Çarşamba, Aralık 23, 2009

IP DEDEKTİFLERİ / BİR ADI OLMALI İNSANIN

2006'dan beri blog yazıyorum, bu benim ikinci blogum. İlk blogumu kapatmam tamamen kişisel nedenlere dayanıyordu: Boşanmıştım ve soyadım değişmişti, bir kadının soyadının değişmesi demek, bütün mail adresleri, banka kayıtları ile birlikte pek çok şeyin zaman içinde değişmesi demek... E, haliyle yazma istediğim tükenip bitmediği için ve artık o soyadını taşımadığım için de yeni bir blog açtım 2007'nin sonunda.

Yazmayı seviyorum. Kimliğimi herhangi bir zamanda herhangi bir sebeple gizleme gereği duymadım. Ne yazarken, ne yaşarken... Hep bir adım oldu: Evren... Bazen, beni sevenlerin beni tanımladığı şekilde de anıldım; havuçtan tutun da, başımın belasına kadar... Zaman zaman bir takma ismim oldu; eva, ama onun da ben olduğumu bildi herkes. Ben olmaktan hiç gocunmadım. Altına imzamı atamayacağım, adımı yazamayacağım herhangi bir işi ne yaptım ne de herhangi bir yazı yazdım... Sanılmasın ki; yaşadıklarım içinde sonradan dönüp baktığımda kendime yakıştıramadıklarım da olmadı, oldu tabi ki ama büyümek adına atılan adımlarda insanların yanlışlarının olması kadar da doğalı yoktur sanırım. Ama bu hataların altına da imzalarımı attım, bana ait oldukları için, beni ben yapabildikleri için...

Buradan farklı bir sonuca varılmasın "nickname" ile yazanlara, asla ve asla karşı değilim; herkesin kendi seçimi hangi kimlik altında yazılar yazıp, hangi yüzünü kendine yüz seçeceği ve tabi hangi kelimelerle hayata karışacağı... Ben benden sorumluyum... Bu nedenle burada ele aldığım hal kendim üzerinden, bir durumun resmedilmesidir...

Gelelim bana bu yazıyı yazdıran iki farklı olaya:

İlk defa küfredilmiyor bana bu hayatta... İlk defa beddua da okunmuyor... İlk defa da bu blog sayesinde sevilmedim bu kadar fazla... Sanal denen bloglara; kişisel zevklerin, renklerin, duyguların yansıtıldığı bu ortama; onların da bir yazanı olduğundan bir kimliği, bir kişiliği ve bir hayat duruşunu simgelediği gerçeği ile ve insanın söylediği ya da söyleyemediği şeyleri dillendirdiği yer olarak baktım. Söyleyecek sözüm varsa samimiyetle söyledim. Söyleyecek sözü olanların da aynı samimi duygularla dünyamı ziyaret ettiğini düşümdüm. Geçen aylarda aldığım bir yorumu burada yayınlamak benim terbiye sınırlarımı aşıyor, üstelik onunkini de aşmış olacak ki ADSIZ göndermeyi uygun görmüş. Ne de olsa ADSIZ denildiğinde bir kimlikten, bir kişilikten ve insan olmaktan sıyrılınıyordu değil mi, peki ne deniyordu bu adsız, hadsizlere?
__________________________

Başlıkta adı geçen IP dedektifleri ise; yarın öbür gün bu ADSIZın daha da HADSİZleşmesi  durumunda IP numarasını tespit ettirdiğim ve neredeyse açık adresine kadar elimde olduğunun altını çizmek içindir. Adsızın yazılarımı alıp, kendi blogunda yayınlaması da bir ironiyi içinde barındırır ki, bu konuda  sadece gülüp geçmek istiyorum kendisine...  Bu ADSIZın adı olmadığı gibi; duyguları, bunları dillendirecek yüreği ve aklı da yok. AKILSIZ, YÜREKSİZ VE ADSIZ... ve doğal olarak SÖZSÜZ kalır bölye zamanlarda insan?... NE ACI... (Ç)alıntı sözler, (Ç)alıntı bir hayat, (Ç)alıntı bir kimlik... NE ACI... (Bu arkadaş, üye olduğu platformdan uyarı aldığı için soluğu benim blogta alıp, iki satır küfretmişti...)

