Salı, Temmuz 21, 2009

,

YAZILANI YORDUM - 2

__________________


YAZILAN




Herşey Anı Yaşamaktan Geçer!!! An sizi yanıltmaz. O an bedeninizde duyumsadığınız herşey gerçektir... demiş blogun sahibi :)
Ben de hep derim ki şimdinin gözlüğü ile geçmişi yargılama, çekip kelimeleri içinden çıkarma; acıtırlar... An'dır gerçek olan ve aşk an'dır... Öncesi ve sonrası yoktur... Yaşanandır. Aşk düşmektir içine ansızın ama düş değildir... Düşse adı aşk değildir, aşka aşık olma halidir ki bu da yalan değildir.
__________________________________________________________________




"Aşksa olur demiştim bir keresinde... Planlamazsın, üzerine düşünmezsin, düşlemezsin... Sen farkında değilsindir ama aşk yola çıkmış geliyordur, evde yokum diyemezsin... Yaşarsın sadece... Aşk... mı? İtirazım yok, olursa olur... Olmazsa...? Şu kısacık ömre sığan anlardan bir senaryo yazarım kendime..."
yazmıştım an defterime...
aşk gelir ve bulur... an'dır ve o an'da senin haliyeti ruhunun bir önemi yoktur...


________________________________________________________________________

Yazılan



aşk, büyücü olmasa da büyünün aniden ve her seferinde ilkmişcesine ortaya çıkışında gizlidir... aslında aşk varlığı ile büyülüdür ve sen ne yaparsan yap sihirbazın şapkadan çıkarttığı tavşana kanarsın... kanmadığın gün aşktan yanarsın...


Fotoğraf / İnternet - Kaynağı Bilinmiyor

7 yorum:

Arzu_Su dedi ki...

Blogun sahibinden yorumu yormak olsun bu yorumun adı:)

Blogu ilk açtığımda tam üzerine 5 ay düşünerek yazdığım entry'e dikkat çekmişsin. Vurguladığın için teşekkür ederim öncelikle.
Aşk binbir türlü hali olan, yaşayanın düş-se gerçek kıldığı, gerçekse de düş-e çevirdiği bir haldir. aşkın belki tartışılmayacak tek yanı tek bir kişiye, kimseye duyulan bir duygu değildir. Aşk insanın her hailne yansıyan bir hayat biçimidir aslında. Aşk an değildir bu yüzden bence sonsuzluktur. Bir an yaşadığın bir hissi sonsuzlaştırma halidir. Yaşama yayma hali.

gerçekler yorar aşkı, gerçek dediğimiz şey düzendir, alışkanlıklar, ezberlerdir. yalan ise kendini kandırmaktır. başkasını kandırmaktan çok. şimdiden bakıp geçmişi yargılamak demişsin. şimdiden baktığında zaten geçtiğin bir şey gözüne aynı görünmez.Mesele yaşadıklarından bir şeyler çıkarmak onları geleceğe yol yapmaktır. Bu yüzden bunun adı yargılamak da değildir.

Canım arkadaşım.Bunları yazmak zorunda hissettim. amacım yorumuna, yazına dair bir tavır değil. sadece 'anı yaşamak, gerçek, düş' sözcükleri benim lugatımda farklı anlamlara gelmekteler. Aşk da öyle. Yorduğun yazım olan aşk-mış da objektif olan bir şey var ki; o bir yargılama değil, aşk adıyla insanların içindeki tomurcukları solduranlara dair bir sitemdir.
Yani aşk düşmektir demişsin, bence aşk ayağa kalkmaktır. yücelmektir herşeyden ve herkesten bağımsız. Kimseye bir şey anlatma gereği duymadan, yolunda daha bir heybetli yürüyebilmektir.bu yüzden kimi zaman idealize ettiğin bir aşk düş olarak kalır, ama onu gerçek yapan, an yapan, sonusz yapan da sensindir.
Teşekkür ediyorum, yorduğun, tartıştığın için... Kavramlara bel bağlamadan yaşadığımız bir hayata... düşlerin kurulu gerçeklere değmeden gerçekleştiği bir yaşama
sevgilerimle

Evren dedi ki...

olsun valla itirazım olmaz... masalcıdan gelen yorum başımızın tacıdır :)

ben onu ne zamandır okur dururdum da pek bir severdim. hayatın anlamının anlarda saklı olduğunu öğrendiğimden beri aynı kelimelerle olmasa da felsefisini savunurum da üstelik...

