Pazartesi, Eylül 28, 2009

DÜMATİZİ SEVMEK: ÖNEMSEMEK ADINA BİR GÖZLEM

Sabahın erken saatindeki rutin keyiflerden biridir pazara gitmek bizim için. "Abla rüyanda mı gördün"den tutta, "tezgah açanlar yok daha ortada abla"ya uzanan sabah atışmalarının arasında, kasalardan tezgahlara konmaya bile fırsat bulamamış sebze ve meyveleri almak ve pazarın; çoskusunu, heyecanını, renklerini yaşamak apayrı bir mutluluk verir bana ve yakalayabilirsem hayata dair pek çok ders çıkartmak da mümkündür böyle zamanlarda.

Hele de köylü pazarı... Annemlerin evinin hemen aşağı tarafında kurulan, köylü kadınların, adamların, çocukların kendi üretimleri olan ve çeşit açısından son derece kısıtlı ama insan tanımak anlamında zenginliği sonsuz olan bu pazarlara yolunuz düşsün, düşsün ki emek ve sevgiyi, yorgunluk ve mutluluğu bir arada görme fırsatına erişebilin. Düz siyah çarşaflısından çiçekli şarvarlısına, bilekleri dizi dizi altın bileziklisinden çıplak ayak terliklisine kadar ve 8 yaşından 80 yaşına kadar uzanan geniş bir yelpazede, insan ve insana dair herşey bulmak mümkün bu pazarda, ve tabi isteyene; sabah dalından toplanmış domates, biber veya özenle kurutulmuş patlıcan, toprağı üzerinde taze patates ya da dalları üzerinde dikenli kuşburnu bile bulmak mümkün dikkatli gözlerle baktıktan sonra... Maydanozun incecik saplarını bile yeme isteği uyandıran yeşillik tezgahında, çinden marul, fransadan fesleğen yok belki ama buram buram kokan bir dağ kekiği ile iştahınızı açmanız pek ala da mümkün bu pazarda.

Annemle ben, bu hafta "oturak fasülye" denen fasülyeye odaklanmışız pazarda, annem bir yandan ben bir yandan tezgahları tavaf ediyoruz. Heryerde "şeker fasülye"... Ben bir süre sonra pazarın hemen girşindeki "uzaylı turşuluk biber"lerin yanında annemi bekliyorum. "Dümatiz 500" yazan bir tezgahta yaşlı bir teyze domatez seçiyor. Bir süre sonra gözüm takılıyor. Teyze, iki büklüm, köyden şehre gelmiş ama aradığını bulamamış belli ki tavrı ile etrafına bakınıyor bir iki, sonra tezgaha eğiliyor ve yaklaşık 20 dakika domates seçiyor: Herbirini eline alıyor, önce parmakları ile domatesleri yokluyor, üzerindeki toprağı sildiriyor, sonra eğer almaya niyetlenirse sapını koparıp çantasına ayırıyor. Çürükleri, ezikleri olanları da tezgahta ayrı bir yere doğru koyuyor. Toplamda 23 tane domates alıyor. Sayıyorum tek tek... Ben pazarı, oturak fasülyeyi ve annemi unutuyorum. Zamanda bir yolculuk yapıyorum. Hangimiz neyi seçerken bu kadar özenli olduk diye düşünüyorum. Kendi seçimlerime gidiyor aklım, takılıp kalıyorum anlara... Teyze benim onu seyrettiğimi fark edince gülümsüyor, "çürümesin yazık olur" diyor...

O özeniyor, aklım dolambaçlı yollarında çeşitli anlara götürüyor beni: Seçimlerime, seçimler sonrasında gösterdiğim özene gidiyorum, kalıyorum bir süre, düşünceli ve nerede ne yapmıştım halimle... Ve sonra dönüp tekrar teyzeye bakıyorum; domatesi alırkenki sevgisine ve onları seçmek için gösterdiği özene şaşırıyorum... Dönüş yolunda; kendi evime yürürken, elimde nohut torbam, düşünüyorum; ben neyi, ne zaman bu kadar sevgi ile seçmiş ve sonrasında çürümesin, ziyan olmasın diye özen göstermiştim acaba...

