Pazartesi, Mayıs 10, 2010

KARAR

Üst düzey bir toplantının, sınıra dayanmış bir öğle yemeği açlığında, gözler saatlerde, saatler yelkovanla akrebin tatil rehavetine kapılmış yavaşlığında, evet, geçmiyor zaman ya da yetmiyor zaman hallerinin sıkışıp kalmış garipliğinde; elimde bir not defteri, diğerinde bir kalem, bembeyaz bir sayfaya alınacak ne çok notum var da kelimelerim nerde diye düşünürken... Bir yapılacaklar listesi hazırlasam diyorum, 40'a 2 kalada; kalemin kağıtla buluştuğu o anda elim titriyor:

MAYA yazıyorum, hemen yanına KARDELEN...

Elim durmuyor, yüreğimin çığlığı susmuyor... To do list, to do list olmaktan çıkıyor.




Oysa ben seni yoldan geçerken bile sevdim. Dokunmamıştım üstelik henüz sana. Ne adını biliyordum ne de nasıl bir kokun olduğunu.... Sen hiç bilmedin: Sen başka kucaklarda, sırtlarda, omuzlarda hayata şaşarken, ben sensiz kalışıma şaşıyordum. Hiç mi hak etmedim seni diye öyle çok düşündümki... Ama sen bir hak değildin, bir karardın nihayetinde: Doğru adamla kadının bir araya geldiğinde hayat adına aldığı en önemli karardın sen: Hiç cesaret edemediğim. Yalnız kalırsın diye korktum en çok, yetemem sana diye...

Seninle oynayamadığım oyunları oynadım çocukların bahçelerinde... Binlik puzzle yaptım dilini zar zor konuştuğum bir tanesiyle. Kovboy oldum bir diğeri ile. Saklambaçtı en sevdiğim oyun, gözyaşlarım gözükmesin oyunlar oynarken diye... Fal baktım plastik fincanlarda, öyle küçüklerdi ki, senin ellerini düşledim bir kız çocuğunun "alır mısınız" diyen kahve kokusu bedeninde...

Geceleri ağlayarak bölmedin uykularımı belki ama çok uykum bölündü benim sensiz oluşuma. Benim olman şart değildi ki; benim olmadığın zamanlarda oldu elbet hayatımda. Öyle çok sevdimki seni o zaman bile; bendensin gibi, bensin gibi, cansın gibi sevdim seni en çok.

Bir erkek çocuğu oldun bir seferinde, at koşturdum seninle salonun ortasında ve sonrasında bir kız çocuğu; salatama roka kopartan... Bir "dedişşşşşşşş" diye sesdin günün ortasında. Saçımı saydın tel tel renkleri öğrenirken. Kırmızıydım ben ve sen kıvırcık saçlarına isyan ettin; benimkiler düz, seninkilere benzemiyor diye...

Sen hiç benim olmadın belki ama kokladığım her bebekte, oyunlar oynadığım her çocukta, derdini dert edindiğim her ergende benimdin sen, benimleydin, bendendin o anlarda...
Şimdi tamamlanacak bir "to do list"im var elimde, tek madde halinde...

________________________________________________________________


Yukarıda okuduğunuz yazıyı, 2009'un 8. ayında kaleme almışım. O günü hatırlıyorum. Tetikleyeni de... Bugün ne mi tetikledi bu yazıyı yeniden yayına vermeye: Annemin gözyaşları... Dün anneler günüydü. Annemin; en üzüldüğüm şey ne biliyor musun, diyerek lafa başlayıp, tamamını getiremeden gözyaşlarına boğulması ilk defa denk geldiğimiz bir an değildi, ama dün, kimin anneler gününü kutlamak için aradıysam cümleler daha önceden planlanmış gibi, benim anne olmam üzerineydi... "Sen tanıdığım kadınlar içinde, anne olması gerekensin, o kadar yakışır ki anne olmak"  minvalinde kaç cümle duydum ve kaçında gözümden yaş geldi, bilmiyorum... Akşama doğru bir çocuktan gelen mesaj, katmerledi ruhumun derinliklerindeki soruyu; "Sen anne olsan, çocuğun çok şanslı olurdu, aklıma geldi öle bi..."

