Salı, Kasım 17, 2009

,

ZERAFET





 o kadar gerçek ki;
 elini uzatıp bir kaçını gizlice almak ve küçük bir kaçamak yaşamak istiyor insan…


Su gibiydi kenarları, bir genç kızın düşlerini süsleyen; gelinlik sandığına kaldırılacak bir danteli çağrıştıran hali vurdu beni en çok... Hele o; evden ayrılacağı gün incecik ve kuğu boynuna dolanacak, anne yüreğinden gelen siyah inciler ki ne az bulunurlardı denizlerin dibinde... Bir düş kurdum üzerine, elimi uzatıp bir kaçını gizlice aldım mutfak tezgahının üzerinde az sonra tart olmayı bekleyen likapalardan:

Bir adam, ama ne adam mutfakta... Duvarları krem renkli, küçük kare fayansları duvarla aynı renkte olan ve akça ağaçlı mutfak dolabıyla bir bütünlük oluşturan tezgah bir ton koyu herşeyden, hakim olan renkler krem ve fıstık yeşili... Kadının sadeliği ve özeni, adamın dikkati ve beğenisi ile birleşmiş bir yaşam alanının tam köşesinde duran oval masa; sabah kahvaltılarında ve en çok da yemek hazırlığı sırasında yapılan sohbetlere tanıklık ediyor... Üzerinde koyu fıstık yeşili bir örtü ki; o da fransız balkonunun camlarını süsleyen; ince belini ortaya çıkaran  bir ton koyu satenle kombinlenmiş uçuk fıstık yeşili tülle yarenlik etmekte... Sohbetleri  bir gece öncesinin sır gibi saklanan tarifinin içine bir doz aşk katılmış yemeği üzerine ve muhtemelen yemeğin hazırlanışı sırasında adamla kadının birbirlerine hiç yakınlaşmadan dokunuşları... 


O gece için planlanan yemek; kremalı fıstık yatağında bonfile, mandalina soslu mevsim yeşillikleri ve yoğurtla inceltilmiş mayonezli patates salatası... Ve yanında illa ki mumlar ve şarap ile... Kadın mutfak tezgahına gece için hazırlanacak malzemelerini dikkatle ve şaşılacak bir el çabukluğu ile hazırlıyorken, adam müzik seçimini yapıyor: Frank Sinatra





İkisinin yüzünde de o bildik, tanıdık aşık haller: Sabitlenmiş bir gülümseme ancak günün anları üzerine keyifli hatırlatmalar yapılırken dudaklardan uzaklaşıp, gözbebeklerine gelip kuruluyor. Adam ve kadın ezber bozan bir gerçekliğin kendi biriktirdiklerinden yola çıkılınca o hiç de şaşırtmayan şahaneliğine şapka çıkartıyor her denk gelişte... Denklik hali için, 1000lik puzzle parçalarının kendi karmaşıklığı içinde, ortaya çıkması önceden tasarlanmış tablonun en can alıcı yerinde iki tanesinin bir araya gelişi ile tanımlandığı bir halle resmediliyor... Zerafet işte tam da bu noktada karşılık buluyor kendine... Ahenk tanımı tam da bu noktada yeniliyor kendini ve mutluluk tam da o anda donmuş bir kare fotoğraf oluyor belleğin en ön sırasında... Yüreğin ritmini hızlandırıp, nefesi kovaladığı an, soluksuz kalıyor insan... Anlara sığdırılan çokluğa, çokluğa sığdırılan sadeliğe ve sadeliğe sığdırılan bir coşkuya yol veriyor bir mumun gölgesi... Uzuyor gölge, adamın ve kadının üzerine... Uzanıyor gece adamın ve kadının sesine... Uzuyor gece...

Likapalar ağzımda bıraktıkları biraz mayhoş tatlarıyla dişimin kavuğunda bile yer etmeyince, elimi uzattım gümüşi tabağa ki geç kalmıştım... Çoktan kek hamuruna malzeme olmuş likapalara teşekkür edip, bana o geceyi yaşatan adama ve o gece gibi gecelerin tekrarlarının ve çok daha güzellerinin yaşanacağı yepyeni düşlere beni sürükleyen yüreğe sarılıp uyuyacağım bu gece...


Sol yanınızı sıcak tutun derim:
belki bir likapa değer dilinizin ucuna
ve bir düş kurar aklınız yüreğinizle bir olup yaşanmış bir an üzerine...
Belli mi olur, belki düşünüz gerçek olur...



_______________________________________________

Fotoğraf / Likapa@Cafe Fernando/foto

10 yorum:

Dalgaları Aşmak dedi ki...

"aşk"ın tadı ancak bu kadar güzel anlatılabilir.

haykırış dedi ki...

"aşk" 6 yıl ne çileler çektirdi bana, o zorlu geçen günler, aylar ve yıllar. Hiç unutmadım ki.
Bazen eşime takılırım, neydi o günler çöpe çevirmiştin beni bak şimdi tulum oldum hadi tazeleyelim diyerek. Aldığım cevap şu aynen; Delimisin sen o yaşta koşarken şimdi yürüme güçlüğündeyiz, sonra nerde bulacağız salıncakları...
Aşkın yaşı, başı, sonu yoktur ya aşıksındır ya aşık. Aşk olsun aşk yaşayanlara
Heyy gidi dünya
Kardeşim Evren yazınız bizi taaa 17 li yaşlara götürdü inanın.
Elinize sağlık.
İyi akşamlar diliyorum.
Sevgi ve saygıyla

sufi dedi ki...

" Likapa, Ligarba, Lifos,Trabzon Üzümü,Kaskanaka,Çera (Çela), Morsivit veya Mahabak, Çalı Çiçeği, Ayı Üzümü, Çay Üzümü veya Çoban Üzümü, Yaban Mersini MAVİ ALTIN Blueberry ."bir meyvenin bile ne çok adı var ama AŞK'ın varsın tek adı olsun.Ezelden ebede de aynı heyecanda sürsünnn gitsin.

Sokak Kedisi dedi ki...

Duyguların Aşk'ı en sıcak tutacak olanlarını seçip, sessiz ve abartısızca aynı anda barındırabilmek iki ayrı yürekte.

Sevgili Evren; yazdığın yaşadığın ise eğer inan bana bu bir mucize.

Sonsuza dek senin olması dileğiyle;

Evren dedi ki...

teşekkürler dalgaları aşmak, dilerim aşk senin yüreğinde daha güzel bir tat bırakır...

Evren dedi ki...

sevgili haykırış ve saygıdeğer eşleri ne güzel o yaşlara dönmesiniz, dilerim ve umarım ki sizin yaşlarınıza gelince üzerine konuşulacak bir aşkı büyütmüş olurum aşkıma :))

Evren dedi ki...

ya dimi tontinim, aşkın adı her daim tektir yürekte ve ne güzedl de demişsin sürsün gitsin ezelden ebede... dilerim dilerim tontinim sürsün gitsin süresizce :))) sevgiler...

Evren dedi ki...

ah sokak kedisi bilsen hem de nasıl bir mucize, bir kış günü karda donmak üzere olan bir sokak kedisinin, bir şöminenin hemen yanı başında sahibinin kokusunun üzerine sindiği bir hırkaya gömülüp uykuya dalması gibi...

Ateş Böceği dedi ki...

:)))

Aşkla,mutlu günlerin olsun

Evren dedi ki...

deli kız nerelerde dolanıyorsun sen, kaybolacaksın bak benden söylemesi :)