Cumartesi, Haziran 05, 2010

, ,

Tembel Cumartesi




cafe del mar-volume 9-11- trio mafu


Uzun zamandır ilk defa bir cumartesi çalışmıyorum, yapılacak işler listem boş ve ben sadece tembellik yapıp, öylece ayaklarımı uzatıp, belki bir film izleyip, çokça kitap okuyup, biraz gazeteleri karıştırıp, az biraz bloglara bakıp, öylece, tembel tembel bir cumartesi geçirecektim sözün ona... O kim? İnanın bilmiyorum... Sözümona, sözde yani, bir fentâzi (okunduğu gibi yazılır), bir güya hali...  Sözde kalışını şu saate kadar bizzat yaşayarak öğrendim.  (Saat 12 sularında yazılmaya başlandı da bu yazı...)

Sabah deliler öptü beni, gene her sabahki gibi; saat 6 ve benim gözler ferfecir. Dedim ki kendime, ulan kadın uyusana, ne işin var sabahın köründe. İşte o ölümcül soru ve aklıma o anda üşüşen düşünceler:

  • Annenin evinde çiçekler sulanacak. Görev başarı ile tamamlandı ama balkon kapısı açık mı unutuldu kuruntusu giderilsin diye, yarın bir daha eve uğranacak.

  • Pazara çıkılacak. Pazara çıkıldı, meyve ve salata alındı, özenildiği için enginar ve barbunya alındı, bir de şimdi onlar pişirilecek iyi mi?

  • Çerçeveciye fotoğraflar verilecek. Verilmedi, ve sanırım bir süre daha verilemeyecek.

  • Market alışverişi yapılacak. Yapıldı, yapılmasına ama liste evde unutulduğundan bir kere daha çıkılacak. Ha bu arada unutmadan, listedekilerden sadece birini alıp, elimde 5 torba eve dönüşümün mantıklı bir açıklamasın yapacak biri aranmaktadır, bilginize.

  • Renkliler yıkanacak. Yıkandı, asıldı, kurudular, toplandılar. Ütü için sıraya konuldular, lar ekinden de anlaşılacağı üzere pek çoklar...

  •  Beyazlar ütülenecek. Lazım oldukça ütülenme fikirlerine giderek ısınıyorum, nasıl olsa haftaya Ayşe geliyor.

  • Eczaneye uğranılacak ve ilaçlar alınacak. Uğranıldı, reçete unutulduğu için ilaçlar alındı, reçete için bir kere daha uğranılacak.

  • Balkonlar yıkanacak ki arka balkona çamaşırları asasın, ön balkonda oturup keyif yapasın. Günün en keyifli, en ıslak ve serin anlarıydı, gene olsa gene yaparım.

  • Kendi evinin çiçekleri çeşme suyuyla ve annenin orkidesi içme suyu ile sulunacak. Bol bol sulandı, sonra da yağmur yağdı.

  • Yardımcı aranacak, hem kendi evin hem de annenin evi için günler programlanacak. Bu konuda üstüme yok doğrusu.

  • Dün akşam, günbatımını ve gölün uykusunu çekemediğin için bugün bir posta daha hayıflanılacak. Bu konuda sayfalarca hayıflanabilirim, kendime çok kızdım çünkü. Öyle güzeldi ki... Gene gidilecek, bu sefer sevgili ile elde soğuk biralar, kulaklarda nağmeler, gün batırılıp, fotoğraflar çekilecek. Kim elini çabuk tutarsa o; akıp giden zamanda anı edebileştirecek.
Neyse ki öğlene kadar bütün işlerimi bitirdim de, tembellik edecek zamanı da kendime ayırmış oldum. Gazetelerde haberler malum, hızla değişen gündemi takip edebilen var mı bilmiyorum ama gazeteciler bile bu anlamda beter durumdalar, hayır tam yazılarını yayına hazırlıyorlar, pat! gündem değişiyor ve işin kötü yanı bir de 'eskiyor' yazı, bir gün içinde. Hatta neredeyse saatle ölçülür oldu gündem artık. (Bu konuda genç kalemlerden mussano'nun şu yazına bir göz atın derim. Analizler doğru, saptamalar yerinde...)