Evren bana birşey demek istiyor... Ya da benim evrenden duymaya ihtiyacım olanı bana sunuyor farklı farklı elçilerle... Bilirsiniz değil mi, Allah beni kurtaracak deyip de gelen yardımları geri çeviren rahibin hikayesini...

Dün uykuya yatmadan önce aklıma gelen ise, sevgili tontininin, anneanne olarak bize aktardığı anekdot oldu. Düşündüm ki, anne olmazsam, anneane veya babaanne olamayacaktım. Oysa...

Sabah sabah kendimi hüzün denizlerinde kulaç atmaya teşvik etmeden, diyorum ki, sanırım kararımı bir kez daha gözden geçirmeliyim. Vakit varken...












6 yorum:

NiLaY dedi ki...

Canım hayırlısı diyorum ve kesinlikle bu tek maddeyi hayata geçirmeni öneriyorum :) çünkü gerçekten tarifi imkansız mutluluklara açılan bir kapı annelik.. anlatılmaz ve yaşanır

Ateş Böceği dedi ki...

BENCEDE BİR DAHA GÖZDEN GEÇİRMELİSİN ..EMİNİM ÇOK YAKIŞACAKTIR ..EMİNİM ÇOK İYİ BİR ANNE OLACKSINDIR ..VE EMİNİM :) KOCAMAN GÖZLÜ KOCAMAN KALPLİ BİR ÇOCUK OLACAKTIR..VAKİT VARKEN VE KEŞKE DEMEMEK İÇİN...

SBS dedi ki...

Dün hiç canım istemezken, sırf yazmış olmak için bloga bir iki satır karaladım, anneler gününü annem yanımda hatta yanıbaşımda olmasına rağmen neden sevmediğimi suya sabuna dokunmadan anlatmaya çalıştım, aslında çalışmadım bile... Bugün uyandığımda, çok şükür dedim, kazasız belasız atlattık bir anneler gününü daha, kimseye çemkirmedim, telefonları kapattıktan sonra ağladım... Sonra bi bakayım dedim, Evren napıyor, sen beni gafil avladın... Hani hep dediğim şey var ya, o cümleleri ben düşünmüştüm ama öyle yazamazdım, bir kez daha kalemine sağlık... Ve kocaman anne yüreğine, en kısa zamanda hak eden bir kişi ile aynı kararı alabilmeyi diliyorum kendime de... Sevgiyle kal ve günün çok güzel geçsin...

stuven dedi ki...

gözden geçirmeliyim demişsin ama aslında kararını vermişsin. şimdiden hayırlısı olsun.

Evren dedi ki...

hepinize teşekkür ederim, güzel sözleriniz için...

fark ettim ki herşey zamanında güzel. zamanında ilkokula gitmek, üniversite öğrencisi olmak, mevsiminde bir şehri gezebilmek önemli... yemeği soğutmadan yediğinde aldığın lezzet başbaşkadır ya...

bir karar vermiştim aslında, çocuk doğurmammak... sanırım biraz da hormonsal bir durum, dış mihraplardan baskılar düzenli ve ısrarlı gelince de acaba mı diyor insan tabi...

hayırlısı diyorum ben de... hep olduğu gibi, hayırlısı ne ise onu yaşama fırsatım olsun şu hayatta...

sevgiler hepinize...
iyi ki varsınız...

elif gizem dedi ki...

Yine yazdın ve yine okudukça yüreğime birşeyler bıraktın... Bazen şöyle düşünüyorum:"hayatta bir kadının yaşaması gereken her duyguyu tatmalıyım mutlaka." Bunlardan biri de annelik... Öyle özel, öyle güzel ki sana bakan küçücük muhtaç bir canlı. Böyle birşeyi kucağımda düşünmek bile inanılmaz. Anne olmak bir parçanın senden ayrı dışarda dolaşması demekmiş. Umarım birgün yaşarız..