Salı, Kasım 03, 2009

BİR FISILTI / AYDINLIK İÇİN

Rüzgar değildi, hayır kesinlikle bir rüzgar değildi ama içimi ısıtan bir esintiydi. Fısılda dedi... Sadece fısılda... Duymazlar ki dedim... Ben şimdi nadasa bırakılmış bir toprak parçasıyım... Çoçuk parkındaki terk edilmiş salıncakta kurumuş bir yaprak... Terk edilmiş kasabanın kilisesindeki çan... Kendi içine kaçmış cılız bir ses... Sesim çıkmaz ki... Dene dedi... Atamız için dene... Severek ve sevinerek dedim. Çünkü bilirim ve inanırım ki; aydınlık fısıltılar çoğalırsa kaybolur karanlıklar...






ALTINA İMZAMI ATARIM...

"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."



Daha önce gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk projelerinde de elimden geldiğince destek vermiştim ama bu seferki bir sosyal sorumluluk projesi değildi... Bu sefer hedeflenen tek ses olmaktı, tek yürek... Bugün Cumhuriyeti yaşıyorsak onun önderliğinde dökülen kanlara da sahip çıkmaktı.  Bugün Cumhuriyet türlü çeşitli oyunlarla yara alıyorsa, işte tam da hedeflenen CUMHURİYETE sahip çıkmaktı.

Cumhuriyete inanıyorsanız, ben bir bireyim diyorsanız, size verilen hakların tek tek elinizden alındığını düşünüyorsanız, eskiden kardeştik ne oldu bize diye soruyorsanız,  BİR MİLYON KALEM EDİTÖRLERİNİN BAŞLATTIĞI KAMPANYA DESTEĞİNİZİ BEKLİYOR...

4 yorum:

sufi dedi ki...

Ben de "umurumda "yazımla birmilyon kaleme imzamızı attım sevgili evren.
Senin aracılığınla EVREN'e gönderdim.

beenmaya dedi ki...

bu bir fısıltı değil olamaz da. bu pek çok sesle, yürekle birleşip tek bir ses olarak varlığını tekrar belli edecek koca bir ses hem de avaz avaz...

İDEA dedi ki...

Karanlık başlangıcın eseridir. karanlık hep vardı ve olacakta. Yeter ki biz süzülen ışığı gözlerden öteye geçirelim.

Evren dedi ki...

daha çok şey yapmak gerek, çok daha fazlasını... türkiyenin yeniden dirilişi konferansına katılımın sadece sınırlı sayıda gençler olduğunu fark edince, içim acıdı, oysa anlatılanlar bir vatanın nasıl vatan bilindiğine dair yaşananlardı, hani bize hazır sunulan, hani kanımız, canımız akmayan, toprağa karışmayan bu nedenle de değer bilemediğimiz vatanımızın, nasıl vatan olduğu, bayrağımızın nasıl kazanıldığdı anlatılan... oysa çok az genç gelmişti, bir avuç bile değillerdi... ürktüm ve üzüldüm...