Cumartesi, Ekim 16, 2010

Adalet Duygusu Kamaşırsa

Çocuk hallerini severim. O hallerin saflığını, büyürkenki evirilmelerini gözlemlemeyi de... Belki de kendim bir çocuk sahibi olmadığım için onları bu kadar dikkatle gözlemleyerek kendimce açlığımı bastırıyorumdur. Bilmiyorum. Üzerine düşünmek falan da istemiyorum.

Arkadaşımın kızı S. anaokuluna gidiyor. Dört yaş grubu bu aralar favorim. Gülmek ve düşünmek için bence onları seyretmek en keyifli aktivite. Kitap okumuş kadar zenginleşiyorsunuz. Tavsiye ederim.

S. okuldan dönüşte annesine mızmızlanmış.
_ Bak elime ne oldu. M. beni tekrar ısırabileer. Yarın okula gitmeyi hiç düşünmüyorum.
_ Canım yanlışlıkla olmuştur. Isırmak istememiştir. Nasıl oldu olay anlatır mısın?
_ M. bana elini uzatabilir misin dedi, ben de neden dedim, o da öpebileer miyim dedi. Uzattım elimi. İki kere öptü. Sonra da ısırdı. Öğretmen ona ceza verdi. Bütün gün oyunlara katılmadı.
_ Özür diledi mi?
_ Diledi, ama ben okula gitmiiiycem.
_ Ama gitmelisin S.cim. Hem özür de dilemiş.
_ Ama güvenebileeer miyim? Bir daha da elimi öptürmem.

Uzun süre güldük bu hallerine S.nin. Eee dedim demedin mi, erkek milleti böyledir kızım, güvenilmez onlara. Öpecem derler ısırırlar falan. Al sana hayat dersi dedim. Saçmalama dedi, arkadaşlıkta olur böyle şeyler dedim, ve affetmesini tavsiye ettim, sonuçta isteyerek yapılmış olamaz değil mi diye soran gözlerle bakan haline, gülümsedim.

Ertesi sabah çay saatinin sohbeti gene S. idi. Okul kapısında karşılaşmışlar, S. ve annesi ile M. ve annesi. S. başlamış mızmızlanmaya, M.nin annesi hemen müdahale edip, isteyerek olmadığını, M.ninde özür dilediğini belirtip, M.yi iki dürtüklemiş. M. başlamış yarım yamalak konuşmaya. S.cim özür dilerim. Dişlerim kamaştı benim. S. büyük bir olgunlukla, olabileer, ama bir daha olmasın, demiş. Olay tatlıya bağlanmış.

Öyle çok güldüm ki... Dişlerim kamaşmış benim meselesine...

Hemen ardından çocukların hayattaki duruşlarını beliryeyici şeylerden en önemlisinin anne baba davranışları olduğu üzerine yoğunlaşan bir konuşma ortasında, adalet duygusu konusu açıldı. Bu konuda dedim ben annemle babama kızgınım. Kızgınım çünkü öyle bir adalet duygusu ile büyütülmüşüm ki, birine yapılan haksızlığa karşı tepkisel davranışlarım başıma iş açacak kadar gelişmiş. Üstelik bu konu, bazı aklıevveller tarafından kullanılma boyutuna kadar gelmiş. Öte yandan, kendi hakkımı savunmak konusunda hep çekinik bir tavır sergileyip susmayı öğrenmişim. 40 yaşına geldim, yaman bir çelişkinin ortasında terk edilmiş sandal müamelesi yaparken bulmuşluğum çoktur kendimi.

S.nin abisi U.nun arkadaş grubundaki bir tavrıydı aslında konuyu bu noktaya getiren. U. sürekli arkadaşını savunmak adına adalet duygusunun da fazlalığından kaynaklanan bir tutumla kendini öne atıyormuş. Arkadaşı bir süre sonra, kendi rahatsızlıklarını U.nun da tavrını bildiğinden U.ya söylüyor, U.da gidip gereken neyse yapıyormuş. U. sonunda kendisi ile çok da alakalı olmayan durumlar için sürekli ailesi ile birlikte müdür odasına çağrılan problemli bir çocuğa dönüşmeye başlayınca, annesi de sonunda dayanamayıp karşısına alıp konuşmuş. Her seferinde kendini ateşe atma diye de tavsiye de bulunmuş.

