Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AKLIMA DÜŞMEK

Öylece oturmuş, uykunun bana gelmesini bekliyordum. Sen aklıma düşmeden az önce miydi tam hatırlamıyorum telefon çaldı. Açtım.
Eski bir arkadaşla telefonda konuştuklarımız değildi beni medcezirlere sürükleyen, ben onun sesinin tonundan etkilenmiştim daha çok; kırılganlıkla kızgınlık arasındaydı, aldanmışlıkla adamışlık... Bildik hallerimin tanıdık yansımasıydı sesi... Konuştuk uzun uzun, kelimelerinin arasına hıçkırıklarını sıkıştırmasaydı belki daha kolay olurdu onu anlamam ama onun derdi benim onu anlamam değildi, o kusmak istiyordu içindekileri...
O kapattıktan sonra telefonu, uzun upuzun bir sessizliğin ortasında aklıma düştün... Kelimelerin ardı ardına sıralandığı mektuplarını alıp okudum teker teker... Önemli tarihlerin üstünden geçtim. Yaşanmışlıkların arasına sıkışıp kalan hüzün ve mutluluğu resmedişin miydi beni sana sürükleyen bilemedim.
Gecenin o saatinde aklımda geçmişin kırık plakları dönüp duruyordu. Gecenin o saatinde, hem de sen uykunun en derininde, yarın sabaha uyana…

KABUL

__________________________________________


Sence güzel güneşli bir gün değil mi?Süpriz yapacaktım ama..
Kahvaltıya geliyorum çıktım yola...
Teklifin hala geçerli değil mi?

SANDAL

Senden gelecek bir haberin tarifsiz sıkıntılı bekleyişiyle kıyaslanır mı bilmem ama kıyıda terk edilmiş bir sandalın sonbahar aşıklarını bekleyen hallerinden birinde, tam da gün ortasında sağanak bir yağmurun içime yağışını seyrediyorum, kederle...
Yorgunluktan ve ıslanmaktan ağırlaşan yüreğimin soluklanacağı bir limana, şaşalı yelkenim olmayışından alınmayışımı çok da sorun yapmadan, hız yapmaya müsait olmayan motorumun çıkarttığı yüksek desibelli pata pata sesleri içinde, arkamı dönüp de giderken, aklımda karşı kıyıdaki köhne barakanın yıkık dökük tahtalarından birine tutunmak vardı...
Bekleyip beklemediğini anlayamadığım halinden biraz şaşkın, hallice meraklı koşuşturmam seni ürkütmüş olacak ki, başının ağrısını bahane edip kuytulara çekilmen sonra da kapılarını teker teker kapatışına şahitliğim mahkemede sayılmadı delilden...
Hakimin gözyaşları içinde benim sana gelişimi resmedişimi, kendi babasına sarılışı ile eş tutmasına değildi alık alık bakışlarım, ben hakimlerin de gözyaşları …

SENDEN GİTMEK

Kalanları toplamak için uğradım sana
Ağlıyordun gitme diye...
Ağladım kalamam diye...

Senden gitmek değildi beni ağlatan
Yüreksiz kalacağımı biliyordum da ona ağlıyordum ben

Benim gitmem değildi seni ağlatan
O yüreği yaşatamayacağını biliyordun da ondan ağlıyordun sen

Kalanları toplamak için uğradım sana
Kapıdan çıkarken son bir kez dönüp baktım arkama
Ağlıyordun hala
Elinde yüreğim
Bana ağladığını sanarak gittim ben
Cama vuran her yağmurda Bana ağlarsın sanırım ben hala Çıkarım sokaklara Islanırım yağmurda Ağlarım sanmalarıma kanmalarıma yüreksiz kalışlarıma ___________________ Fotoğraf /1x.com

GÖZYAŞINI ÖPMEK

Aldığı haberle sarsıldı ağladı bütün gece kadın... Önce içine aktı gözyaşları, sonra dışına, sonra aniden

Durdu... Sandı...



Sabah yatağından kalktı kadın...
Önce akan gözyaşlarının bıraktığı izleri sildi yüzünden
Sonra avuçlarında kalan acıyı

Bitti...Sandı...