__________________________

(Ç)alıntı hayatlar... Hani şu bloglardan yazıları alıp, her hangi bir link vermeden ya da alıntı olduğunu belirtmeden kendi yazıları, anıları, yaşanmışlıkları, duyguları, akılları, yürekleriymiş o kelimeleri kaleme alan gibi çeşitli bloglara, sitelere, platformlara bu yazıları koyup, yetinmeyip gelen yorumları cevaplayanlar var, ben kendi adıma yoruldum artık YETER AYIPTIR demekten. Gün geçmiyor ki bir yazım, şiirim, yaşanmışlığım, serzenişim, duygum kullanılmasın... Olaya iki noktadan bakmak lazım, ilki fena, tecavüz hissi duyandırıyor çünkü, eh ikincisi az biraz iyi, vay be alıntı yapılacak kadar iyi yazıyorum demek ki, yanında hafif bir böbürlenme ile düşünün lütfen... İyice uç noktalarda şunu düşünmek de olası tabi: Adam emek harcamış, bloglar arasında dolanmış, vakit ayırmış okumuş, beğenmiş, kopyalamış... EMEĞE SAYGI LÜTFEN...

Bu sefer ki (ç)alıntılar iyice sinirlerimi bozdu... Fotoğrafından, benim verdiğim linklere kadar herşey öylece aynısı... Yani üzerindeki başlık bölümünde bir tek "Evrenin Dünyası" yazmıyor... Öylesine tıpa tıp aynı... Yahu Ela'nın gelişine yazdığım yazı bile alınmış. Ulan (çok özür dilerim ama okuyucu) sen ne bilirsin Ela kim, sen bilir misin Ela'nın annesinin benim hayatımdaki yerini... Hadi geçtim diğer yazılardan, ne diye özelimi de alıp senin yapıyorsun. Şuşum senin gibi birine arkadaş olur mu sanıyorsun... Sen (ç)alıntı bir hayatın içinde, kimliği, kişiliği, yüreği ve aklı olmayan sen... AYIP...HİÇ Mİ BİLMEDİN AHLAK DİYE BİR KELİME, HİÇ Mİ DUYMADIN SAĞDAN SOLDAN AHLAKLI OLMAKLA İLGİLİ SÖZLER... HİÇ Mİ DENK GELMEDİN OKUDUĞUN BİR BLOGTA... AYIP VALLA ÇOK AYIP... HA BİR DE VİCDAN VAR... VAR VAR OLMASINA DA SENİN YANINDAN BİLE GEÇMEMİŞ BELLİ... (Tahmin ettiğiniz üzere bu arkadaş da bir platforma üye, platform editörü gereğini yapacağını bildiren bir mail attı bugün, beklemedeyim...)

HEY SEN! (Ç)ALINTI YAPAN...
Şimdi al bu yazımı da koy bloguna, izin almana da, haber vermene de gerek yok...
AL KOY VE YÜKSEK SESLE OKU, OKUTTUR...
AYIP VALLA ÇOK AYIP kısmına gelince de bir ayna bul KENDİNE... BAK BAKALIM GÖRDÜĞÜN OKUDUĞUNLA BİR Mİ?


_________________________

Görsel / deviantART

(*) Farklı zaman dilimlerinde karşılaşılan (ç)alıntılar ve adsız bırakılan yorumlar için defalarca kaleme alınmış olmasına rağmen bu son olaya kadar bu tarzda bir yazının blogumda yer almasını uygun bulmadığımdan yayınlamamıştım... Hatta Biraz'ın Özgürce Yazabilme Özgürlüğü yazısına da bir yorum bırakmıştım ve yetinecektim bu kadarıyla da ama, işte bir ama, damarıma basılan, içimi sıkıştıran bir son dakika aması vardı ki, içimde kalmasın istedim...