düşmekten kastım hesapsız oluşunadır aşkın, plansız oluşunadır... bu anlamda da an gibi gelir ama sonrası yani aşka düştükten sonrası da sonsuzluk...

yoksa aşk "mış" gibi değilse eğer dediğin gibi yücelmektir, yüceltmektir aksi zaten aşk mıdır ki...?

ben geçmişi şimdinin gözlükleriyle yargılarken bulmuştum kendimi evvel zaman önce ve herşey yalan gelmişti... ve demiştim ki, gerçek an'da bulur anlamını... bu benim geçmişime şimdimden bir bakış açısı geliştirmemi sağladı. büyümek dedim ve öğrenmek...

ama bunu en iyi sen bilirsin değil mi masalcı... geçmişin masalları değil mi bize hayatı öğreten... şimdilerde yazdığın her masal geleceğe bir iz değil mi an'dan...
sen yaz masalcı
yorum yaz
yoruma cevap yaz
yorumu yor
ama kalem hiç eksik olmasın elinden...
sevgiler...

sufi dedi ki...

Sevgili Evren ve Bugünü yaşama arzusu;
Evren,"fall in love" cümlesinden dolayı aşkı "düşmek" olarak yazmak gereği duymuş bence.Bence de aşk; düşmek gibi.Sihirbazın şapkasından tavşan çıkarmasının bir illüzyon olduğunu bile bile gösteriye gitmekten kendini alıkoymayan kişinin davranışı gibi bir şey.Aşık olunca kişi heybetini azametini, benliğini soyar eyninden giyinir sevdiğini, tüm alemlere dost, her yaratılmışta sevdiğini görür hale gelir ve hatta kimseye birşey anlatma şöyle dursun herkese herşeyi anlatıp mahallesinin köpeğini bile okşar hale gelir mecnun gibi...Bu düşmek değildir de nedir peki? Her ikinize de sevgilerimle.

efsa dedi ki...

bu yazıyı böyle uygun zamanalrda okumalı, saklamalı, düşünülmeli.

Evren dedi ki...

tontiniiii... ne güzel dile getirmişsin aşıkın hallerini... aşık güzel görür herşeyi ve sever yürekten. aşk doludur ya yüreği, dağıtır ellerinden gözlerinden yüreğindekini... sevgiler...

Evren dedi ki...

efsa fark ettim ki söz konusu aşk olunca, adam ve kadın olunca durmuyor kalemim... yorumlara bakarken fark ettim ki: hep de benzer şekilde yaklaşmışım aşka, aşıka, adama ve kadına. derli toplu dursunlar isitedim an defterimde dediğin gibi uygun zamanlarda okumak ve üzerine düşünmek için :) sevgiler...

Arzu_Su dedi ki...

sevgili Evren yüreğim ve elim yettiğince yazmak en büyük tutkum olarak kalacak. Yazdıklarımı yoran, tartışan, hisseden tüm dostlar da benim başım üzerine. yazdıklarımızın sadece kelimeden ibaret kalmadığı, yaşama katıldığı günler diliyorum.sevgiler

Sevgili sufinin yorumuna birşeyler eklemek isterim bir de; ''fall in love'' aşka düşmektir bana göre, aşk bir halse o hale bürünmektir. böyle birşeyi kabul edebiliyorum. aşkın düşmek olmasını nedense hala reddediyorum. inatçı mıyım bilmem. çünkü aşkı hayranlık ve takıntıyla karıştırdığımızda, içine biraz bencillik kattığımızda düşmüş olursun evet. çaresiz kalırsın.
aşk çıplaklıktır, soyunmaktır. ama heybet aşıklıktan geliyorsa heybetli yürümekte ne zarar vardır ki.aşkı yaşadığından eminsen dimdik gezersin.

Mecnunun anlattıkları dört tarafı aşk yapan sözcüklerdir, çaresizliğini çöllere vurmuştur o.nice yıllardır kimi zaman aşkın adı olmuştur, mecnun hep ayaktadır bu yüzden.ama bence aşk henüz pek çoğumuzun ulaşamadığı bir mertebe ise kendine ve aşığa rağmen ayağa kalktığın ve yüceldiğin bir haldir. nasıl ki nietzche'nin dediği gibi insan insanı aşamadıysa aslında biz de aşkı aşıp aşk olamadık hala. ki daha da gerisine düşüyoruz aşkı, dejenere oluyoruz yaşama baktığımızda. aşk-mış aşacakken gerileyen durumun sitemi bana göre.

sana da sevgiler.