Evin içinde öylece dolandı, amaçsız, kaygısız, sessiz gibi...
Oysa çığlık çığlığa bir haykırışın tam ortasında
Sonu gelmez baş döndürücülüğünde hayatın

Sustu...Sandı...



Sokağa attı kendini kadın...
Bir umut, küçük bir çare için
Dolaştı da kapı kapı
Ölüm olmayan bir tek eve rastlamadı

Yıkıldı...Sandı...



Akşam eve döndü kadın...
Gitti kendinin en kuytusuna

Yorgun, umutsuz...

Gözyaşları aktı akacak beklerken kapıda
Bir el uzandı kadına
İşaret parmağı ile aldı kadının gözünden yaşı
Götürdü dudaklarına
Bir tek masallar da olacak değil ya
Umut doldu kadının içine
Sonra yüreğine
Yansımasını gördü de gülümsedi kendine

Hayat devam edecekti

Anladı...




____________________________________________
Duruyoruz, susuyoruz, bitti diyoruz, yıkılıyoruz Sonra tekrar ayağa kalkıy…

İÇ HESAPLAŞMA

Saatini kurmamıştı, sabah uyanamazsam dedi, hangi sabah uyanmamıştı ki... Yastıklarını kabarttı, son bir kez maillere bakmak istedi. Kafası takılmıştı. Yazmamalıydım dedi. Gereksiz oldu akşam akşam...

Gün güzel başlamıştı. Sabah ilk telefon, ilk keyifli ses ve ilk iltifat gününün güzel geçeceğinin işaretleri gibiydi. Masasınn başına oturdu. Günlük işlerini gözden geçirdi. İki müşteri görüşmesi üst üste denk geldiği için bir parça sıkıldı. Günler evvelden hazırlandığı toplantılar konusundaki tedirginliğine anlam veremedi ve kahvesinden bir yudum aldı. Başka bir keyif almıştı bu sabah kahvesinden... Kokusunu içine çekti. Odasının penceresi yaz kış açık olurdu o gelmeden oda havalansın diye.
Kollarını açıkta bırakan beyaz gömleği, bacaklarını açıkta bırakan gri eteği ve kırmızı ojeli ayak parmaklarını açıkta bırakan siyah, gri ve beyazlı ayakkabı, bütük siyah taşlı yüzüğü, gri kolyesi ile şıktı da toplantı için ceket almadığını fark etti. Ceket giyse daha iyi olacağı konusundaki tedirginl…

TESTİ (*)

Tarifi olmayan mutlu anların sonrasındaki amansız, yola gelmez, söz dinlemez hüzün çeşmesinin başında durmuşum da kırılan testilere bakıyorum sanki.
Geçmişin izlerini taşıyan onca kırılmış testi içinde, çatlak bir tanesi dikkatimi çekiyor. Yaklaşıyorum. Elime alıp incelediğimde çatlak olmadığını, yapıştırıldığını fark ediyorum. Testi tanıdık gelmiyor eviriyorum çeviriyorum, altına bakıyorum derken, bir fısıltı duyuyorum, kulağımı yaklaştırıyorum testinin ağzına:
“Senli düşlere uyandığım zamanlar da oldu elbet ama bir sabah senle uyandığımda senin düşken daha güzel olduğunu fark ettim. Uzaktayken sevdim en çok seni. Mükemmeliyetçi yanınla yaşamak zorunda kalsan, sen seni sever miydin benim kadar, hep merak ettim. Yoran bir sevgin var senin. Zaman zaman boğan. Sevemem ben seni böyle. Hem sevgi mi seninkisi, esaret altına almak mı?
Hayır, hayır ağlama. Sevmedin beni demiyorum ki… Sevmedim de demiyorum. Çok sevdim. Çok sevdin. Biz seninle ne birlikte ne de ayrı olabilenler gibiyiz. Ama uz…

SESLİ DÜŞE KALKA KAHVALTI

Buradan da ulaşabilirsiniz...



