Cuma, Şubat 06, 2009

,

KARŞI KIYI




03.10


Saat 03:10’u gösteriyordu son maili attığında…

“geldim demekle eşti arayışın
ve gittim demek kadar acıttı içimi”

Son satırlardı hayata kazınan. Kalktı masasının başından. Koridorda yürüdü yavaş yavaş.
Üstüne giyindi kadınlığını, telaşını ve sevdasını yavaş yavaş.
Aynada baktı kendine…
Saçını taradı, rujunu sürdü, yavaş yavaş…

Kadın adamla ilk karşılaşmalarında en güzel haliyle olmak istiyordu. Hazırlandı o yüzden yavaş yavaş. Zamanı durdurmak ister bir hali vardı. Kapıyı kapadı. Kilitledi yavaş yavaş
Merdivenlerden indi. Telaşsız ve sakindi. En az 1 saatlik bir yolu vardı. İki saat önceden çıkmıştı yola, sevdiği adama giderken zamanı olsun istiyordu. Direksiyona oturdu.
Arabayı çalıştırdı. Radyoda bir kanal buldu. Koyuldu yola yavaş yavaş.

Yol boyu düşündü kadın, daha ilk karşılaşmalarıydı ama ne çok şey yaşamışlardı anlarda…
Korkuyordu kadın, anlar kadar güzel olmazsa karşılaşmaları diye ve yavaş yavaş yol alıyordu bu düşüncelerle…

Limana geldiğinde, arabayı park etti. Arabadan inmeden önce saatine baktı. En az 20 dakika vardı. Ne demişti adam, 20.40’da orada olacakmış. “En erken böyle gelebiliyorum yanına. Çok kalayım istiyorum yanında.”

Kadın çay bahçesindeki boş masalardan birine geçti, limanı görecek şekilde oturdu ve bir çay söyledi. Çayı şekersiz içerdi ama gene de karıştırdı yavaş yavaş…

Uzaktan çok uzaktan gördü önce, yakınlaştıkça, hızlanmaya başladı yüreğinin atışları.
Adam binmiş miydi o gemiye onu bile bilmiyordu aslında. Son konuşmalarında
adam geleceğim demişti. “Bekle beni, geleceğim.” Kadın da “Bekliyor olacağım karşı kıyıda demişti.” Adam duymuş muydu bilmiyordu. Bir daha da hiç konuşmadılar adamla bu konuda. Çayından bir yudum daha aldı biraz telaşlanarak. Gemi yanaşınca limana, kadın kalktı hızlı hızlı yürüdü limana doğru. Yaklaştı karşılama kapısına saatine baktı 20.40’tı. Tam saatinde yanaşmıştı gemi.
Kadın karşılama kapısının ardında bekledi…
Kadın kapıda bekledi…
Kadın adamı bekledi…
Kadın bekledi…



Kadın hızlı hızlı yürüdü arabasına
Zamanı ileri almak telaşı sarmıştı kadını.
Arabaya bindi. Hem ağlıyor hem de sövüyordu hayata…
Söz vermiştin dedi...
Hayata kazıdığı son söz de bu oldu.



Adam ertesi gün gazeteyi açtığında başlığa takıldı önce
“Yalova – Bursa yolunda beklenmedik bir kaza”
Haberdeki her ayrıntıyı okudu defalarca…
Oturdu olduğu yere. Bir sigara yaktı. Derin bir nefes aldı.
Gemiden inmeye cesaret bulamadığına artık daha fazla yanacaktı.



_______

13 yorum:

hayatınortasında dedi ki...

Sabah sabah dağıtıcı..ama güzel :)

Evren dedi ki...

Dağıldığım bir zaman dilimde sabaha karşı kaleme alınmıştı. Beğenmene sevindim. :)

beenmaya dedi ki...

yaaaaaa :((((

(bu yaaa kısmı içerikle ilgilidir. yazının güzelliğiyle bir alakası yoktur)

kutup zencisi dedi ki...

hikayenin sonunu biraz daha belirginleştirip, az biraz daha detay katsaydın çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum sevgili evren...

yazım ve anlatım dilin çok güzel ve akıcı, hikayede çok güzel ama dediğim gibi finaller hikayelerin en vurucu kısımlarıdır... biraz daha güçlü olsaydı 10 nuara olurdu, şu şekilde puanım 9 dur :)

Evren dedi ki...

:) teşekkür ederim beenmaya...

Evren dedi ki...

Saol kutup zencisi, hem puanım için hem de olumlu yapıcı eleştirin için. Sabaha karşı 5.40 gibi hala içime sinmemişti sonu ve artık yeni bir gün başlıyordu ve ben yayına verme telaşındaydım... Aslında flashback ile adamı geçmişe, tanıştıkları ilk güne götürmek istedim enerjim yetmedi. Üzerinde çalışıp vol.2 yapabilirim bu durumda saol. Sevgiler...

WENDA dedi ki...

bence de üzerinde çalışıp vol 2 yapsan daha iyi olur...

jahronî

Evren dedi ki...

Tamam tamam teker teker gelin üstüme :)Kekin az pişmiş olması tadını değiştirmez ki wenda. Bir sonraki denemeyi biraz daha fazla bırakırım fırında. :)

hayatınortasında dedi ki...

Evren, çok klasik bir söz olucak ama "meyva veren ağaç taşlanır" :))

Evren dedi ki...

Yaşasın kızların dayanışması :)Sen merak etme hayatınortasında taş gelmese yüreğimize bu kadar dimdik duramazdık bu devirde :) Ayrıca katkı koyan her eleştiriye açığım. Ama olmamış demek benim tarzım değil.

*KUSURLU İNCE HAT... dedi ki...

Bekleyip bulamamanın uçsuz bucaksız koridorları. Kim kime uzanır? Yorgun ve bunca vaz geçmişken...

Evren dedi ki...

Uzanmaya korkuyoruz belki de alt kat, aslında yorgunluktan değil de garip bir vazgeçmişlik var elimizdeki tek bahane... Hoşgeldin...

*KUSURLU İNCE HAT... dedi ki...

Merhaba.. Hoş bulduk.