Pazar, Nisan 26, 2009

SIRADAN BİR PAZAR MI?

Sabah erkenden kalktım, kızarmış ekmek kokusu geldi burnuma. Dün akşamki partiden eser yoktu evde keyfimden başka. Gülümsedim.

Şımartılmak konusunda evrene gönderdiğim mesajın etkilerinin hala devam edişini şaşkınlıkla karşıladım. Geceyi düşündüm, önce balık rakı arkasından Teoman konseri... Eve döndüğümde Buraneros'un parti fikri ile karşılaşma, ev sahibi abi uyuduğu halde nezaketle keyifli sohbete devam eden kardeş Efsa ile geceyi uzatma... Pek güzeldi pek güzel...

Yataktan kalkmak konusunda tembellik yaptım bu sabah aslında. ADHD'm pik yaptığından arada kalkıp balkondaki çamaşırları topladım. Anne baba ile Mudanya'da dostlarla balık planı yaptım. Ütülerin kolay olanlarını bitirdim. Kahvaltı etmeden hemen önce tekrar yatağa uzandım ve sabah gazetelerini okudum. Keşke portakal suyu sıkıp getiren olsa dedim. Boş eve baktım. Evren bu kadarını da yapamaz herhalde dedim. Peki kızarmış ekmek kokusu da neyin nesiydi a dostlar, yoksa mutfakta birimi var? Gazeteleri bitince yataktan kalktım. Duşa girdim. Mis gibi koktum kendine, sevdim kendimi. Balkona çıktım güneşi gördüm, o bir film miydi...? Ama ben de görmüştüm güneşi işte hem de bulutkarın içinde. Güneş ısıttı çıplak kollarımı. Üzerime bir şey daha almam gerektiğine karar verdim. İçeri girdim. Evin kapısının önünden geçerken, dün aldığım 1001inci ayakkabımı özenle ayakkabı dolabına kaldırdım. Of ne olurdu dünyadaki bütün ayakkabılar benim olsaydı. Evren bunu yapabilirdi de ev o kadar büyük değildi. Sonra köşedeki parkta bir bankta uyumak zorunda kalabilirdim.
Daha fazla saçmalamadan hazırlıkları tamamlamak gerek. Baba dakiktir, 12 dedi mi tekerlek döner valla. Dün benim şoförlükten memnun kalmamış olacak zaar bugün ben gelip alırım seni dedi. İşte çaldı telefonum. Allahım daha sadece bir gözümde rimel var. Böyle çıksam ne olur ki dışarı. Aaaa kadına bak rimel sürmemiş bir gözüne mi diyecekler. Kim bakacak ki bana o kadar dikkatli. Annem kesin fark eder. Zaten babam da saçının boyası gelmiş diye söylenecek. Hiç sevmez ama napalım dün gez, bugün gez, akşam partile, gündüz balıkla... Vakit mi kalıyor bakım yapmaya... Bu ADHD için çözüm üretmek lazım. Gene pik yaptı fena halde. Bugünü benimle geçirmek üzere plan yapanların vay haline.
Ay gittim ben.
Öptüm iyi pazarlar...

18 yorum:

ebruli dedi ki...

Pazar sabahı ne iyi geldi yazınnn :) Dingin dingin okudumm.Teoman'a gittim geldimm rakı sonrası.Ayakkabıya bittimm :)Çok iyi geldinn.Keyifli pazarlarrr.

Uzağa Giden Kadın dedi ki...

ADHD= Attention deficit & hyperactiviy disorder mı....?
Aman bu ciddi bir hastalık! Dur dur..
Arkadaşım..... Sende sadece belirli özellikler var sanırsam. Yaşamı hızılandırmak gibi!

Ne hoş planlanmış bir pazar.
Ne yapsam diye tüketilmiş bir günden öte..

Pazar günü çoğu kişiye kabus gibi gelir. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünüp hiç bir şey yapmadan tüketilir.

Nily dedi ki...

ne güzel bir pazarmış bu böyle:))okurken evin içinde seninle beraber koşuşturdum sanki.. babaya laf yok ayrıca, boyatsaydın sende saçlarını sürseydin rimelini, doğru kullansaydın arabanı:)) çok sevindim ben bu kırk uçurma işine bildiğin gibi değil..her daim mutlu, sağlıklı ve birlikte kalın..

dip not: dünyadaki bütün ayakkabılar senin olurken, çantaları da benim olabilir mi:)

Evren dedi ki...