Güzel bir fikrin, heyecanı ile ilk kayıt... Dilerim ulaşması gereken yerlere ulaşır da benzer heyecanlarla dolup taşar gece...

Fikrin sahibine teşekkür ve sevgiler...



BURANEROS'UN FİKRİ GELMİŞ - İYİ Kİ...

__________________________________________________________


Okumuş muydunuz bilmem; Buraneros'un Bir kitabın yalnızca bir kitap olmadığı bir durum üzerine yazılmış yazısını... La Paragas'ın harika hizmeti; Hayırlı Bir İş... ile, hem de sizi alıp götüren bir ses tonunda dinleme şansınız da var; şimdilik sadece bu yazıyı...

Aslında proje, görme engellilerin de blog dünyasının bir parçası olmasını sağlamak.
Sizce de harika değil mi?

Kendi adıma düşündüğüm ilk şey, mutluluk veren bir yazımı seslendirmek oldu... Ben, mutluluk, ses... diye giderken... Bu projeyi batıran olmak istemedim... Ama en yakın zamanda güzel sesi olan bir arkadaşıma olabilecek en mutlu yazımı bulup ricacı olup seslendirtmek istiyorum...

Ben fikri sevdim... Siz de sevdiyseniz, fikir sahibinin izni var kulaktan kulağa yayılması konusunda... Ben fısıldadım anladığım kadarıyla, sıra siz de...

BAZEN BİR ÖZLEM

bazen söküp atmak istiyorum yüreğimi kalanlarda onunla gitsin diye
bazen sıkı sıkı tutunmak yüreğime kalan ne varsa onunla avunayım diye
ağlamaklı bir tonla vurdum klavyenin tuşlarına
ve boğazım kurudu da nefes almayı mı unutuyorum diye telaşlandım yok yere
dışarıda bir şenlik havası
yüreğimde ateşi

neden kelimeler bu kadar yaralar insanı
neden uzaktayken yakın hissedersin hiç tanımadığın bir kadını
çıkıp gelemeyişime kızdım
hayatın denk getirilemeyişine
neden bilmem içmek istedim seninle
anneme söyleme kızar şimdi
çocuklarım alkolik mi olacak diye

yok yok kederden değil sana gelmek isteyiş
anlaşılacak olmaktan ve anlayabilme ihtimaline tutunuyorum en çok
karşılıklı oturup kahkahalar atarken
gözyaşlarıyla boğulmalara kalkmayacak olsak
belki hayatta bu kadar ters gitmez bize

şimdi izninle gidiyorum başka özlemler büyütmeye...
kelimelerin kelimelerim gibi geliyor bazen
bazen hiç olmadık bir zamanda geçmişe dönüp de
fal bakıyorum yazdığın anlardan kendime
anlarıma denk gelişine kızıyorum da haberin bi…

BİR DAMLA YÜREK SESİ

Leona Lewis - Bleeding Love
___________________________________ seni düşlüyorum elma ağaçlarının çiçeklenmiş dalları arasında elinde kitabın keyfini bozmak istemiyor halimle oturuyorum evimizin tahtadan basamaklarına güneş yüzüme vuruyor yüreğinin sıcaklığını uzaktan çok uzaktan seyrediyorum seni bir gülümseme yakalıyorum yüzünde an'lık okuduğun herneyse beni hatırlattı diye geçiyor içimden gelip boynuna sarılıp öpmek istiyorum seni keyfini bozmak istemiyor halimle oturuyorum evimizin tahtadan basamaklarına mürdümler geç çiçek açtı diyorum içimden duyuyormuş gibi cevap veriyorsun bana kirazlar da öyle... nerden bildin ne söyledim kendime diyorum seni düşlüyordum keyfini bozmak istemiyor halimle
oturuyorum elma ağaçlarının çiçek açmış dalları arasında güneşin ısıttığı bedenimi sana yaslıyorum uzaktan çok uzaktan diyorsun... seviyorum seni diyorum seviyorum seni diyorsun uzaktan çok uzaktan duyuyoruz birbirimizi _______________________________
mesafelerin ve anların aşkınızın keyfini bozmadığı bir düşe d…

