Pazartesi, Eylül 07, 2009

,

GERÇEKTEN BİR HEDİYE OLABİLİR MİSİN SEN BANA





Kurulmuş Cümleler altıyı okuyor o davudu sesiyle...
Ne çok yakışıyor ona teatral bir ifade...
Sesinin tonunu giyiniyor basit bir cümlede bile
Dönüveriyor yüzünü 85 yaşında bir ihtiyar gence.
Derinden geliyor sanki bilgeliği ve yüreğinden o öğüt veren sesi...

Eski fotoğraflar çıkıyor: Sapının bir tarafı kopmuş, eski deri bir çantayı, şöminenin artık kullanılmayan boşluğundan çıkartıyor; toz içinde...
Çantadan şeffaf bir zarf içinde siyah beyaz fotoğraflar çıkartıyor, bakıyor hepsine tek tek ve bu diyor Bilgesu Erenus'un sahneye koyduğu bir oyun için çekildi.
Fotoğrafta 3 kişi...
İkisi belli solcu çocuklar, zaten gençlik kolları başkanı en derin bakışlısı...
Sen diyorum: Ben burjuvaydım oyunda ama sonunda onlarla birlikte hareket ediyordum ve oyun sonunda onlarla omuz omuzayım deyip bir başka kare uzatıyor bana.
Gösterdiği siyah beyaz fotoğrafa dalıyor gözlerim...
70'li yıllar...
İdeal bir dünya hayallerinin, o orantılı güç uygulanmayan meydanları...
Neler konuşuyoruz üzerine, nasıl keyifli bir akşam...
Masada iki kişi olsak da değiliz aslında...
Onun adı, varlığı ve sesi ve cümleleri ve derin bakışları bizimle...
Ne zaman gelecek diye soruyor beni dalmış görünce: Sabaha karşı diyorum...
Sabaha karşının tarihsel bir karşılığı yok...
Önemi de...

Onun üzerinden, onunla kurduğumuz hayalleri paylaşırken, kendi yaşanmışlığı geliyor aklına.
Bak diyor bu şarkı bizimdi: Sezen çalıyor fonda.
Geri döndüğünde; biliyor musun ayrıldığımızdan beri ilk defa bizim şarkımızdı diye dinliyorum diyor.
Gülümsüyoruz birbirimize...
Sessiz fısıldaşmalar başlıyor yüreğimizle...
İzin veriyoruz bu halimize, ama sadece bir süre...
Sonra neşeli ve hareketli bir şarkı başlayınca, aniden ve sözleşmiş gibi eş zamanlı, başlıyoruz hoplayıp zıplamaya...
Sebebi yok, sebebi çok bir mutluluğun sarhoşluğunda telefonum çalıyor...
Sebebi çok mutluluğum arıyor: Allah neşenizi artırsın, yarın sabah geliyorum da haber verecektim diyor...
Artık evde bir şenlik havası, başlıyoruz en matrak konuşmalara; aksan ve ses tonumuzu da uydurarak:

_ A be ben sana demedim mi gelecek...
_ A be dedin de, ben ne bileyim bunun yarın sabah olacağını...
_ Alllahhhhh, atıver şimdi göbecikleri... Yandan yandan, oh oh, oh oh...

Gecenin sessizliğine karışıyor kahkahalar... Kendi sahnemizde birer divayız ikimizde...

Eve dönerken, gündüz paylaşılamayan, geceyse aya uzanan potalarıyla terk edilmiş sahaya bakıyorum: Bir anda, bir basketbol sahasının 3 sayı çizgisindeyim de maçın kader sayısını atıyormuşum gibi heyecanlanıyorum, yüzümde bir gülümseme, ellerim ceplerimde: Bir yüreğin serseriliğinde ıslık çalarak yürüyorum...

Derinimde bir yerde bir soru:

Gerçekten uzun zamandır almayı beklediğim bir hediye olabilir misin sen bana?



________________________________________________

Fotoğraf / basketball on deviantART

15 yorum:

buraneros dedi ki...

Bir rakı balık masasını acaip öslediğimi biliyorum zaten... ama bu yazı katmerledi... şimdi yazı ve rakı balık ne alaka diye bir soru gelebilir... geldi bile!

herşey fotoğraftaki basketbol topunun yüzünden... 18 avans 20 de biter... sabah ya, birde elimde kahve kokusu... şımardım:))

kurulmuş cümleler altıya da baktım, bakarken buradaki sesi gördüm. Pek sevdim kendilerini...

Ateş Böceği dedi ki...

Alınır be yaa neden alınmasın sen iste yeter ki :):)

Nily dedi ki...

.... gibi geliyor bana da:)) hani dışardan bakınca, akanları duyunca..

Evren dedi ki...

balık mevsimi de başladı zaten buraneros, palamut fırında tarifi gelir herhalde karadenizin hırçın sularından... (unutuldu sanılmasın; makarna vardı fırında, kesin yandı :))

bu arada bence sen gene de o kadar avans verme, yenilirsen, çocuklar eve almaz sonra :))
(yoksa avans sana mı verildi?)

sesin sahibi pek sevilesidir, değerlidir, biriciktir, çok özeldir, öyle bir severim ben kendisini, yazım sesini iletebildiyse ne mutlu bana...

Evren dedi ki...

alınır alınmasına da mutlu eder mi ki ateş böceği :)

Evren dedi ki...

senin balkon benim buraları görüyor muydu sahi nily?
yoksa dolunay mı söyletiyor bunları sana, kadehinde kırmızı bir şarapla :)

homeless dedi ki...

hmmmm....
dialoglar tanıdık geldi...düşünelim bakalım

Evren dedi ki...

düşün coçum :))

İDEA dedi ki...

Kalemi konuşturmuşsunuz yine.Bana sadece okumak kaldı.Bir de,neyse....

Evren dedi ki...

bak şimdi idea ya ne demek o öyle "bir de, neyse" :)

İDEA dedi ki...

:)))

özlem dedi ki...

Hem de hediyelerin en güzeli bence:)
Sevgilerimle...

cache dedi ki...

senin bu enerjin var ya bu enerjin..
Bana çok iyi geliyor..
geliyor da sen hala arayacaksın bu arada beni..
yok yok sen artuık beni eskisi gibi sevmiyorsun sanırım..
o dama attığın pabucumu ver bari :)))

Evren dedi ki...

bence de özlem :)

Evren dedi ki...

arpam fazla geliyor bana cache :)
hem bitti mi zaman, arayamaz mıyım artık, hem ben o pabucu giyecem bu kış :))))
özet1, seviyom
özet2, veremem :))