Salı, Aralık 22, 2009

ZAMANIN AKIŞI YAVAŞLADI



Norah Jones


L koltuğuna oturmuş düşünürken bugünü ve düşlerken yarını ve usul usul düşerken geçmişin girdabına, yalnızdı... Hiç olmadığı kadar diyemezdi, çünkü çok kere yalnız kalakalmıştı. Koşarken yarına ve soluklanırken bugünde ve usul usul saklanırken geçmişin girdabından, çok kere yapayalnız kalmıştı. İlk değildi, olmayacaktı, biliyordu. Geçerdi, geçecekti, geçmişti, biliyordu. Ağlamadı... Yo yo, hayır hiç ağlamadı. Sadece usul bir şarkı koydu, 2-3 mumla aydınlattı geceyi, gece kadar koyu siyah bir polar battaniyeyi sıkı sıkı sarmalayan bir çitf kol yaptı kendine... Sığındı... Kapandı, içine kaçtı... Yo yo, hayır hiç ağlamadı. Hem ağlayacak ne vardı... Geçerdi, geçecekti, geçmişti... Zaman dedi... Zaman... Sadece zamandı ihtiyacı olan... Gözlerini kapadı... Kendini zamanın akışına bıraktı.


Telefonun ucundaki ses, yarın görüşürüz dediğinde, titredi içi... Özlemişti. Çok geçmemişti son gelişinin üzerinden ama özlemişti işte. Bu gece evim şenlenecek dedi. Bir balık sofrası hayal etti. Tava barbun ve hamsi, yanında ızgara deniz levrek ve kalamarlar yanında bol salata... Salatayı elma parçaçıklı ve portakal soslu  yapmaya karar verdi. Bir iki de taze ceviz attı mı üzerine, ne güzel olurdu mevsim yeşillikleri... İyi ki kurmuştu yeni yılın müjdecisi çam ağacını; üzerinde kalpler, üzerinde renkler, üzerinde umutlar, üzerinde ışıltı... Bu gece evim şenlenecek dedi... Gülen yüzlere, gülümseyen bakışlar eklenecek. Balık masasında isteyene şarap isteyene rakı servis edilecek. Kahkahalar sinecek evimin duvarlarına, bir sevmek gelip yerleşecek köşe koltuğa, biliyorum bu defa kolay kolay gitmeyecek... Hiç kolay olmadı ki gidişi zaten...

Daldı düşlere, kurtuldu düşüşlerinden, sardı envayi düşünce balonu etrafını... Birden herbirinde helyum gazı olduğunu fark edince, teker teker her birini serbest bıraktı...  Biri gitti durdu köşede, diğeri çıktı camdan dışarı... Birinin gücü yetmedi kendine, salonun orta yerinde yere çakıldı... Biri döndü dolaştı yanaştı kadına, baktı yeşildi, aldı onu kollarına... Gözlerini kapadı... Yüzünde bir gülümseme, kendini zamanın akışına bıraktı...

Biliyordu, bu ilk değildi, olmayacaktı. Geçerdi, geçecekti, geçmişti, biliyordu. Ağlamadı... Yo yo, hayır hiç ağlamadı. Zaman dedi... Zaman... Sadece zamandı ihtiyacı olan... Kendini zamanın akışına bırakan düşlerinin kollarına bıraktı, usulca uykuya daldı...

________________________________________________

Fotoğraf / Neslihan Öncel @goodbye

14 yorum:

Nily dedi ki...

C-İ-F durumundan daha tehlikeli bu D-Ü-Ş durumu bildim:)) pek bir tanıdık geldi okurken.. tek farkı düşünceleri örten, polar battaniye koyu kahveydi benim düşüşümde:))

guguk kuşu dedi ki...

hakkaten zaman yavaşladı. sabah kalkıyorum: hamileyim, öğlen oluyor: hamileyim, gece yatıyorum: hamileyim, gece yarısı bi uyanıyor karnıma bakıyorum: hamileyim:)))

buraneros dedi ki...

Masa da pek güzelmiş... Yani sadece kahretsin dedirtiyor insana...

Tadı hissettim.

İmrendim, içim eridi.:)) Hem sofraya hem L koltuğa...

bakarsın bize de çıkabilir.(Bize derken bana yani yanlışa yorulmasın...) Laf çarptıyosun da sonra, yorumuma yorum yazarken:))

Evren dedi ki...

he valla Nilycim bu D.Ü.Ş durumu fena :)) siyah kahve fark etmez, polar battaniye bu sarar sarmalar seni, kendine bu durumu hiç dert etmez :)))

Evren dedi ki...

hahahaha guguk kuşum hamilesin tabi :))) valla darısı dileyen isteyen herkesin başına :)))

Evren dedi ki...

bak şimdi sevgili buraneros, kahretmesin sen gel ben sana da hazırlarım bir rakılı şaraplı sofra, ayıp ediyorsun kırk yılın başı gelmişsin koltuğun L'si de senindir :)))

hem sen bilet aldın mı, en azından ayırtsaydın, belli mi olur... sofrada kalkan balığı hem de ızgara, yanında fırında helva :))

bakarsın sana da çıkabilir, bence sen hemen çık bu yola :))

Sokak Kedisi dedi ki...

Hepsine ayrı ayrı özlem duydum...

Telefondaki dost sese, masadaki keyife, eve yerleşen ve gitmesi mümkün olmayacak o sevgiye.

Yüreğine sağlık,

Evren dedi ki...

ne desem bilemedim ki sokak kedisi... yazdım yazdım sildim... dilerim 2010 da özlemini dilediğin herşey bulur seni, ya da sen onlara denk gelirsin bir şekilde... dilerim...

EBRULİ dedi ki...

Düş le ilgili cümle kurmak yok artık bana,hissetmek var sadece :)Zaman..İstediği zaman hızla ak geç diye,durur.Dur,hep bu anda kal dediğimde koşar.Çok güzeldi,çok keyifliydi.Yüreğine sağlık..

Evren dedi ki...

yok yok bence düşe devam valla, hem düşten sonrası gerçek olursa bünyeye daha iyi gelir, tıpkı ılık bir duş sonrası sevgili sarılışı gibi :))
zaman sana ayak uydursa zaten hep beraber şaşıyor olurduk şu anda, ya da sana tapınmaya başlardık en acilinden, zamanı bize de uydur ebruli abla diye yalvara yalvara :))
sevgiler...

sufi dedi ki...

Sen derin uykuların dayanılmaz düşlerinde salınırken sevgi de seni seyrederek sallanıyordu köşedeki sallanır koltuğunda.

Evren dedi ki...

detayları kaçırmayan sufim, sallanıyordur elbet, hem de severek ve seyrediyordur elbet sevgiyle...

EBRULİ dedi ki...

Evrennn,gördümm sana koştum.Bak bu nasıl ;)"Düşenin dostu olmaz, düş de görürsün.
Sen o zaman dostları, düşte görürsün."Tamamen alıntıdır :)alizaferşapçı blog arkadaşımdan .

Evren dedi ki...

hahah açtım kollarımı bekliyorum ebrulim :)) alizaferşapçı ya saygılar :)