YUVASIZ KUŞLAR

Eski dostların buluşma noktasıydı, yuvasız kuşların meydanındaki, sırtındaki bir parçası kırık ahşap bank... Her cuma akşamı güneş rakı burcuna girmezden hemen önce boğaza karşı rüzgarı selamlayıp gelen geçenin attıkları kahkahalara bakakalmalarına kahkahalarla gülerlerdi...
İncirin çekirdeğinin bile fazla geldiği günlerde onlar incirin çekirdeği olmazsa diye hayıflanırdı, ne de olsa herşey değişiyordu, meyvaların tadı, yemeklerin adı... Ayak uydurmak değildi dertleri ya da değişime direnç değildi gösterdikleri, anlamaya çalışıyorlar ve anlamaya çalışan hallerine gülmeden de edemiyorlardı.
İki eski dost, kaldıkları huzur evlerinden sadece cuma akşamları izinli çıkar ve gece 12'yi gösterdiği anda da masalarından kalkar ve yuvalarına dönerlerdi. Son yirmi yıldır her cuma birbirlerini aramaya bile gerek duymadan o banka gider otururlar ve birbirlerini beklerlerdi. Yuvasız kuşlar her cuma onların gelişini bayram bilir, havalarda türlü çeşit numaralar yaparak; haftasonunu yakalama telaş…

SUSTUM________

Telaşla geldi... Yüzü makyajsız, gözleri fersizdi... Son bir aydır hastanede geceleri gelinine bakıyordu. Gelinleri ile neredeyse aynı yaştaydı, meme kanseri olmuştu gelin. Abisinin eşiydi ama kendisinden küçüktü. Abla derdi eşinin kız kardeşine. Abla kardeş gibiydik dedi. Benim kız kardeşim yok ya, ne bileyim işte kardeşim yerine koymuştum ben onu. Altlı üstlü oturuyorduk. Gelinleri son 3 yıl içerisinde erimişti ama gene de hayata tutunuyordu, geçtiğimiz pazarı pazartesiye bağlayan gece yarısı eşini çağırttırmış ve helalleşmişti. Kızını çağırmak istememişti. Nerden bilebilirdim ki dedi, benden asitli bir içecek istediğinde bunun onun son içeceği olacağını. Biliyor musun dedi öyle hayata bağlıydı ki, 2 gün önce peruğuna fön çektirmem için bana vermişti. Getirdiğimde hemen makyaj yaptı, gelene gidene ayıp oluyor dedi. Ellerimde öldü biliyor musun? Anlayamadım. Bilsem soda içirmezdim dedi, cola alır gelirdim, severdi ama anlayamadım işte... Sandalyeye yığılıp kalmış bedenini kaldırmakta…

KENDİME KIZDIM ÇOK

Kapını her çalanı dostun bilme! Yüzüne her gülene kahkaha atma! Canım yandı diyen olduğunda kendi canınmış gibi ağlama! Sensiz hiçim diyene, sen zaten hiçsin demeyi dene! Çok kızdığında ama çok kızdığında bunu bir tek kendine söyleme! YETER yazmak için güzel bir kelime olduğu gibi söylendiğinde de güzel olur, DENE! Ağlamaya başladığında içini akıtma ya da için aktığında ağlama! Sana saygısızlık yapana saygısızlık yapma ama hoşgörmek de anlamlı değil, UNUTMA! Gerekirse bir süre düş kurma, kurduklarını anlatma, anlattıklarını sanma!
OLUR MU?
_______________________________________________
OLUR



__________________________________

Fotoğraf / 1x.com / "little" angry© Robert

SALINMAK

Jack Johnson ft ALO - Girl, I Wanna Lay



Uykuya gitmeden önce seviyorum tüm ışıkları kapatıp sadece tek bir mum bırakıp, salınma halimi... Öylece oturduğum yerden ruhumun bir salınışı var görsen boğulursun gülmekten. Ölmezsin canım ben seni kurtarırım tam da sen boğulurken, kahramanın olurum aniden... Sarılırsın boynuma... Benim ruhum salınıyor şu anda derim, eşlik etmek isterim dersin. Salınırız geceye beraber... Güzel olur... mu?