Bloglarda dolaşırken fark ettim ki, 'yeterki belden aşağı olsun herşey satar' klişesi hala çalışıyor. Şu yazımı hatırlatmak istedim size de. Ve altına düştüğüm açıklamayı da bir kez daha taşımak istedim buraya.


sevgili dostlar;

kabul etmek gerekiyor ki; başlık sattırıyor... başlık kadın olunca satışlar iki katı; seks, sevişme gibi mahreme kaçan kelimelerle süslenince neredeyse 10 katına çıkabiliyor... hal böyle olunca az önceki sevişmemin :) rüzgarı bugün kü ziyaretlerimi de olumlu yönde etkiliyor... istatistiksel olaraksa sonuçlar şöyle;

bugüne kadar ki tekil ziyaretçi ortalaması 94, sayfa dolaşım toplamındaki tıklanma sayısı 238...

ve dünkü sonuçlar...

tekil ziyaretçi sayısı 786, sayfa tıklanma sayısı 1250...

az önce seviştim de linkini verdiğim öyküme de nezaketen buraya kadar geldik bir göz atalım diyen sayısı; sıkı durun sadece 28 :)))

bu durumda derdimiz çok satmaksa yapacak bir şey yok, tarzımızı değiştireceğiz... ya da bildiğimiz yoldan vazgeçmeyecek ve içimizden geldiği gibi yazacağız ve azla yetineceğiz ne de olsa ne demişler: önemli olan ulaşmak istediğin hedef kitle ve ben kelimelerle sevişen ve yan komşunun sadece kelimelerini merak eden dostlarımla mutlu mesut yazın hayatıma devam edeyim diyorum...

hepinize sevgiler...
Bloglarda gezintim bitince, L koltuğuma uzanıp, Brida'yı okumaya devam ettim. Bitmek üzere... Paulo Coelho'nun kitaplarından en çok; Zahir ve Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım etkilemiştir beni. Bu kitabını okumayı düşününler olursa diye, kitap arkasından bir alıntıyı iliştirivereyim, bir parmak bal niyetine...
"Ruh-eşimi nasıl tanıyacağım?"
Wicca Brida'ya "riske girerek" dedi.
"Başarısızlık, hayal kırıklığı risklerini göze alacaksın, ama aşk arayışından hiç vazgeçmeyeceksin. Arayışına devam ettiğin sürece sonunda zafere ulaşacaksın."
Kitabıma ara verdiğimde, televizyon kanallarında dolaşıyordum ve film kanallarından birinde izlemediğim 1993 yapımı bir filme denk geldim, Kalifornia.  Film; katil kimdir sorusuna cevap arayan bir yol filmi aslında. Zaman zaman temposu düşse de, belli klişelerle donatılmış olsa da, belki de izlediğim zamanlamayla da alakalı hani güncel siyasetin içinde, katil, suçlu kavramları da kafamızın içini bu kadar işgal ederken, iyi bir seyirlik oldu benim için diyebilirim.

Filmin bitişinden bir beş dakika sonra tembellik modundan uyku moduna geçmek üzere olan bedenim, kapının ısrarlı, kararlı ve azimle çalınışına daha fazla direnemedi. Gelenler; Körler Derneğinden dergi satışı yapan iki kadındı. Onlara; bu tür kapıdan yardımlara sıcak bakmadığımı, inandığım ve bildiğim derneklere zaten yardım ettiğimi belirten cümlemi kurmuştum ki, bitmeden, arkalarını dönüp gitmeleri, bende bir güvensizlik yarattı ama balkonlara çıkıp da ne halt ediyorlar diye bakacak mecalimi, az önce uzandığım koltukta bıraktığımdan, çabalamadım ve hayatı kendi akışına bıraktım. Zaten oldum olası, şu kapıdan satış, bağış ve benzeri girişimlere mesafeli durmuşumdur.

Salona döndüm, gördüğüm rüyaya - yok o henüz rüya değildi, ama rüya zemini için güzel bir hayaldi - sonunu kaçırmadan ulaşayım istediğimden, hiç de üşenmeden uzanıverdim koltuğuma, açtım bir en yumuşağından jazz, nasıl da gidiyorum yavaş yavaş... Derken, kapı gene çaldı. Arkadaş, toplandınız da bütün mahalle Evren'e uyku yok eylemi mi yapıyorsunuz. Neyse, kalktım tabi gene, su tanıtıcısı... İstemem kardeşim, ben suyumdan memnunum, dedim mi demedim mi, pek emin değilim ama kapıyı açmamla kapatmamın bir an meselesi olduğunu anımsıyorum.

