Cumartesi, Nisan 04, 2009

KAYA


Çaresiz kaldığım zamanlarda gider, bir taş ustası bulur seyrederim. Adam belki yüz kere vurur taşa. Ama değil kırmak, küçücük bir çatlak bile oluşturamaz. Sonra birden, yüz birinci vuruşta taş ikiye ayrılıverir. İşte o zaman anlarım ki; taşı ikiye bölen o son vuruş değil, ondan öncekilerdir.


Jacob Riis


_____________________________________________


Kırdın beni deriz ya bazen, kırılırız gerçekten, gözlerimiz dolar, ağlayacak gibi oluruz hatta. Yüreğimiz acır ya derinden...



Hiç düşündünüz mü kaç kez vurmuştur karşımızdaki bize sözleriyle, davranışlarıyla, yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla...



Kaç kez vurulmuşuzdur da kırılmışızdır sonuncuda?


_____________________________________________


Fotoğraf / Bulduğum sitedeki bilgi Sinop Kayalıkları olduğunu belirtiyordu. Beni çekense kayanın içinden fışkıran hayattı.


13 yorum:

LÂL dedi ki...

bardağı taşıran da son damla değildir aslında ...

ufukçizgisi dedi ki...

Harika..budur..izin verirseniz yazıyı, ve çok güzel anlatım olan yazınızı blogumda kullanabilirmiyim sizden alıntı olduğunu belirterek?

tutsak dedi ki...

Bazen de öyle bir vuruş gelirki ne kuvvet vardır ne şiddet ama öyle bir nirengi noktası bulmuşturki çekiç bir vuruışta taş parçalara ayrılır.
Aslında yaşadığım çok komik bir olay var bu konuyla ilgili.
Belekte bir restorant'da müzik yapıyordum bir dönem restorant'ın bahçeye çıkışında çok kalın camdan bir sürgü kapı vardı patronumuzun hanımı bayağı kilolu (yaklaşık 90 kilo ) civarından bir bayandı ve bir gün çok iyi temizlenmiş camı görmeyerek çarptı ve geri düşerek baygınlık geçirdi. aradan 3 gün geçmemişti ki 5-6 yaşalrındaki bir çocuk annesinden kaçayım derken aynı kapalı kapıdan çizgi film lerdeki gibi bir iz bırakarak ve yaralanmadan geçti
:)
bizdeki kırılmalara uyarlamasını size bırakıyorum
Sevgiler

Evren dedi ki...

tanıdık geleceğini biliyordum lal... sevgilerimle :)

Evren dedi ki...

mutlu olurum ufuk çizgisi, kullanabilirsin istediğin her yazımı, paylaşmak değil mi aslolan hele de emeğe saygı varsa sonunda, okurum ben de senin blogunda :)

Evren dedi ki...

sen ne güzel demişsin aslında tutsak bazen insan öyle bir yerden vurur ki, ne öncesi olur ne sonrası...

sufi dedi ki...

Ben de kayaların içinden çıkan hayata gülümsedim.Dar karanlıklardan günyüzüne çıkmaya azmetmeye gör dedim kendi kendime, mutlaka yol bulursun.Sevgiyle.

Evren dedi ki...

nasıl bir şey değil mi hayat sufi...sen nefes almak iste nerede durduğun önemli değil hayat seni mutlaka bulur :)

Biraz dedi ki...

selam :) sabah esin kaynagi olan yazima yonelik yazini aradiydim...yorum yaziim diye ama cekmissin...
guzel bir siirdi de...HayAllah yetisemedim.

Evren dedi ki...

ya biraz nasıl diyeceğimi bilemediğim bir haldeyim sabahtan beri...hatta çıldırmaya az biraz kaldı :) hiç bir yazımı çekmedim ama yazıyı bulamıyorum... sabah beri nasıl yani ya diye dolanıyorum... ve gerçekten de anlamış değilim.

Evren dedi ki...

buldummmmm... http://evrenin.blogspot.com/2009/01/aslnda-giden-deil-kalandr-terk-eden.html

sen de yazına bağlantı vermişsin... nasıl oldu da bulamadık anlamadım ki :)

neyse kayıp bulundu rahatım kendi adıma :) sevgiler...

Biraz dedi ki...

tarih 10 ocak 2009 olmus diye gitmis...anladim simdiii :)

Evren dedi ki...

ya ben niye anlamadım :)