Soru bana dimi? Cevabım var elbet ama salınmam bitsin sonra...

_________________________________________________

ŞU AN

Bak ben şu an, evet tam 22:22 itibarıyla sana söylemek istiyorum ki sevebilirim ben seni. Öyle içimden geldi diye falan söylemiyorum bunu. Düşündüm ben üzerine, bir kadeh şarap içerken, senin de içtiğini düşleyerek... Sonra uyudum düş gördüm, dağ köyündeki evimizin bahçesindeki mürdüm eriklerini topluyorduk ve hatmigüller boyumuz kadar olmuştu... Sen elinde bir baston dalga geçiyordun benimle, yukarı köye böğürtlen toplamaya giderken ceviz düştü kafama diye... Bu da başka bir rüyam, bakma olmuş gibi anlatışıma. Hoşuma gidiyor varlığını düşlemek. Değmedi tenin tenime ve belki hiç değmeyecek ama ayıp saymazsan bir şey daha söylemek istedim sana: Düşündüm biliyor musun seni ve beni... Nefesini, sabah uyanıncaki halini. Gece nasıl uyumayı sevdiğini. Yatağın ne tarafında yattığını, sarılıp sarılmadığını... Düşündüm...
Aşkın bu hallerini seviyorum ben... Olgunlaşmadan önceki halini, ilk evresini... Sorularla boğuşmayı, tanımaya çalışmayı, tanıdıkça daha çok sevmeyi, gün geçtikçe yanındayken …

TAŞMAK

İnsanlar var kapanızı kapatmadıkça sıkı sıkı , durup durup çalan tüm yüzsüzlükleri ile...

İnsanlar var ardına kadar açmışsınız kapılarınızı savunmasız kalmışsınız hatta ama girmemiş içeri...


Gelene buyur demek nezaketten, görüneni beklemek sabırdan olsa da bazen YETER diye yükselen sesler duyuyorsanız, dönüp kendinize kulak kabartın derim, ses yüreğinizden geliyor olabilir.


________________________________________

Fotoraf / 1x.com

3 SUAL

1

__________________________________________

Varlığın için yokluğu mu, yokluğun için varlığı mı tercih edersin?


2
_________________________________________

Aşkın için ölmeyi göze alabiliyorsun da, neden aşkını yaşatmak için değil çaban?



3
_________________________________________

Gidişimle gasl olan yüreğini teselliye uğraşırken başka bir kalbi kırmayı göze almak da neyin nesi?


_________________________________________

İZ/DÜŞÜM

"I'll meet you at Midnight" Smokie




_______________________________
Hayatı sorgulamak değil niyetim?
Gelmek istiyorum dedin açtım kapımı, buyur gel içeri...
Farkında mısın, sormuyorum neden geldin, ne kadar kalmak niyetin...
Belki bıraktığım bir ize takıldın, belki dillendirdiğim bir duyguma, bilelem...
Ama vaktin varsa gelmişken otur da bir kadeh şarap içelim... Sahi sever misin?
Konuşuruz ondan bundan, biraz dedikodu yaparız ne dersin?
Beraber dinleyelim içimi her seferinde gülümseteni, mümkün mü?
Nasıl yani diye sorar haline bir cevap arıyorsan, bıraktığım izlere bak ve o izlerdeki düşümlerine...

_____________________________
Yazmışım gün evvel de korkmuşum üzerine...
Bıraktığın izlere baktıkça, garip bir mutluluk hali sarıyor bazen, hani hiç sebepsiz sıkıntılarım gibi...
Böyle zamanlarda düşünüyorum; mutluluktan bir elbise giysem üzerime taşıyabilir miyim dersin?
Sonra aniden bir sıkıntı çörekleniyor yüreğime, hani hiç sebepsiz mutluluklarım gibi...
Ya iz bırakırsa düşüm, ya bıraktı…

AŞK OLMALI

Nereye konacağını bilmeyen kuş misali oradan oraya kanat çırpışlarımı duyuyor musun? Aslolan ne biliyor musun, kuşun konduğu yer ve an... Neden biliyor musun, hayatın cennete dönüşmesi ancak böyle mümkün de ondan... Dilerim çıkarsın karşıma, dilerim hayatını cennete döndürme şansını verirsin bana...
Ne dedin ki sen şimdi? Ne demeliyim ki bunun üzerine...
Kalkıp dans falan mı etmeliyim bilemedim ki?