Kaçan uykumu kovalayan kuzular baktım çitlerden çokkkk uzaklaşmışlar, bari dedim kek yapayım. Bu nasıl bir ikame duygusudur, anlayan beri gelsin. Günlerdir aklımda havuçlu kek. Hazır vakit varken, aldım elime tarifi, girdim mutfağa. Yaklaşık bir saat sonra yapacağım balkon keyfine, havuçlu kekim hazır, hazır olmasına da, yağmur ha yağdı ha yağacak ve ben temizlediğim bal dök yala balkonum, pişmeye beş kala  kekim ve demlenmeye iki durak var çayımla, kalacağım gibi ortada. İnadım inat masayı iyice yaklaştırıyorum balkon camlarına ve yağmura karşı keyfimi katlıyorum, mis gibi havuçlu kekim, bergamut kokulu çayım ve hüzün efektli havamla...

Gün güzel, alabildiğine tembel geçti, 
az sonra açacağım buz gibi bira,
 yağmur sonrası sokak ve çimen kokusu
 ve mumlarım ve müziğimin ahengi ile
daha da tembelleşeceğim. 

Pazar İçin Mesaj İçerikli Dilek!

İnsanoğluyuz, hepimiz risklerimizi, inandığımız doğrular uğruna alıyoruz.
Kimimiz aşka inanıyoruz, kimimiz sevdaya.
Kimimiz müslümanız, kimimiz hristiyan.
Kimimiz yoksuluz, kimimiz fakir.
Kimimiz afrikalıyız, kimimiz amerikan.
Kimimiz karayız, kimimiz beyaz.
Kimimiz Çince konuşuyoruz, kimimiz unutulmaya yüz tutan bir dilde.
Hepimiz insan olduğumuz gerçeğini unutmadan yaşayabilsek keşke.
Yani ölünce, sonuçta bir avuç toprak, ya da kül olacağız değil mi?
Eğer biraz şanslıysak, belki yepyeni bir hayat olacağız biririn gözlerinde, ciğerinde, ya da yüreğinde...
İyi pazarlar dilerim hepinize,
Sevgiyle...



Fotoğraf / LayZ's

26 yorum:

Masal dedi ki...

ben geldim...arşivinin mis gibi kokusunu çekmeye.ben bunu hep yapıyorum gerçi de bu gece daha bir anlamlıydı yazıların içinde dolaşmak.tam kapatıyordum ki yeni yazını farkettim.okumadan geçmek olmazdı tabi...sıcağı sıcağına bulmuşum kaçar mı:)
ne demeli bilmem?okurken bir sürü şey geçerken zihnimden,yorum yapmaya gelince (yazına dair)ne yazsam içimdekini yansıtamayacağım hissi hep vardır sana karşı.eksik kalıyorum anlıyor musun?sana yorum yazacakken eksiliyorum.öyle güzel ki anlatımın.seninle beraber yaşıyorum ben de cumartesiyi:)yaşadım da...
okuma alışkanlığına dönüştü,bağımlılık yaptı,masalın yüreğinde öyle güzel bir yere yerleşti ki 'evren' yüreğim onu çok sevdi diyebiliyor ancak:)
güzel yüzün hep gülsün.hep aşkla, mutlulukla...
not:bugün sevgili'nin sesini duydum.çok uzun zaman olmuştu.(ya da bana öyle geliyor.hep özlediğimden)gözlerimi kapatıp sadece sesine odaklandım.o an için ne söylediği pek de önemli değildi aslında.ben sadece tadını çıkardım.bunu da neden yazdım bilmem:)
gecen güzel geçsin...

Kara Kalem dedi ki...

Sanada iyi pazarlar evrenim.
Güzel yazmışsın.
Tane tane okudum.
Yapmış olduğun kekin kokusunu bile aldım diyebilirim.
Afiyet olsun
Kendine iyi bak
Sevgilerimle

guguk kuşu dedi ki...

Bridayı nerdeyse birgünde okudum yael naimi dinleyerek balkonda. Belki artık çok klasik ama ben paulo coelho ne yazarsa zevkle okuyorum. Kimbilir belki hep benzer şeyler yazıyor amaaaaan olsun bana ne ya. önemli olan şu ki:benim duymak istediklerimi yazıyor:D iyi pazarlar evrencim (bende pazar kahvaltısında menemen yapıcam bizimkilere)

elif gizem dedi ki...

