Cumartesi, Haziran 06, 2009

SANA KENDİMİ RESMEDİŞİM


Gecenin ilerleyen saatlerinde iki çift sözeydi hasretin, bir dokunuşa, bir sarılışa... Bilmediğin sularda yüzmekten ürkek halin, bir gece öncesinden kalan uykusuzluğun, heyecanla eve gelişinden arda kalan kırıntılarınla, oturdun köşe koltuğuna... Yorgun göz kapakların kapanmasınlar diye aralarına sıkıştırdığın kurdanlar eşlik ediyorlardı o gece sana. Sen, nedenini bilmediğin bir çaresizlikle kıvranırken abinin sözleri geldi aklına; 'insan seçimleriyle şekillendirir yaşamını' derdi sana kızdığında... Kızgın değildin ama sanki bir parça kırgındın. Bu, üzerinde durup düşünülemeyecek kadar küçüktü, ağır gelen onca yaşanmışlıktan öğrendiğin bir şey olmalıydı. Aklına abinin sözü geldi... İnsan seçimleriyle şekillenir.


Üzerine uzun upuzun bir yazı yazabilecekken, sen bir not düştün an defterinin artık giderek sararan yapraklarına... İnsan seçimleriyle şekillenir.... 06.06.2009 / 21:00 / Bursa / Köşe Koltuk / Gözlerimde kürdan... Bekliyorum...


Beklediğin iki çift lafın gelmeyişi aklına takıldığında, bir not daha düştün an defterinin artık giderek sararan yapraklarına... İnsan yek diğerinin neden vazgeçtiğini bile bile, bir seçim yapması gerekse, öteleyebileceğini mi seçer, yoksa diğerini mi? 06.06.2009 / 21:30 / Bursa / Hala aynı koltuk / Gözlerime batan kürdan... Bekliyorum...


Kafanda hayaller kurarken ve gözkapakların hayatın yorgunluğuna direnirken, delip geçiyor sol gözünü kürdan, akan bir damla kanla kendine geliyorsun. Hayat hep sol yanından vurdu diye dem vuruyorsun. Sol yanı kalmayan sen, üstelik solakken, sağ elinle, karşı tarafın durumu değersizlik olarak atfetmesinden çekinerek ama biraz da korkak, bir mesaj atıyorsun... Anlamaktan ve ağlamamaktan dem vurduğun cümlenin sahiciliğini henüz yazarken akan iki damlaya bertaraf ettirip, göndere basıyorsun... Bir "ya..." düşüyor yüreğine, bir not daha düşüyorsun an defterinin artık giderek sararan yapraklarına... Yek diğerinin kurması gereken cümleleri kurmaktan ve taşıması gereken ağırlığı sırtlanmaktan ne zaman vazgeçeceksin... 06.06.2009 / 22:00 / Bursa / Banyo / Kürdan gözlerimi kanattı... Bekliyorum...


Yüzüne çarptığın iki avuç suyun ardından, parmaklarına takılan gözlerin, uçlarında birer damla su kalmış olduğunu fark edince, gece önceye dönüp de hatıranda kalanlara şaşıyor ve parmağının ucundaki bir damla suyu dudaklarına götürüyorsun... Kurumuş dudaklarının, çatlayan iki noktasına iki parmağını koyuyorsun. Aynadaki aksinin bir gece önceyi resmedişindeki kusursuzluğa şaşırıyor, telaşla salona dönüyorsun. An defterinin artık giderek sararan yapraklarına bir not daha düşüyorsun... Sanmalarının sonu geldiğinde, yaşamaya başlayacaksın... 06.06.2009 / 23:30 / Bursa / Köşe koltuğun en kuytusu / Gözlerim kan çanağı... Vazgeçiyorum...

15 yorum:

Arzu_Su dedi ki...

Harikaydı Evren, özellikle koltuksahnelerine bayıldım... Teşekkür ederim:) Sabah sabah kendimi banyoya atıp yüzümü yıkamama, sonra aynaya bakıp kendimle kısa bir sohbetten sonra, bir köşe koltuğunda oturup kahvemle birlikte karar vermeme neden oldun. Sanırım ben bu yazının vazgeçmek kısmını ortalara alıp, sonunu karara bağladım:)

hayatınortasında dedi ki...

O sanmalar, bizi tüketen..

çok güzeldi evren, yüreğine sağlık.

Nily dedi ki...

dün gece balkonda aya bakıp dolunay mı değil mi hesabını yaparken içimden ve kadeh kaldırırken çok yakın olan uzaklara.. "acaba bu gece sabaha kavuşur mu?" diye not düşmüştüm an defterime.. akşamdan kalma değilim ama "öpücem abi":) sen var ya sen.. iyi ki varsın..

y. dedi ki...

şu an dolunay var ve senin şu sözlerin,insanın yüreğinin pare pare olası geliyor.
üstelik mutluyum ben hiç olmadığım kadar.

İBRAHİM ORTAÇ dedi ki...

hımm. bir film sahnesi hatırladım. ya da iki filmden birer sahnemiydi. kürdan birincisi ve işkencenin öteki boyutunda bir yalan söylemen gerekiyor... doğrudan başka söyleyecek yalan kalmadığında kürdan işkencesi bitiyordu.. neydi neydi. dilimin ucunda..

İDEA dedi ki...

VAZGEÇ!!!Kaç güne,kaç geceye daha sığacak bu kelime.Artık vazgeçmek istemiyorum.Benim olanı istiyorum.Bu suç olamaz.Eğer suçsada böylesi yargının bir parçası olmayı reddediyorum.

Evren dedi ki...

köşe koltukları seviyorum arzu... hele de elimde kahve fincanı... ve bilirim karar bağlayabilmek hafifletir insanı, hani klişe ama en kötü karar kararsızlıktan iyidir misali... öperim :)))

Evren dedi ki...

neden sanmalara izin verir yürek diye sorduğumda hep umut çıkar karşıma, böyle bir denklemde asıl tükenmek umutsuzlukla gerçekleşmez mi hayatınortasında? bilemedim...

Evren dedi ki...

deli kadın... öp tabii... öpülesi bir kadınım ben :) ama ben de öperim karşılığında, geceden kalma değilim ama öperim :)))

Evren dedi ki...

bak inannmazsın aslında ben de mutluyum biliyor musun sevgili y., sadece ifade etmekte zorlanıyorum galiba :)

Evren dedi ki...

ama ibrahim ortaç neden kafamı karıştırıyorsun ki... bir kere ben film adı hatırlamam o şaşkının işi, iki bazen filmi bile hatırlamam :)))

Evren dedi ki...

tamam idea sinirlenme... vazgeçme ama seni bu şekilde ele geçirmesine de...

İDEA dedi ki...

.... izin verme.mi olacak buraları?

Evren dedi ki...

düşünüyordum... izin verme demeyi... ama sonra düşündüm, gerçekte izin mi veriyoruz her karşı koyuşta biraz daha esir alınmaya bilemedim... cümleyi sen nasıl bitirirsin diye merak ettim... aynı yola çıktık gördüm... ama aklımda hala her karşı koyuşta bir parça esaret mi oluşuyor diye düşünmekteyim idea...

İDEA dedi ki...

Aşka esreat gözüyle bakamadım ben hiç.Bakabilseydim özgür olan ruhum aşka hiç yenik düşmez hatta aşık bile olmazdı.Ama görmek,gerçekleri görüpte kabul etmek lazım evet.Bunda hemfikiriz sanırım EVREN.