şimdi ben de okudum da bana da iyi geldi valla... bir de güzel geçti pek güldük pek eğlendik ebruli, darısı başına hem ayakkabı hem de güzel pazarlar konusunda :)

Evren dedi ki...

evet eve tuzağa giden kadın, bildiğin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu... ben de doktorun yalancısıyım :) aynı anda 8 iş yapabildiğim bir sabah pes etmiştim valla. bir de insanın enerjisi biter dimi bir yerde :)))
valla ne diyeyim pek güzel geçti bu pazar... kahkaha ve neşe eksik olmadı günümüzde. Ben severim pazarları, boş yok anlayacapın bizde :)

Evren dedi ki...

sorma Nily, hayır blog yazmmakta neyin nesi o telaşenin içinde. bir de ütü sıkıştırdım araya :)))) rimeli yolsa tamamladık da boya yapmak mümkün olamadı tabi, yarın sabaha kaldı napalım, teşekkür ederim dileklerin için...
çantalara gelince benim ayakkabılarla ilgili şöyle bir sınırlamam var, yüksek topuklu olacak ya da spor ayakkabı, bot ve çizme de olabilir tabi... her renkten olmalı bir insanda ve renk kombinlerinden sonra bir de taşlı olsa olur mesela ve tabi sade ama klasik, seksi olmalı ama bunu yanında casual giyebileceğim tiplerden de olsa fenaz olmaz ay ne kaldı bilemedim de merak ettim senin bu çanta konusunda sınırın var mı acaba :)
hayır bileyim de ona göre dilekde bulunacam ikimize :)))

Bugünü Yaşama Arzu'su dedi ki...

Özlemişim ben sevdiklerimin kapılarını çalmayı:) Bugün bir pazar günüdür gidiyor... Böyle pazarların arkasından sonsuz mutlu haftalar gelsin:)

Evren dedi ki...

ben de seni ziyaret diyordum az önce, dalmıştım kelimelere ve kapılmıştım rüzgara, gelmişken bir selam versem dedim yazdım sildim... döndüm geldim tenimde rüzgar dilimde bir selam...seni buldum misafirim olmuşsun gülümsedim tenimi sıcaklık kapladı dilimdeki selam sahibine ulaştı :) sevgiler...

tutsak dedi ki...

Kimdi o diktatörün hanımı (Eva peron değildi sanırım ) ondan mı özendiniz ayakkabı kolleksiyonu yapmaya . biraz da bize bırakın ya hu!!! hepsini siz mi alacaksınız da bizi yalınayak bırakmaya niyetlendiniz. Allahtan bayan değilim. Ama bu gidişle sen bizim ayakkabılara da göz dikersin yakında :)

Evren dedi ki...

yok yok dikmem valla tutsak, belli kriterlerim var ayakkabı konusunda yazdım Nily'e yorumda...
bak zaten bana eva derler buralarda bundan mıki acep :))

efsa dedi ki...

Hoş sohbet bir geceydi değil mi :) yine görüşücez haftaya inşallah.

özlem dedi ki...

Ne güzel bir pazar keyfi bu böyle, Pazartesinin başında okumak kısmet oldu:))
Sevgilerimle...

Şaşkın Kova dedi ki...

Nası yani ve neden... hem hangi ara aldın, ne ayakkabısıymış o gene???
imza: sağduyu :))

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

Merhabalar;
yine ne güzel bir yazı olmuş bir solukta okudum heyecanına katıldım adeta.ben burada günleri de anlayamıyorum bazen dün pazar olduğunun farkında değildim taa ki annem nette bana pazara gidiyorum diyene kadar.bütün günler burda aynı sanki.senin pazarın en eğlencelisinden:)çok sevindim.bazen portakal suyu krizim tutup da üşenince sıkmaya kendi kendime bağırırım ben eve"miguel hadi portakal suyumu getir" diye.o miguel hiç ortaya çıkmasa da yıllardır seviyorum böyle demeyi ben:)mutlu kal..sevgiler

Evren dedi ki...

baksana efsa abin hiç alınmıyor üzerine şu parti meselesini bence bir toplanıp gidelim nasıl olsa içeri almamazlık etmez, nazik birine benziyor kendisi :)

Evren dedi ki...

ama ama sağduyu bu sefer annem çıkarttı beni baştan :) yoksa ben ayakkabı alacak bir tipe benziyor muyum sence :)

Evren dedi ki...

oralarda öyle oluyor unutuyor insan cumartesi pazarı zaten anlamsız bir cuma gününü bünye kabul etmiyor ki tatil olarak... ah ah bilmez miyim tuğba :)

Evren dedi ki...

evet evet pek güzel özlem... sevgiler benden de :)