Mutlu haftasonlarııı :)) Kendimiz için ayıramadığımız zamanlardan hep yakınıyoruz. sonra elimize o zaman geçince de ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Ben şahsen öyleyim. Bence sen gayet verimli geçirmişsin cumartesini :))

Evren dedi ki...

:) ilahi masal... akşam yorumunu okudum ve gülümsediğimi fark ettim. sabah aklım sende uyandım. gülümsediğini düşündüm, hala!
ne güzeldir sevgilinin sesiyle uyumak ve ona uyanmak, yalnızca ona. onunla uyuduğun ve gözlerinin içi güldüğü gecelerinde, sabahların da çok olsun emi...
sevgiler ve iyi pazarlar...

Evren dedi ki...

yağmurlar geldi bizim buralara kara kalem, öyle güzel yağıyor ki... insanın yazası geliyor bir de kokulu bir çayın sıcaklığında hayaller kurası. sevgiler...

Evren dedi ki...

canım, sen nasıl vakit buluyorsun da böyle uzun uzun yazıları okuyabiliyorsun ki, kız uslu galiba :)
aman huzurlu ve mutlu bir çocuk olsun, yaramazlık ne de olsa akıldan gelir :))
aklıma düşürdünguguk kuşum ben de bir menemen yapıvereyim bari...
gününüz güzel geçsin, öperim.

Evren dedi ki...

elif ben en çok iş yok dediğim zamanlarda aklıma üşüşen işlere bozuluyorum aslında, yahu yok demişim bir dursanıza durduğunuz yerde dimi :)) valla verimli geçti de, eksik kalanları bugün tamamlayınca süper olacak gibi :))
iyi pazarlar, sevgiler...

sufi dedi ki...

Bir güne bunca işi sığdırabilen Evren'ime sormak geldi içimden;
" Sizin oralarda gün kaç saat?" diye.Okurken yoruldum inan.Yapılanlar, yapılması eksik olan ya da yapılmayanlar yapılacaklar ve dııt dııttlananlar.Of be canım ben uyumak istediğimde telefonları bile çekiyorum, çünkü niyet etmeye göreyim, aynı senin yaşadıklarını yaşıyorum ..Sen canım aşktan bahset bize, şarap kadehinden rüzgarın seslenişinden yıldızın kayışından boşver dünya işlerini..Bu hayat öyle yaşanır böyle yaşanmaz . Seni seviyor Tontinin aşkla çoğal dilerim.

handan dedi ki...

ben hiç denecek kadar az ütü yaparım! jean ütülemem ütüleyene kıl olurum, tşörtleri asarken düzeltirim sonra üstümde düzelir zatn öğlen ya da akşam kirlidedir üstelik
bulaşık yıkarım
alışverişe bayılırım

Pilli Petro dedi ki...

baya kalabalık bir günmüş benim cumartesi gündökümümü görsen!


yazayım bari :) sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı ? değil diyor Volkan Konak ...

güzel bir pazar olsun madem :)

guguk kuşu dedi ki...

he he. ben yazıların tümünü hiiiç bi zaman okumam heleki uzunsa, çocukluğumdan beri böyleyim. yazıların işime gelen yerlerini okur, kafama göre bunları birleştirir bir anlam çıkarırım. bi başından bi ortasından bi sonundan:D

Evren dedi ki...

hahah tontinim, sabahı 6 gibi başlat ama 12den önce gece olmasına da izin verme, bak o zaman neler de sığıyor yaşamın içine :))

aşk gelince, yazıldılar yazılmasına da, nazarlara geliyor, kem gözler kalıyor üzerinde diye, vurdum kendimi dünya işlerine yazılarımda, aşkı ayırdım kendi dünyama :))

öperim kocaman...

Evren dedi ki...

handanım sen zaten gezmekten işe, ütüye zaman bulabiliyor musun ki... bulaşık benim de sevdiğim ev işlerindendir, bir vaktini bulsam çıkacağım seninle alışverişe ama vakit kalmıyor işte. öperim, devle trilye falan yapmışsındır, yazılarını beklerim.

Evren dedi ki...

e olsun da pillim, güzel pazar da göreceli değil mi :))

kadınımmm diyor ya volkan konak pek gülümsüyorum ben her seferinde :))

öptüm, dilerim güzel geçti pazarın...

