belli bu gece uzun olacak, belki de Teoman haklı çıkacak...
Güzel bir gün ölmek için!


________________________________________________________________

(*) Ahmet Telli / Özletiyor Bu Yağmurlar Seni... Tamamı İçin
(**) Fotoğraf / deviantART

4 yorum:

ruhumun pusulası dedi ki...

Çalkantılı, beklentili biraz üşüten bir serinliği var duygularının, ki senden şimdilerde sımsıcak aşk sözcükleri beklerken...

JİVAGO dedi ki...

Çok zengin bir hayal hazineniz var.
Hiç bitmemesini dilerim.O biterse,
"senede bir gün" ün anlamıda kalmaz.

Sevgilerimle

Evren dedi ki...

aşk biraz da çalkantılı, zaman zaman da üşüten bir serinliği olan değil midir ki, ruhumun pusulası... aşkın doğası dört mevsim... gelir elbet baharı da yazı da...

Evren dedi ki...

teşekkür ederim jivago...
dilerim bitmez, sevgiler...