Çarşamba, Mayıs 13, 2009

ÖRSELENMEK - İLK - 7




ÖNCESİ...


Günü düşünerek geçirdi... Güleç yüzlü adamla yaşadıklarına döndü yüzünü. Ne tutkuluydu herşey ilk başladığında. Sonsuz istersin de sonsuz gibi gelir ya zaman, öyleydi işte ilk başladıklarında. Kadın zamana yenik düşmeseydi ve kabul etseydi olanları belki, belki farklı olurdu yaşananlar. Sabahki telefon konuşması kafasını karıştırmıştı iyice... Zamana bırakmayı öğrendim demişti son deneyiminde, ama gene dönüp dolaşıp aynısını yapıyordu. Benzer bir telaş içerisinde kontrol kendisinde olsun istiyordu. Zamana bırakmak dedi, zamana bırakmak en iyisi.

Akşam programı için özel bir okulda müdürlük yapan eski solculardan Görkem'i aradı. Görkem kendisinden 5-6 yaş küçük olmasına rağmen tanıştıkları ilk günden beri iyi anlaşırlardı. Akşama sahildeki balıkçıda yapılacak bir balık rakı, hem kendisine hem de ona iyi gelebilirdi. Onun fikrine saygı duyardı kadın ve hayatı algılayışının farklılığı, onunla konuştuktan sonra olaylara farklı pencerelerden bakmasını sağlardı. 10 yıldan fazladır arkadaştılar ve sadece bir kez, bir gece yakınlaştılar ya da öyle sandılar. Çünkü bir daha hiç tekrarlanmadı o gece olanlar, hatta konuşulmadı bile. Görkem her zamanki gibi neşeli bir kahkaha ile açtı telefonu, akşam ki daveti seve seve kabul etti. Buluştukları andan itibaren bütün geceyi kahkaha krizleriyle geçirdiler. Garsonun servis etmeyi unuttuğu karidesler için Görkem'in "karidesleri eve gönderirsiniz yalnız taze ve jumbo olmalarına özen gösterin" dediğinde, garsonun "paket için önceden sipariş vermeniz gerekiyordu" demesi ve Görkem'in dayanamayıp "kaç gün önceden" sorusu geceyi sandalyeden düşmeden sonlandırmalarına engel olmuştu... Kadın toparlanırken Görkem "yanlış bir soru mu sordum canım" diyip duruyordu. Fazlada içmemişlerdi ama kadın günlerin stresi ve heyecanını bu şekilde dışa vuruyordu. Neredeyse 3 saattir birlikteydiler ve kadın güleç yüzlü adamın aradığını ve gizemli telefonu anlatmamıştı bir türlü. Güleç yüzlü adamın telefonu, Görkem'i sinir küpü suratlı adama dönüştürebilirdi ki bu istenmeyen bir sonuca götürürdü geceyi ve gizemli telefon konusunda sonu gelmez soruları ile sabahı buldutturabilirdi her ikisinede...

Arabada giderlerken kahve içmek için her zamanki duraklarında durdular. Cemal Usta bir yol üstü köftecisiydi ve şaşırtıcı derecede güzel kahvesi vardı ve bir de garip huyu. Para almazdı gelenden, eline bir fatura tutuştururdu 2-3 ayda bir, ödeyiver derdi, başka da para istemezdi. Kadın her seferinde şaşardı adama... O gece elektirik borcundan dolayı kapatılmasının onda yarattığı hayal kırıklığını anlattı. Görkem "getir faturanı ben yatırırm" dedi... Tam zamanıydı; hayal kırıklığı, güven meselesi konuşulurken, kadın; "güleç yüzlü adam aradı" diyiverdi. Görkem duymamazlıktan geldi. Kadın tekrarladı cümlesini. "İyi" dedi Görkem... Başka da bir şey demedi... Anlamıştı kadın, konuşmayacaktı bu konu üzerine. En son konuştuklarında "eğer" demişti, "eğer bir kez daha kanarsan, bir kez daha açarsan telefonunu, bir kez karşılık verirsen ona bu hayatta, ben yokum" Korkmuştu kadın üstelemedi. Güleç yüzlü adamla ilgili tek bir kelime dahi etmedi.