11 yorum:

homeless dedi ki...

simdi farkettim ki
bir cok seyi
amann bosver buda bole olsun diye secmis kabullenmis kabuledilmeyi beklemisim
hatta bacak bacak ustune atmisim uzerine bir sigara yakip kahvemi de soylemisim
ihhhhhhhhhhhhh( ic gecirme nidasi )

teecetveli dedi ki...

Teyze gözümün önüne geldi. Boynuna sarılıp öpesim geldi.

kamikaze dedi ki...

selamlar ben yeni geldim bloğunuza.çok sıcak,çok samimi yazılarınız.yüreğinzies ağlık.takipçinizim artık.bir pazar yeri ve oradaki sıcacık insanlar ancak bu kadar güzel anlatılabilinirdi.yüreğinize sağlık.

sufi dedi ki...

Evren'im;
Ya eline ilk geleni alıyor ve yaralı bereli olduğunu farkedince geri koyuyorsan?Sonra da onun "beni neden almadın?" feryatlarını duyup da tekrar geri alıp sepetine koyuyorsan "bu benim nasibimmiş" diyerek ona ne demeli?
Seçimsiz ve beklentisiz olmak öğretilmişti ya bizlere!
Teyzenin seçip seçip çürük-çarık diye kenara ayırdıklarına acıdım doğrusu.Sevgilerimle.

Evren dedi ki...

"Çürükleri, ezikleri olanları da tezgahta ayrı bir yere doğru koyuyor."

bu hal ben de şunu çağrıştırdı tontinim, farkında olmak...
yani dostunun, arkadaşının ve uzak durman gerekenin farkına varmak, dometese tekrar dönersek; kahvaltılık, yemeklik ve salçalık gibi ayırmak... ya da olgunlaşsın diye yeşillerini alıp cam kenarında güneşle buluşturmak...
nasibin farkında olmak ve ona da gerektiği ve hak ettiği değeri verebilmek belki de önemsemek adına altını çizmek istediğim...

yani son cümle: o çürük çarığı da alıp değerini bilen ve ondan kışlık dometes hazırlayan çıkacaktır mutlaka diye düşündüm...

çok mu karıştım :)
sevgilerinle...

Evren dedi ki...

teşekkür ederim kamikaze, ama hep derim, sıcak yürekler sıcaklığı fark eder, hoşgeldin dünyama :)

Evren dedi ki...

teyze sevimliydi evet, ama hangimiz sevimli değiliz ki gönül gözümüzle gördükten sonra... hoş geldin teecetveli :)

Evren dedi ki...

önemli olan nasibimde bu varmış diyebilmek homeless, oku bir daha sufiyi ve anla, bazen çürük çarık da olsa seçilen, değerini bilmeyi ve ona göre işlemeyi bilmeli insan :)

Esmir dedi ki...

Sevgili Evren,

Benimde en çok sevdiğim yerlerden biridir pazar yerleri...O kalabalık, kaos içinde dahi farklı bir düzen vardır inanırım buna! Sanki pazara gelen pek çok insan farkında olmadan daha bir kendi gibiy-miş gibi gelir bana! Bende farklı fiyat aralıklarında olan ürünlere bakar, bazen de görselliğin dışında aslında aralarında pek de fark olmadığını düşünüp hatta çok fazla al benili olanından ziyade çürümüş olmamak kaydı ile biraz yumuşakda olsalar çamurlu olanlarını daha çok tercih ederim. Bilirim ki onlar diğerlerinden çok daha lezzetlidir. Gereken özeni uygun seçeneklerde kullanılmak üzere gösterip, hak ettiği biçimde karşılığını verecektir nasılsa ! Kimi yemeklerimin sosunda kimi salatalarımda...

Yüreğine sağlık...Sevgilerimle...

Evren dedi ki...

hah tamam işte, aslında ben de tam bunu anlatmak istiyordum esmir, neyi neden seçtiğini bilmek... ve tut ki bilemedin bari farkına vardıktan sonra bil dimi? sevgiler benden sana :))

homeless dedi ki...

onun bır tık oncesınde o dümatizi curutmemeli

bazıları gec farkeder
veya acelesı vardır
ocakta yemegi vardir falan
koymasınlar canım curuklerı tezgaha veya curutmesinler