İlk kez benim başıma gelmiyor, başına geldiğini bildiğim her arkadaşıma da elimden gelen desteği verdim, veririm de... Blog sahibi olmak özgürce yazabilme özgürlüğü olsa da özgürce (ç)alabilme özgürlüğü vermemeli bir insana...



22 yorum:

Nily dedi ki...

Hay, ağzına sağlık demekten alamadım kendimi..Başkaca ne denir onu da bilmiyorum.
"Geçmiş olsun, bu son olsun" desem olmaz biliyorum.
"Takma kafana" desem, o hiç olmaz.
İnsanı en çok duygularının çalınması üzüyor ve kızdırıyor. Bir de küfür mevzuu var ki, ona zaten cevap vermeye dil varmıyor. Eskiden çalar, sen kızınca da son kalan son edebiyle susardı böyleleri..Şimdilerin modası çal sahiplen, yüzüne vurana da söv oldu. Ben usandım, Allah ıslah etsin..

Bekriya dedi ki...

Evrencim yazını okuyunca ben de feci sinirlendim. dediğin gibi blogta özgürce yazılabiliyor diye özgürce de çalınabilecek mi ?

ya da hoşuna gitmeyen bir yazıya kendi uslubu ile cvp yazıp hakaret mi edebilecek insan müsveddeleri.

bir tek sen değilsin, kim bilir daha neler yapılıyor farkında değiliz. emeğe saygı duymayanlardan nefret ediyorum.


bir de ısrarla kimlik arayışına girenlerden sorana zaten söylenebiliyor. ne fahişeyiz, ne hırsız, en de başka bi şey ama bunlar onu anlamazlar.

üzülme diyebiliyorum sadece :( sevgiler..

Biraz dedi ki...

Benim en cok sasirdigim blog isinin bir mecburiyet olmadigi halde neden insanlari baskalarinin yazilarini calacak kadar basitlestirmesi
herkes blog yazmak zorunda diil ki
bu neden anlasilmaz
ama normal insan sayisinin pek az oldugu bu dunyada
demekki anormallikler normal

Zeugma dedi ki...

Duygularını çok iyi anlıyorum. yazılabilecek ne varsa yazmışsın. Kutlarım..
Yalnız beş misli ağır konuşsan da değişmeyecektir bu yüzsüzler.
Aynı şekilde çıldırıp ben de yazı yapmıştım (Ç)alıntı olayını bu türden (blogumda etiketler kısmında var). Hiçbir şey değişmedi.
Daha öncesi bazılarını yorumla uyardım ve link gösterenler oldu.Bazıları zaten linkle yayınlıyor.
Ama en çok neye kahroluyor insan biliyor musun?

''(platform editörü gereğini yapacağını bildiren bir mail attı bugün, beklemedeyim...)'' demişsin ya.. Bak halen ne kadar iyi niyettesin.Umarım müspet cevap alırsın. Çünkü ben o editörlerden çok mail aldım. Değişen bir şey olmadı. İşlerine öyle geliyor, siteleri hareketleniyor çünkü :(

Bence birleşip çok daha güçlü bir yol denemek. Buna şiddetle ihtiyaç var..Ve ceza olarak kanunen büyük rakamlar var..
Lütfen birleşelim...Ben varım..

Sevgiler...

eeyore dedi ki...

Geçmiş olsun Evren Hanım! Duygularınızı paylaşıyorum ve bu ti olayları kınıyorum!

Esmir dedi ki...

Böyle pervasız şeylerin olduğuna insanın inanası gelmiyor ama artık yaşanılası çirkinlikler oldu tüm bunlar.

Değil sadece sanal dünyada "blog, web sayfalarında" hayatın her karesinde bu tür insanlara rastlamak mümkün! çalıp-çırpmak sonrada bir güzel çaldığını kendisine aitmiş gibi sahiplenmek!..

bu tip insanların sorunu bence; beğenileri hazmedememek ve bir türlü kendi gibi olmayı becerememek! oysa kimsenin bir diğerine üstünlük taslamak gibi bir nedeni olamaz ki! basitte olsa içinden nasıl geliyorsa öyle yazmalı..yada beceremiyorsan yazma değil mi!