Konuyu değiştirmek için hemen gizemli telefondan bahsetti. İlgisini çekmişti Görkem'in; onlarca soru sordu, onlarca cevap aradı. Sonunda kadının gizemli adama cevap vermesi gerektiğinde hem fikir oldular. Kadının oturduğu sokağa geldiklerinde ikisi de konuşmuyordu artık ve sessizce gecenin sesine kulak kesilmişlerdi. Anı bozmak istemez halleri ikisini de geriyordu ve kadın artık gece bitsin istiyordu. Görkem, apartmanın önüne geldiklerinde arabayı sağa çekti ve durdu. El frenini çekti ve arabadan indi. Kadın da indi. Görkem kadını omuzlarından tuttu ve gözlerinin içine bakarak;

"Bir arkadaşının yazısından bahsetmiştin bana;
Hani bir kitaba başlarsınız, sevdiniz mi sevmediniz mi karar veremezsiniz. Ne bana göre değil diye bir köşeye koyabilirsiniz ne de içinde kaybolabilirsiniz. Bir yerinden yakalamıştır sizi ama saramamıştır. Bu yakalanmışlığın hatırına devam edersiniz, bir sonraki sayfada o da olmadı bir sonraki bölümde sarıp sarmalayacaktır sizi. İçten içe gelişimini, işin sonunun nereye çıkacağını merak edersiniz. Edersiniz ama yine de içine giremezsiniz işte.
hatırladın mı bu satırları, tam böyle miydi emin değilim, hani elinde kalan kelimelerle cümle kuramıyordu...
Hayat bazen; okuyup bitirdiğin ve rafa kaldırdıktan yıllar sonra anlamını bulduğun bir oyun gibi... Biraz gizemli, biraz hayal, biraz kalan, biraz yiten... Kalanlardan cümle yapmak için sana yeni kelimeler, virgüller ve üç noktalar sunacak diğer yarını bulacaksın bir gün ve elinde kalan kelimelerle bugüne kadar kurduğun en güzel cümleyi kurup gülümseyeceksin hayata. Sana oynadığı oyuna, senin bu oyundaki rolüne biraz da şaşarak...
gibi birşeyler yazdığını söylemiştin... Bunu da hatırladın mı? O zaman ya yazdıklarının arkasında dur ya da bırak hayat seninle oynamaya devam etsin. Sen o kitabı okuyalı çok oldu, kaldır artık o kitabı rafa ve elinde kalan kelimelerle yeni cümleler kurabilmek için bir şans ver kendine."


Devam edecek... _____________________________________Devam Etti...

Fotoğraf / when she´s gone© latoday

4 yorum:

beenmaya dedi ki...

zamana bırakmak en iyisi evet ama hala sende bir ucundan tutuyorsan o zamanların o zaman pek birşey değişmiyor sanki...

Evren dedi ki...

insanın kendine kaçmaları işte tam da bu noktada başlamıyor mu sence mayam? hem bırakıp gitsin istiyorsun hem de gitmesin diye hala ucundan tutuyorsun sanki...

Nily dedi ki...

örselenmek dizisini çok sevdiğimi biliyorsun. bugün rssden yazın düşünce hemen baktım. 'örselenmek' dizisinin devamı olduğu görünce kapatıp geceye sakladım. neden bilmiyorum, bu yazıyla aramda bir bağ hissediyorum. tuttuğum falla ilgisi yok sırıtma öyle, ama kahkaha atabilirsin çünkü şimdi farkettim ki onu da unutmuşum:)) nerden tuttuğumu hatırlayıp dileğimi unutmam da ayrı bir muamma ya, boşver..

biliyor musun, Görkem haklı galiba.. kitabı masanın üstünde bekletmek, yeni kelimelerle güzel cümleler kurmaya engel sanırım.

bir de, sevdiğim bir yazının parçası olmak beni mutlu etti, teşekkür ederim:))

Evren dedi ki...

hahaha ilahi Nily? Ne zaman tuttuğunu hatırlatırsam hatırlar mısın acaba? tıkanıp kalmak tam da böyle bir şey değil mii en büyük engel dönüp dolaşıp kendimiz değil miyiz?
kızmadığını sevindim senden izin almamıştım ama öykünün akışında güzel bir yer buldu kendine, ben teşekkür ederim güzel yürekli dost...