Salı, Mayıs 19, 2009

3 SUAL

1

__________________________________________

Varlığın için yokluğu mu, yokluğun için varlığı mı tercih edersin?



2
_________________________________________

Aşkın için ölmeyi göze alabiliyorsun da, neden aşkını yaşatmak için değil çaban?



3
_________________________________________

Gidişimle gasl olan yüreğini teselliye uğraşırken başka bir kalbi kırmayı göze almak da neyin nesi?


_________________________________________

14 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

Ayy bilemdim ki şimdi röportajda gibi hissettim kendimi .Tabi üstüme alındığımdandır.Banamıydı bu sorular :):) Olsun cevaplarım ben yinede...


1.Yokluğun içinde varlığı tercih ederdim.Varlığımla yok olanların yerine yenisini ekmek belki biraz daha güçtür ama insanın yaşamak için mucadeleye ihtiyacı vardır ve yokluğu vara çevirmek daha bir keyifli gelir

2.Aşk için ölmek isteyen kaç kişi kaldı ki şu Dünyada.Ulaşılmaz her zaman caziptir .Acıyıda mutluluğuda sonuna kadar yaşamak için öldürmek gerekiyorsa yaşamak için öldürüyorum sanırım bende aşklarımı...

3.EE insan oğlu böyledir.Çivi çiviyi söker dediler çocukluğumda sökmediğini çok sonra anladığımda baktım kiçok kalp kırıklığı kalmış arkamda ...Yanlış öğretmişler çivi çiviyi sökmezmiş eski çivinin üsüne bastırdıkça acısı daha bir serinleşirmiş

Bir daha ki röportaja kadar sağlıcakla kalmanızı dilerim efenim...

efsa dedi ki...

bende 1, yi pek bir üzerime alındım. :))
tabiki yokluğun içinde varlığı isterim. Ama bu biraz maddi anlamı getirdi gözümde. onun dışında var olan bir şey varsa, yokluk diye tanımlamak niye. olmayan ne?

y. dedi ki...

ahh,bu sorular...

aşkı yaşatmak isteriz elbet ama nedense bu oyun iki kişiliktir ve biri daima mızıkçılık eder.ve yüreğimiz küser kırılır. daha çok sonuncuya takıldım ben, enis baturun bir şiirinin sonunu hatırlattı bana.dur hepsini yazayım.

-zaman da değil-

Gidilebilse, ne çok iz kalıyor geride.
"Belki zaman", diye düşünüyor adam:
"Zaman eksiltebilir birikeni". Oysa ne
zaman, ne de ona benzer şeyler - ona
benzer şeyler? - silebiliyor mekana
sinenleri. Eşyalar değiştirilse de, yeni
badana yaptırılsa da degişmiyor ağrının
kurduğu sıra: Değişmiyor çünkü sokak
adları, değişmiyor şehirler ve insanlar,
dünden bugüne inatla yürüyen inatçı
mantık: Her mevsim, her dolunay,
yağmurlar, bahar aldatmacaları,
her kuyu, her kule, her balkon,
kadehler, mumlar, köpükler,
her kırmızı, her siyah, her gri,
her uyku, her düş, her uyanış
- yer etmişse - aynı çiviyi isteyen
bir delikte tıpatıp zonkluyor.
"Zaman da değil", diyor adam,
kimse yokken, yüksek sesle.
Yeni bir iz kalıyor orada, o an.

Enis Diker dedi ki...

Yokluğun içinde varlık nasıl oluyor? Yoktan. Yoktan oluyorsa geçekten yok nasıl oluyor , ona yok diyebilir miysiz ? bidakka kafam karıştı, başım döndü :)))

YaĞMuR CaDıSı... dedi ki...

zor sorular yorumsuzum, kararsızım, karışığım...

Evren dedi ki...

ilahiateş böceği pek güldürdün beni... ilşk soruda aklıma takılan hani o alışagelmiş parasal boyutu ile varlık yokluk kavramı yerine insan boyutu ve ilişkideki yansımasıydı aslında... birini varlığı ile yopk olmayı mı yoksa yokluğunda var olmayı mı tercih ederim diye düşündüm. hani illa hayatımda biri olsun düşüncesinden yola çıkarak...
aşkından ölmeyi anlamsız bulurum çoğu zaman o nedenle aşk varsa onu yaşatmak için inadına yaşamalıyım diye düşünürüm.
insanlar birinden ayrılmanın acısını neden bir başkasını acıtma pahasına hemen bir ilişkiye başlayarak unutma çabasındadır oldum olası anlamamışımdır. çivi çiviyi sökse ya da derinleştirse iyi burada olan karşıdakine oluyor gibi gelir bana...

aaaa ne çok anlattım dimi? sanki röportaj benimle :)))
sevgiler

Evren dedi ki...

efsacım asteş böceğine yaptığım uzun yorumu oku istersen bir ben bu soruda pek ilgilenmedim aslında maddi boyutu ile, manevi boyut entrese etti beni canım :)))

Evren dedi ki...

adam ya da kadın olmuyor hayatın daama sen var oluyorsun :)) zor soru sorarım kafa karıştıtırım enis :))

Evren dedi ki...

haha zor ama bak şimdi bir de ateş böceğine yaptığım yorumu oku bak nasıl kolay olacak
çalışmadığın yerden sordum ben ondan zor geldi sana cadı :))

Evren dedi ki...

haha zor ama bak şimdi bir de ateş böceğine yaptığım yorumu oku bak nasıl kolay olacak
çalışmadığın yerden sordum ben ondan zor geldi sana cadı :))

Maryjade dedi ki...

suallere cevaplar:
varlığı için yokluğu tercih ettim hep,yaptığım salaklıkların başıdır bu...
eğer aşk bitmişse neyi ve niye yaşatmaya çalışacaksın ki! biten bitiyor bari birde ben biteyim, kimin umurunda olur ki!
ben hala çivi çiviyi söker lafını arkasındayım! hala öğrenmek istemediğim çok şey var...

zaten iyice dağılan beni hepten dağıttın suallerinle,saolasın varolasın Evren'im :-)

Evren dedi ki...

hahah o konuda salaklığın boyutları üzerine sıkı bir rakip oluru sana :)

benim dediğim henüz aşk ölmemişken, aşkı için ölmeyi göze aldığını söyleyen süzmeler var ya hani bir bardak su lazım yaşatmak için ama onu bile vermekten aciz, sonra da kuruyup giden ardından ağlarlar ya "ulen oysa ben aşkım için ölmeye razıydım diye" ahanda bunlarıdır o sorum...

yok yok çivi çiviyi sökse rakı şişesinin dibini gördüğümüz gecelerin sabah kahvaltısı da rakılı ekmek olurdu değil mi maryjade?

epk bir kinaye hissetim ben bu saolasın da ama hadi benden san bir saolasın :)))

Maryjade dedi ki...

walla ben derdime o kadar odaklanmışım ki direkt sualide kendimle bütünleştirmişim kusura bakma... neden saol çünkü derdim depreşti, kinaye olmaz bende rahat ol sen :-)

beenmaya dedi ki...

özellikle 1. sorunun cevabı hani cevap denmese bile tam olarak işte bir şekli var sanki bu yazımda...

http://beenmaya.blogspot.com/2009/05/hala-ask-var-mi.html