İÇ DÖKME KÖŞESİ - MİSAFİR KABUL EDİLMEZ

Oturmuş koltukta hayıflanıyorum bir günün daha bitişine... Oysa güzel bir gündü, keyifli... Anlatacağım başka bir yazımda. Balkondayım Beklerim adıyla... Ama içimden gelmedi o yazıyı düzenlemek, resimler koymak, süslemek... Oturdum evin köşesindeki koltuğa, kırdım dizlerimi, açtım bir Norah Jones, yumuşak yumuşak dinliyorum. İçimdeki tarifi olmayan - üstelik malzemesi bile belli değil - skıntıyı atmaya çabalıyorum. Atılmıyor. Balkona çıkıyorum. Sevdiğim, gülümseten bloglarda geziyorum. Dağılmıyor. Giderek boğuluyorum.
Kendimin en kuytusuna gidip oturuyorum. İçimde bir sıkıntı. Bugün aldığım haberden belki. Belki kendime dokunan ucundan. Belki hayatı sorgularken takılıp kaldığım bir andan... Sebebi çok, sebebi yok hallerimdeyim.
Tarifi olmayan mutlu anların sonrasındaki amansız, yola gelmez, söz dinlemez hüzün çeşmesinin başında durmuşum da kırılan testilere bakıyorum sanki.

Güvenimi aldı benden, geceleri rahat uyumalarımı ve sabahlara mutlu uyanışlarımı
diye haykırıyordu, kendisine tec…

ÇIKTIM BEN DÖNÜCEM

Düşünceler kararınca, sisli bir gözaldanması ile bakıyorum dünyanın bana sunduklarına...
Bu aralar içimdeki kız çocuğu çıktı dışarı dolaşıyor sokaklarda, umrunda değil dünya... Yalnızlıktan delirdi zaar diyecek mahaldekiler... Delirdi de ne yaptığını bilmiyor. Aman öyle desinler, ne akıllı ne mükemmel, ne şahane diyeceklerine, deli desinler... Ama bilmeyecekler; delirmek hayata tutunmaktır tam ortasından, öyle sıkı öyle sıkı tutunursun ki, parmakların ağrır, sonra kolların, yüreğine vurur ağrısı da delirirsin ağrıdan. Ama bu delilik hali, kusursuzluk halinden iyidir aslında.
Güneşle randevum var, anlayacağınız ben çıktım. Kendim gibi bir deli ile karşılaşma umudum var. Olmazsa, tanırım kendimi; çok sürmez dönüşüm. Düşünceler gene kararır zamanla ve ben gene dünyanın bana sunduklarını sisli bir gözyanılması ile görürüm ki böyle olmasın istiyorum. Artık böyle olmasın.

Ama şimdilik çıktım ben...
________________________________________________
Beni tanımayana not: Umutla bakmaktan yorulur d…

OLDU İŞTE

Gün devrildi geceye Gece devrildi yarısına Nasıl olur deme Oldu işte Ben oradaydım Gözlerimle gördüm Yüreğimle ağladım


Diğer yarısı aydınlanınca Sabah dediler adına Nasıl olur deme Oldu işte Ben oradaydım Gözlerimle gördüm Yüreğimle ağladım


İlki korkudandı gözyaşlarımın İkincisi mutluluktan Sen beni bir tek sevdam için mi ağlarım sandın



