Perşembe, Ocak 14, 2010

,

YILGI SEN NE MENEM ÇOK ŞEYSİN...

Ayakta kalabilmenin, yılgılardan kurtulmanın son imkânı buradan geçiyordu. (*)


Türk Dil Kurumu Derleme Sözlüğü diyor ki, eğer olurda İzmir - Seyrek'e yolunuz düşerse, yılgının; Harman yerini çiğneyip düzeltmekte kullanılan taş merdane olduğunu bilmeliniz...


Yok yolunuz eğer,
Sivrihisar,
Tokat,
Bozan -Eskişehir
Bolu
Sinop
Çarşamba -Samsun
Merzifon -Amasya
Ünye -Ordu
Seyit, Piraziz -Giresun
Kelkit -Gümüşhane...

(bu liste uzayıp gidiyor)

 
Evet, yolunuz buralara düşerse, o zaman da yılgının at sürüsü için kullanıldığını bilmelisiniz... 
 
Oysa, Selim İleri fobilerden bahsediyordu... (Tesadüf yoktur!)

Bilenler bilir ki; yalnızlık, bir sıralama yapılsa herhalde listemin ilk sırasında ve büyük ihtimalle de tek başına yer alırdı, eğer soru; hayatta fobileriniz var mı olsaydı. Hiç yalnız kalmadığım halde, hep çevremde beni seven, sayan, sarılan, sarmalayanlarım olduğu halde neden yalnızlık kabusum ki... Soru neden olmayacaktı değil mi, niye diye sorulmalıydı. Sahi neydi, niye ile nedeni birbirinden ayıran. Neden olmakla sebep olmak arasındaki nüans geldi aklıma... Hemen sonrasında sayende ve yüzünden... Kelimeler... Ah, kelimeler, bazen ne çok bazen ne yoksunuz... Kelimelere takılmayacaksın derdi bir arkadaşım, sevmek davranışta belli eder kendini. Bakacağın ilk şey de şu olmalı; imkanı varken ve yapılacak belliyken eğer yapma niyetinde bile değilse bir kişi arkadaş etmeyeceksin onu kendine, samimi değildir.

Kafam mı karışık ne... Bıraktım akıp gidiyor, kelimeler yolunu buluyor. Bakalım vardığı yer neresi olacak. Burasıymış. Tam burada tükenmiş kelimeler.

Şimdi; imkanı varken ve yapılacak belliyken, yapmaya gidiyor bu kadın. Yalnızlığı dost edindiğinden beri sanrıları azalsa da, ayakta kalabilmenin, yılgılardan kurtulmanın son imkanı yazmaktan geçiyor, tanıyor kendini, biliyor tedavisinin yöntemini.
Evet, şimdi gidiyor; içini dışına yazıp, yazdığını kendine ayna yapmaya... Aynadaki her bir görüntüsünü dondurup, çerçeveleyip duvara asmaya gidiyor.

O da ne!  
Duvarları dolmuş. Taşmış hatta.
Bazen duvarları yıkmak gerek biliyor.
Bazen yeni yüzlere, yeni yüreklere, yeni anlara yer açmak için;
önce duvarı yıkmak, sonra yeniden örmek gerek biliyor.

Gün, bu gündür !!!
 

_______________________________________________
 
Fotoğraf 1 / Horses by ~gimbulate
Fotoğraf 2 / Mirror by ~Royalshake

2 yorum:

Su dedi ki...

duvarları yıkmana yardım etmem. bence bunu herkes kendi yapmalıdır. Sultan filminde ki kadın gibi. kendi ellerimle yaptım bu evi. kendi ellerimle yıkarım sözünde ki gibi.

ben sadece yıktıktan sonra yorgunlugunu atman için dinlenmeni sağlarım.

üzgünüm... tam da sana mutlu olabildiğimi söyleyecekken.

Evrenin Dünyası dedi ki...

ah su perisi, ne de sevindim mutlu olabilmene...
ama üzülme ben de mutluyum ki, hem de çok...
bu yazı bir değişimle ilgili... kafamın içinde insanlara verdiğim değer, onları koyduğum yerle ilgili... anlara yüklediğim kendi yüreğimdekilerle ilgili... duvarları yıkmak kafamdakileri yıkmakla ilgili... sen büyüyorsun da biz duruyor muyuz ki...
bi de özledim sarılmayı, kocamanın öpmeyi de...