Bu şekilde yanıt vermek de çok haklısın! Sonuçta emeğe saygı denen bir şey var.
"Geçmiş olsun Sevgili Evren" sen sıkma canını...İnsan devamlı takip ettiği yazarların yazma sitilini ve uslubunu zaten tahmin edebiliyor! bir şekilde bu kişiler kendilerini ele verirler...

Ne diyelim...söyleyecek bir şey bulamıyor insan....
sevgilerimle...

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

internet hayatımıza girdikten sonra insanlarımıza olmak istedikleri kişiler gibi olmalarına yardım ve yataklık ettiği için böyle.

ama adsızların kim olduğunu öğrenmek istiyorsan bunun için yasal olarak haklarında soruşturma başlatman gerekir. bunun için bloguna yerleştireceğin bir tracker yardımıyla hangi saatte hangi ip numarasından sitene girildiğini öğrenebilirsin bu şekilde adsızların gönderdiği yorumun saat kaçta geldiğini bilebileceğin için adsız kişilerin ip numaralarınıda elde etmiş olursun. bundan sonrası tamamen hukuksal işlemlere ve avukatına bağlı olmaktadır. elinde ip numaraları ile savcılığa şikayette bulunabilirsin.
bundan kurtulmanında bir kaç basit numara ile kurtulması vardır ama insanları böyle gereksiz bilgilerle bilinçlendirmeye gerek duymayalım.

aslan dedi ki...

Yeni bir blokçu olarak sadece çok
şaşırıyorum:(( Kolay gelsin!

Ateş Böceği dedi ki...

Ahh yazacak çok şey var amaa....

zaten yetrince söylemiş arkadaşlar ben sadece ..Sıkma canını elbet oda çaldığı hayatların bedelini hayatının çalınmasıyla öder...

öptüm senii:))

y. dedi ki...

ben alenen herşeyi alıntı yazıyorum, arada sırada baştan çıkmıyor değilim ama, yaz kardeşim paşa paşa yazarını, çizerini.herkesin herşeye kabiliyeti olsa, ohooo...

evrencim, sıkma canını demeyeceğim, çünkü sıkarsın ve sıkmışsın zaten.
bakalım netice ne olacak, haberdar et bizi.

deniz dedi ki...

"adsız"lara ben de kızıyorum evren. bu gibi durumlarda yasal haklarını kullan bence. nasıl evine hırsız giren bundan şikayetçi oluyorsa blog sahipleri de şikayetçi olmalı.
dün sabah gezindim dünyanda ve bir fotoğraf gördüm. bir dal parçasında kalp şeklinde kar. bu fotoğrafı geçenlerde bende bir yerde kullandım. eğer sana aitse o fotoğraf, sanırım fotoğraf çekiyorsun, "karmaşa" başlıklı yazından anımsıyorum bu bilgiyi, adını eklemek isterim. çünkü emek hırsızlığına karşıyım ve elimden geldiğince dikkat ediyorum. haber verirsen sevinirim:)
günaydın bile demeden başladım yazmaya, nasıl kızmışsam yazındaki kişiye :)
günün aydın olsun.

