Perşembe, Mayıs 28, 2009

SANDAL

Senden gelecek bir haberin tarifsiz sıkıntılı bekleyişiyle kıyaslanır mı bilmem ama kıyıda terk edilmiş bir sandalın sonbahar aşıklarını bekleyen hallerinden birinde, tam da gün ortasında sağanak bir yağmurun içime yağışını seyrediyorum, kederle...

Yorgunluktan ve ıslanmaktan ağırlaşan yüreğimin soluklanacağı bir limana, şaşalı yelkenim olmayışından alınmayışımı çok da sorun yapmadan, hız yapmaya müsait olmayan motorumun çıkarttığı yüksek desibelli pata pata sesleri içinde, arkamı dönüp de giderken, aklımda karşı kıyıdaki köhne barakanın yıkık dökük tahtalarından birine tutunmak vardı...

Bekleyip beklemediğini anlayamadığım halinden biraz şaşkın, hallice meraklı koşuşturmam seni ürkütmüş olacak ki, başının ağrısını bahane edip kuytulara çekilmen sonra da kapılarını teker teker kapatışına şahitliğim mahkemede sayılmadı delilden...

Hakimin gözyaşları içinde benim sana gelişimi resmedişimi, kendi babasına sarılışı ile eş tutmasına değildi alık alık bakışlarım, ben hakimlerin de gözyaşları olabileceğini hiç düşünememiş oluşuma tuhaflaşmıştım...

Mahkeme duvarlarında asılı duran tablonun bana çağrıştırdıklarını kaleme almayı düşündüğümde, delilikle masumiyet arasında sıkışıp kalan ince çizginin, ne kadar daha inceltilebileceğine odaklanmış olan kısık gözlerimin görebildiği son noktada gözlerinle beni seyrediyor oluşun, içselleştirmekle eş değerdi benim için...

Kararsızlığım; senin mi beni, benim mi seni içselleştirdiğim noktasındaki soruların yarattığı doğal bir afetken sadece beynimi etkileyeceğini sandığım tusinaminin artçı dalgaları yüreğimin kıyılarına vurduğunda, şezlongları savrulmuş turistik bir sahil kasabası gibiydim...

Herkesin terk ettiği kumsalımda, senden gelecek bir haberin tarifsiz sıkıntılı bekleyişiyle kıyaslanır mı bilmem ama kıyıda terk edilmiş bir sandalın sonbahar aşıklarını bekleyen hallerinden birinde, tam da gün ortasında sağanak bir yağmurun içime yağışını seyrediyorum, kederin dışa vurumunun yasak olduğu bir yerde, yağmursuz topraklar gibi çatlamışım da kalmışım gibi...


_____________________

Fotoğraf /1x.com

6 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

Beklemek ne zor ama geleceğini bilerek beklemek acıyı biraz daha hafifletiyor sanki .Hangi aşk varki yada sevgi acısız olsun acı Aşktan beslenir tıpkı beklemenin sessizlikten beslendiği gibi...

beenmaya dedi ki...

çoğu zaman iç sesim gibisin. kendi kendime konuşmalarımın dile gelmiş hali. geçmişim, bugünüm ve belki de geleceğim...

yüreğinin sesi hiç kesilmesin...

Evren dedi ki...

yok yok ateş böceği, aşkın mutlulukla beslenenenini yaşadım ben... acıyla beslemek bir seçim gibi gelir bana, haykıran bekleyişlerim de oldu benim, dedim ya seçim sadece...

Evren dedi ki...

yankı bulursa konuşur yürek, yankısı uzaktan gelir yakından gelir bazen ta içinden en derininden gelir...
yankı bulursa konuşur yürek maya, senden gelen yankı gibi, hiç susmasın yüreğin...

Hayalbemol dedi ki...

Ayrılma kararı almış iki ayrı cinsin, terkedilmişler gemisindeki yolcuğu bu. Seyirci, kendine uygun olanı alır ve gider. Geriye bu tatlı sözler ama acımsı hisler kalır, mutluluk ise öksüz... Sevdim yazını, sevgiler.

Evren dedi ki...

geride kalmak hep biraz hüzün beslemez mi zaten... gitmek geri kalmamayı garantilemiyor ne yazık ki... teşekkür ederim hayalbemol :)