Perşembe, Aralık 30, 2010

Üzerine Yürek Pulu Konulan Mektuplar - Noktalı ya da Noktasız Bir Çizgi



Sevgili I,

uzun zaman önce kaleme aldığım satırları gönderiyorum sana. bir okuyup değerlendir, eğer beğenirsen üzerine konuşuruz, kayda değer bulmazsan da at gitsin. nereden çıktı bu mektuplar deme, bilirsin severim. zamanın yitip gittiği değerlerinden biri olsun istemem mektuplar. büyük adamların aşk mektuplarını aldım geçen gün. okuması nasıl da keyifli. zaten hangi kalemden çıkarsa çıksın var mıdır mektup okumak kadar keyiflisi. bak ne yazacaktım, kalem gene nereden nereye getirdi beni. metni maille de atacağım ama cuma günü. yani senin mektubu aldığından emin olduktan sonra. hainim değil mi? ama seni seviyorum. görüşemezsek ki, telefonumu kapatıyorum, sana bol sayfalı romanlar diliyorum. roman karakterlerindeki gibi bir adama aşık olasın inşallah diyor ve seni kocaman öpüyorum. öyle değerlisin ki... hep ol hayatımda, yanı başımda, bir daha da gitme böyle uzaklara... 2011'de dönmeni dilesem, döner misin ki yanıbaşıma. hadi kal sağlıcakla... uzaktan sevmek de güzel seni, hep yüreğimde oldukça...

İçinde yer alamayacağım fotoğraflara takılıyor gözüm, her bir fotoğrafta bizli zamanlardan kalma ayrıntılara takılıyor sonra... Bir fotoğrafta kolu gözüküyor sadece, ama biliyorum o kazağı ben; nereden alındığını, ne zaman alındığını, ilk nerede ve nereye giderken giyildiğini biliyorum. Sonra başka bir fotoğraf... Bu sefer arkada sadece bir fon gibi duran bir sandalyenin metal ayakları gözüküyor sadece. Kimbilir kaç kez oturdum o sandalyeye diyorum, üzerinde otururken kimbilir kaç kitap okudum, kaç kez eğilip öptün beni.  Alındıkları günün heyecanı sardı içimi. Gözlerinin ışığını gördüm neredeyse 10 yıl sonra yeniden... Tuhaf diyorum, bu yürek hala sana yangın. Hala bir acabası var aklımın... Kız çocuğunun üzerinde elbise çekiyor dikkatimi, hiç olmamış diyorum, ben olsam öyle giydirmezdim. Ben olabilir miydim, gözleri sana benzesin yeter, başka birşey istemem derdin ya, baktım da gözleri bana hiç benzememiş, doğal olarak. Ama biliyor musun aynı sen. Ne komik değil mi, tam da sana yazarken, oraların müziği çalıyor dışarıda bangır bangır. Tesadüf diye birşey var mıydı sahi... Belki sen de beni düşündün o anda. Mümkün mü?

Mektupların hepsini yırtıp attığımda sanmıştım ki, bitti gitti herşey o yangınlarla. Unutmuşum arka bahçelerimizi, arka bahçelerimizde ekip, büyütüp, toplayıp ya da çürütüp tekrar toprağa karıştırdıklarımızı. Arka bahçelerimizde neler neler gizli kimbilir, neleri gömdük ağaç diplerine ve neler büyüktük bir zambak ya da zerdaçal niyetine.




Sevgili İ.,

bayılıyorum senin çoşkulu hayat telaşına... nasıl da güzelsin üstelik her telaşın sonunda, nasıl da bir kaçamak yaratıp yeniliyorsun kendini. bu çok ilham verici... yazmıştım bir seferinde sana. diyeceksin ki neden bana o adı taktın. bilmem, belki de en çok sevdiğim kedi oluşundandır... kesinlikle sana bu adı takmam da sokağımın ipeksi tüylü kedisi oluşunun payı büyük. özendiğim o kamplardan birine henüz gidemedim. ve korkarım yakın bir zamanda da pek olası gözükmüyor. oysa bazen nasıl da dayanılmaz bir hal alıyor yaşamak ve nasıl da direniyoruz inatla yaşama. insan ne vakit yaşar sahi... ne vakit nefes alır derinden... kaçtığında mı yoksa kaçmaktan vazgeçtiğinde mi? sana yazarken nasıl da kolayca dökülüvermişti kelimeler bir bilsen. nefes ol kendine! nefes olabildin mi sahi çıktığın o dağ yamaçlarından bakınca kendine, sevebildin mi kendini. bir akradaşım, insan kendini sevmiyorsa bırak derdi, bırak onunla arkadaş olma. bir insanı sevmekle başlayacaksa herşey değişmeye ve güzelleşmeye ve özgürleşmeye, kendini seçmeli insan derdi. önce kendini sevmeli! dağların yeşilinde kaybolmak istiyorum bazen ve bazen baktığım gökyüzünde bir yıldız olmak sadece. düşündün mü bir yıldızı hiç bugünlerde. peki ya kafanı kaldırıp baktın mı hiç gece vakti gökyüzüne. yani şehrin ortasındayken diyorum, yani kaçtığında değil, durduğunda, yani yapayalnız kaldığında, baktın mı hiç gökyüzüne... hadi bırak herşeyi  ve kaldır kafanı kendi yıldızına. nasıl da parladığını göreceksin, oncasının içinde.

201de yıldızlar yoldaşın olsun, yüreğindeki sevgi yıldızlar kadar çok. sevgiyle kal, hep.

4 yorum:

ELİF dedi ki...

Mektupların hepsi çok güzelde,"I"yazdığın mektubu içimde hissettim sanki,ancak bu kadar güzel anlatılabilir duygular...
Sevgilerle...

Evren dedi ki...

güzel yüreklim, ince duygulum. öperim elifim. sevgimle...

Sokak Kedisi dedi ki...

Ahh be Evrenim, dağıldım ben şimdi...

Bazen bir kedi tedirginliği ile ürküp uzaklaşsam da öyle bir çekim var ki yüreğimde; tam da yüreğini bildiklerime, dokunmasam da sevebildiklerime, konuşmasam da duyabildiklerime doğru.

Olanca güzelliğinle dokundun gene yüreğime, ve duygum o kadar ağır geldi ki gönlüme; sel olup aktı gitti gözlerimden sessizce...

Seviyorum seni,
İ.

Evren dedi ki...

dağılmadan toparlanamaz ki insan sokak kedisi. bunu en iyi kimbilir ki, senden, benden, ondan başka... sevgi yüreğimizde olsun, hep. sevgimle set olurum gözlerine...