Evren dedi ki...

kullandığım tüm görsellere link vermeye çabalıyorum aslında denizcim, o fotoğraf bana ait değil... yanılmıyorsam deviantart'tan almıştım o görseli...
altında link yok muydu?
bak şaşırdım şimdi...
hangi yazımda kullandığımı hatırlayamadım ama bulursam bir kez daha kontrol edeceğim.

henüz internet üzerindeki paylaşımlara yönelik telif hakları ile ilgili yasal düzwnlemeler istenilen boyutlarda değil ne yazık ki, denk geldikçe yazanlarla iletişime geçip yazıları kaldırtıyorum ama uğraşmak ve denk gelmek mesela tabi :)

günün ışıl ışıl bir sevda gibi ısıtsın yüreğini :)

deniz dedi ki...

merhaba:)
cevabına teşekkür ederim evrencim. ben de anımsayamıyorum ki:( ya aşk tadında ya da şiir tadında olan bir yazındaydı sanırım, henüz tüm yazdıklarını okuyamadım :(
emeğe saygı konusunda hassasım desem de nedense farkettim ki fotoğraf konusunda (ç)aldığım yeri yazmayan biriymişim :( aslında o görseli yakalamak ve ölümsüzleştirmek de çok büyük emek.
dileğin çok güzel teşekkürler, ancak... devamını getiremiyorum ne yazık ki, çünkü düşünüyorum:) yeni yazını okudum, o da düşündürdü...
aşık olmak mı iyi maşuk olmak mı? sanırım aşık olmak...
ben bu düşüncelerle gününü karartmak istemem. evet dünya seven ve sevilenler oldukça varolacak. sevdiklerin ve sevenlerin çok olsun:)

Evren dedi ki...

sabah aradım taradım buldum fotoğrafı, nereden aldığımı hatırlayamadığım için de düştüm notumu :)
maşuk sevilen erkektir ya...
sen aşık ol iyisi mi :)

deniz dedi ki...

doğrusun:) maşuk sevilen erkek, o zaman aşık olan hep kadın :((
maşuk aşık olur mu? ben rastlamadım.
karmakarışık yaptım yine durumu. ancak karışık olmayan bir şey var ki (bana göre), seven sevdiğinden emindir, sevilen sevildiğinden şüphe duyar genellikle...
ben de bundan sonra bir fotoğraf kopyalarsam internetten, linkini vereyim en iyisi:)
aklıma kayahanın şarkısı geldi birden:)) "sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür bebeğim, günün dünden güzel olsun" gibi birşeylerdi... bebeklere böyle ninniler söylense, öyle danaların bostana girdiği vs ninnileri bebekler beğeniyor mu acaba?

Evren dedi ki...

güldürdün beni :)

"seven sevdiğinden emindir, sevilen sevildiğinden şüphe duyar genellikle..."
şu tespitin altını çizmeden gitmeyeyim dedim :)
sevgiler...

deniz dedi ki...

gül:)
ne güzel. ben de güldüm yazdığıma:)oysa çok ciddi ciddi yazmıştım:)
dilimde bir melodiyle açtım blog sayfanı ve karşıma çıkan yazı "gitme isteği"
dilime dolanan şarkı ne mi? "sigaramın dumanına sarsam saklasam seni, gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri"
bu kadar olur dedim ve bunu da yazmak istedim. burda kendimi evimde gibi hissediyorum nedense:) kendimle konuşmalarım :))
sevgiler evren.

Evren dedi ki...

ciddi şeylerde güldürür insanı ve düşündürür ya, seninki de öuyleydi işte :)
sen bu arada şaka maka bu yazıya kiracı çıktın galiba :)))

deniz dedi ki...

:))
gerçekten neden hep buraya yazdıysam? okuduğum yeni yazının yorumunu da buraya yazıyorum:)
kirası ne kadar diye sormuyorum çünkü burası senin dünyan evrencim:)
ben misafirim her yerde...
iyi tatiller:)

Evren dedi ki...

senden kira almam merak etme, istediğin zaman gel misafirim ol istediğin sürece :))

nihansu dedi ki...

Kaleminize, yüreğinize sağlık diyorum. Her ne kadar bu iki sağlık dileğini yazmayı sevmesem de yorum olarak, yazacak daha uygun bir cümle bulamadım. Yazdığınız her cümlenin altına ve eleştirilerinize imzamı atabilirim.

Evren dedi ki...

teşekkür ederim nihansu, (ç)alıntı olmaması konusunda hepimiz imza atabilecek durumdayız ki bu bence çok büyük bir güç...