Böyle büyümeye devam edecek U., arkadaşları için hep öne/ateşe atacak kendisini. Güven duygusu zedelenecek, parçalanacak, kırıkları ve kırgınlıkları çok olacak. Biliyorum, biliyorum çünkü 7sinde neyse 70inde de o meselesi. Adalet duygusu bir kere kamaştı mı içinde, dönüşü yok, biliyorum. Ama keşke kendine zarar vereceği yerde temkini elden bırakmasa, hani bile bile de gidip sobaya el değmese diyorum ama o eli kaç defa derin yaralar açacak kadar yaktığımı da bir ben bir de O biliyor aslında. Dur bakalım ben kendimden hâlâ umutluyum, elbet ben de akıllanacağım... Sobanın yaktığını biliyorum, bir de unutmamayı başarırsam yırtıcam şu hayattan, inanıyorum... Herkese keyifle yaşayacağı bir haftasonu diliyorum. Gülümsemeniz eksik olmasın yüzünüzden...










9 yorum:

gereksiz adam dedi ki...

...:)

gözlemleyebilmek güzel. ben olsam boş boş bakardım, öff pöff derdim.. :)

neyse uzun zaman sonra yeğenimle bi öpüşme faslı yaşadık, insan olduğum geldi aklıma..:)

gereksiz adam dedi ki...

...:)

gözlemleyebilmek güzel. ben olsam boş boş bakardım, öff pöff derdim.. :)

neyse uzun zaman sonra yeğenimle bi öpüşme faslı yaşadık, insan olduğum geldi aklıma..:)

hasret senfonileri dedi ki...

benim torun da 4 yaşında..adı imge.. kuma adını yazmış İME olarak.. "ama eksik bu" dedim, büyük bir ciddiyetle "G'yi içimden söylüyorum" dedi...
Muhteşem bir gözlem yapmışsın .. özellikle adalet duygusu gelişmiş enayiler üzerine!! 4x100 bayrağı bende olduğu için bu konuda birinciliği kimseye veremem.. Ben bir de ikna edemediklerimi veya haksız oldukları halde inat edenleri dövüyorum işin kötüsü!!! "şükret ki kadınsın..yoksa..." diyenlere bel altı çalışıyorum üstelik!!!
Benim lügatimde hak yemek yok! Başka ne istenirse yenmekte!!! :))

aysema dedi ki...

Anketime katılırsanız çok sevinirim.
Sevgilerimle...

Evren dedi ki...

:) demek ki neymiş, dayı olduğumuzu daha sık hatırlayalım ki insan olduğumuz vurgusu çıksın öne :)) bugün pazar neşe doluyor insan değil mi gereksiz...

Evren dedi ki...

nasıl da şaşırtıp, nasıl da ters köşelere savuruyorlar bizi değil mi hasretimin senfonileri...
ama dövmek yok, şiddet yok lütfen... sevgiyle öpüyorum.

Evren dedi ki...

sevgili aysema, gündeme dokunuşlarını hep sevdim. anketine de severek ve isteyerek katılacağım.
güzel bir denklik hali oluştu sabah sabah okuduğum bir yazıda. bu konu hakkında yazdım bu sabahki yazımı da...
sevgiler benden de sana.

Elif Gizem dedi ki...

"Bir daha öptürmem elimi" hemen de bir ders çıkarmış, yerim ben onu:))Ne öğrenip ne aldıysak yüzde 70i çocukluktandır bence. Kalan 30u kendimiz sonradan ekliyoruz, yaşadıkça.

Evren dedi ki...

aslında öyle tabi ki elif, o nedenle eğitim ailede başlıyor ya... ama aileler eğitimsizse, görgüsüzse... yaşadıkça değişmiyor temel ne yazık ki...