______________________________
Fotoğraf


AKŞAM AKŞAM

Michael Buble, Call Me Responsible albümünden Me & Mrs. Jones çalıyor ve yaz akşamını aratmayan ılık rüzgar balkondaki yalnızlığıma arkadaş oluyor. Sohbete koyuluyoruz akşam akşam. Neden diyor, sevdim diyorum, nedeni yok... Tanımıyorsun bile diyor, gülümsetiyor beni diyorum, tanımam gerekmiyor...
Rüzgar dallara değdikçe çıkan sesi duyuyorum. Ya üzerse diyorlar, ya çok mutlu ederse diyorum... Ya ağlarsan diyorlar, ya mutluluktansa diyorum... Ya giderse diyorlar, ya gelirse diyorum...
O sırada rüzgarın yan evin tahta kapısını çarptıkça çıkarttığı sesi duyuyorum... Çok seversen, çok acırsın diyor, çok seversem çok mutlu olurum diyorum... Anlamazsa geçmez zaman diyorlar, anlarsa yetmez zaman diyorum...
Rüzgara kanan uğur böcekleri konuyor balkonuma, fısıldıyorlar kendi aralarında... Aşka aşık halleri öldürecek bu kızın bizi diyorlar, aşk olacaksa sonu denemeye değer ölüm bile olsa diyorum...Söylemezsen bilemez ki diyorlar, hisseder o beni diyorum... Yeterince istemiyorsun ki diyorlar,…

TENİNİ ÖZLEDİM

En çok sabahları özlüyorum seni. Hani ben erkenden uyanırdım da, sıcaklığına sokulurdum usulca. Dalardım tekrar kollarında uykuya. Sarmaş dolaş olurdu bedenlerimiz ve ellerimiz illa tutardı birbirini: Bırakma beni bırakmam seni dercesine.
En çok sabahları özlüyorum seni. Bacaklarımız birbirine dolanırdı da iki yaramaz kedi yavrusu gibi mırıl mırıl keyif sesleri çıkartarak başlardık ya güne... Kaç sabahtır böyle uyanmadım ben güne... Kendime sarılmalarım yordu beni, tutmalarım ellerimi. Yüreğimde bir soluksuz kalış, bir telaşlı uyanış güne. Sanki nefes almasam gözümü açtığımda ve kalkmasam yataktan çarçabuk... Başlayamayacağım yeni güne.
Bazı sabahlar teninin kokusu geliyor burnuma... Bir sızı bırakıyor, içimde bir damla gözyaşı. Aktı akacak hallerim vardır ya benim. Hani nefesime sokulursun da, avucunu yüzüme kapatır, yavaşça aşağıya kaydırır, sihirli bir dokunuşla gülümsetirsin ya beni. Avucunu özledim. Gelip değiştir içimi. Yok et sızımı, iki yaramaz kedi gibi mırıl mırıl uyanalım g…

ÖRSELENMEK - İLK - 8

ÖNCESİ... Sakin olmayı öğrenmem lazım dedi, apartmanın basamaklarını çıkarken. Alkolun ve Görkem'in etkisi ile birlikte sarsılan bedenini taşımakta zorlanıyordu. Sağa sola yalpalandı bir iki, asansöre binmediği için kızdı kendine, söylendi evin kapısına geldiğinde... İçeri girer girmez mutfağa yöneldi ve koskocaman mavi cam bir bardak alıp, buz gibi bir su koydu kendine. Balkona çıktı, derin derin nefes aldı ve içeri girip bir sigara alıp tekrar balkona çktı. Balkondaki taburenin üzerine oturdu. Gecenin serinliği vursada tenine umursamadı. Nasıl olsa bir sigara içimlik kalıp sımsıcak bir duşa girecekti. Güleç yüzlü adamı, telefon konuşmalarını, gizemli telefonu ve Görkem'in hatırlattıklarını unutup, kendisine uyuyacaktı o gece.
Küvetin musluğunu açıp giyinme odasına gitti. Temiz bir gecelik aldı sadece. Geceleri çıplak uyumak en sevdiği şeydi. Yaz olsun kış olsun iç çamarı giymeden giyerdi geceliğini. Geceliği illaki saten olsun isterdi. Döndüğünde küvet dolmuştu. Musluğu kapa…