Evren dedi ki...

bak ben de yaparım arasıra onu, baktım topladığım parçalar hoşuma gitti, baştn bir daha okurum :)))

hahah demek ki yalnız değilmişim guguk kuşum.

absalom dedi ki...

evrennnnn :))
nası ya nası ya.
hepsini öğlene kadar mı yaptın yani?

valla abiyi yürekten kutluyorum burdan.
benim beraber olduğum kadınlar bunları bir haftada yapamaz kuran çarpsın.

havuçlu kek desen.
gider sana hazır kek alır.
dur yalan söledim gitmez bile valla alo der markete.

herşeyi geçtim otur bi yazı yaz evrenin 10 da biri kadar desem...
ayşe absalomu seviyo yazabilir anca.

aneam ağlıcim.
panik atağım geldi.

"ne güzeldir sevgilinin sesiyle uyumak ve ona uyanmak, yalnızca ona."

uyumak kısmına can-ı gönülden katılıyorum.
uyanmak kısmında yorum yok ehehehee.
mümkünse ben kendi kendime uyanayım sessiz sedasız.

dipnöt;
ateş ve ben evrenin balkonun açılışını ne zaman yapıciz diye düşünüyoruz.

arzederim.

Evren dedi ki...

absalomcum sen neden abiyi kutladın canım, abimi yaptı bunları.. ala ala ya...
ayrıca sabah 6 da uyanınca gün uzun oluyor, birazda planlı olursan hepiciği yetişiyor, öğleden sonra da bi güzel sana kalıyor işte.
balkon mevsimini açalı çok oldu biliyorsun da iki güne bir yağmur yağdığından yarı kapalı yapıyoruz keyifleri şu an.
istediğinz an çıkın gelin, balkon şart mı?
öperim...
ateşe de ellemem yakar!

EBRULİ dedi ki...

:)Deliler beni de öptü.Sahneler öyle tanıdık ki.Başlık konusunda kesinlikle katılıyorum,o postu da hatırlıyorum.Keşke insan olabilmek meziyet olmasa..Keşkelerimiz de olmasa.Güzelliklerle dolsa dünya.Olmaz di mi.Kayan yıldız gördüm bu gece,bunları diliyorum,olursa bil ki sebebi benim :)Sevgilerimle öpüyorum.

homeless dedi ki...

Dedim ki kendime, ulan kadın uyusana

ahahahah hala guluyorum bu cumlenize
yuzunuz geldi gozumun onune

ben listeyi yapip beceremeyen kadini taniyorum biliyorum o halllerini, arabandan inerken farkettiginde listeyi almadigini yuzunun halinii, kendine soledigi seyleri,
bide cok seviyorumm, bunuda ekliyim didim

Evren dedi ki...

insan olmanın meziyet olduğu şu günleri görmemeyi isterdim doğrusu, hatta hep derim ki ebruli ben bu çağda yanlışlıkla geldim. yüreği kocaman olan bütün insanların yıldız kayarken dileğinin seninkiyle aynı olduğuna eminim ben. sevgiler...

Evren dedi ki...

o kadın da seni çokkkkk seviyo salak cocum, ifşa etmesene hallerimi. ala ala, öperim ben seni en kocamanından sarularak hem de:)

handan dedi ki...

ev işi yapmayı nasıl seviyorum biliyor musun evren, fasılalı şekilde mesela salatayı 3 postada yaparım, önce yıkarım gelir pc de b,şilere bakarım o arada sirkeli suda bekler, durularım yine mola veririm doğrarım en sonunda:) gezmekten değil de bu ara nedense dinlenmekten hiç bişi yapmıyorum, kafam yorulunca dev de dinleniyorum, o arada onun evini elden geçiriyorum atıyorum bol bol ayıklayıp:)

Evren dedi ki...

ilahi handan, atma adamın eşyalarını, lazım olur yarın öbür gün :))

Efsa dedi ki...

:) market kısmı güzeldi :) gülümsemeye ihtiyacım varmış gülümsetti.

Evren dedi ki...

ama benim hep böyle işler gelir başıma perim, bir keresinde unutmasam da Metro'ya su almaya gidişimizi anlatsam :))) 200 liralık alışveriş yaptık ve su almamı unutmuştuk...