Perşembe, Mart 04, 2010

DEJAVU / ÖĞRENDİKLERİNİ UNUTMA / 1

Sevgili Evren,

Dejavu serisini senin için kaleme alıyorum. Sen daha önceki deneyimlerini unutacak kadar salaksın çünkü. Belki, bu satırları geri dönüp okuduğunda, öğrenmiş olman gerekenleri hatırlar ve bir kere daha, en azından aynı konuda, yüreğini acıtmazsın.

Bu seriye, dejavu dememin nedeni basit: Hayat tekrarlar kendini... Ve sen salağı, her defasında yeni, yepyeni bir güne uyanıyorum sanıp, aynı güne uyanırsın ve farkına bile varmazsın... Kendime, seni eğitme, deneyimlerini hatırlatarak, daha mutlu ve huzurlu yarınlar hazırlamak gibi bir misyon edindim. Çünkü görüyorum ki, bunu tek başına başarman mümkün değil. Çünkü, senin yüreğin de salak. Fark ettiğsen, de ayrı, bu demektir ki; aklın salak...

Neyse, herhalde, nedenini, niyesini artık bildiğin yepyeni bir deneyime açıyorum dünyanın kapılarını:
Hayatın sana daha önce defalarca kafana vura vura, (altı çizili, 14 punto, kalın) anlattıklarını, bir kez de gözüne sokarsam, belki, öğrenirsin... Gördüğün gibi, çok da umutlu değilim şahsen senden... Öğrenme kapasitenden çok, unutma kapasiten korkutuyor beni. Öyle salaksın ki, bazen adını bile unutacaksın diye korkmuyor değilim.

Ara ara, bir dejavu ile karşına çıkacağım. Sana da uygunsa burada buluşalım. Ben yazayım, sen oku... Sonra hatırla, kafanı git duvara vur... İlk olayla ilgili fazla detay vermeyeceğim. Olayı okuyunca aklına saniye saniye geleceğine eminim...

İkimize de bu süreçte, kolaylıklar diliyorum....
Bir de uygun bulursan bundan sonraki her dejavu yazısında bu fotoğrafı kullanmayı düşünüyorum.

Sevgilerimle,
Yüreğine iyi bak... Değerli olduğunu unutma... Değer bilmeyeni, orada tutma...




















OLAY:

Bir adam tanımıştın, eski karısı hakkında herhangi bir şey sorsan, hiç çekinmez cevaplar ve hatta o konudan çıkar meselenin felsefesini bile yapardınız. Ama velevki, arkadaşım dediği ve sonradan karısı olacak hatunun bırak kendisini, işi ile bile ilgili olsa, genel bir cümle kursan, ve hiçbir kastın ve yargın olmasa, yani öylesine bir durum üzerine sohbet mantığında söylesen ya da bir soru sorsan, nedense algısı olumsuz çalışır ve sesi yükselirdi. Savunmaya geçer ve neredeyse bağıran bir sesle kapıları çarpar giderdi...

ÖĞRENİLEN:

Bir insanın önemsediği, değer verdiği ve yüreğinde taşıdığı insanla ilgili olumlu-olumsuz laf etme... Söylediğin bir cümle ile duvara toslarsın... Niyetin, yermek, eleştirmek falan değilken, sadece bir mesele üzerine örnekler sunarken; suçlu olursun, söylediğine ve söyleyeceğine pişman olursun. Umrunda olma halini fark eder, daha önce o umru algılayamadığın için kendini suçlarsın. Umur; tazedir, canlıdır. Öyle ki, sesindeki heyecandan, titreşimden bile bunu fark edersin ki, bu ses titremesi ile ilgili bir olay ve öğrenilene de bir sonraki yazıda yer vereceğim.


Hatırladın değil mi?
Eh bi zahmet, bu sefer öğren ve kapa çeneni !



_______________________________________________________
Fotoğraf / Crystal Newton

12 yorum:

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

İnsan çoğu zaman hatalarından ders almıyor. Çünkü, o hata üzerine uzun uzadıya düşünecek vaktimiz yok şu hızla akıp giden hayatta. Belki de ders alıyoruzdur da dersler çabuk unutuluyordur.
Kendine haksızlık etme Evren. Yazının içinde kaç kez salak kelimesi geçiyor bir bakar mısın rica etsem? Kendine büyük haksızlık ediyorsun.

üryan dedi ki...

her defasında JAMAİS VU diye başlayıp, DEJA VU diye biten hâller, cümleler, anılar..

Sokak Kedisi dedi ki...

Bir tarihte bütün samimiyetimle sarfettiğim çok masum bir cümlenin, karşımdaki zavallıda yarattığı tahribatı gördüğümde şok olmuştum...

Bahsettiğin o ses titremesi, öfke patlaması ve daha fazlası karşımda sahnelenirken ben üzüntüden deli olmuş, kendimi doğru ifade edebilmek için elimden geleni yaptığım halde "art niyetli" sayılmıştım.

Neyseki bir süre sonra bütün gerçeği görebilmem mümkün oldu ve anladım ki bazen karşındakinin tek ihtiyacı bir bahane bulmak oluyor ve senin ağzından bir tek kelime çıkması bile ihtiyacı olan şovu yaptırabiliyor.

Başkalarını boşver, tek gerçek senin yüreğin...

Evren dedi ki...

kendi adıma öğrenemediğim kısmı şu üryan; hayat tekrarlar kendini... sen her defasında ilk sanırsın ve aldanırsın, öyle olmasını dilersin, öyle olduğuna inandırır kendini ve yüreğini yaşarsın ama dediğin gibi sonu hep devaju, başı hep ilk defa hallerinle ortada kalakalırsın...

Evren dedi ki...

ben anladım ki kedi, yüreğin kocamanlığı iyi bir şey değil, daracık kılacaksın becerebiliyorsan yüreğini, alırken çıkarrtırken ki kadar çok tartacaksın...
yüreğime ettiğim haksızlığın yanında kendime ettiğim salak lafının bir hükmü bile yok inan... ama biraz fazla olmuş gerçekten de :))

Evren dedi ki...

mesele dediğin gibi belki de görebilmekte... hatta görebildiğin üzerine gerekeni yapabilmekte...
insan yüreğindekileri o kadar kolay boşveremiyor ne yazık ki sokağın kedisi, zaten bu kadar üzülmesine, kırılmasına sebep yürekte oluşu değil mi?

Ateş Böceği dedi ki...

Yalnız fotoğraf çok can sıkıcı ve hatta burdan bakınca çok can yakıcı..

Evren dedi ki...

demek ki doğru fotoğrafı bulmuşum ateşim...

buraneros dedi ki...

Hayat bu... Öğrettiriyor!

Andre Gide'ın çok sevdiğim lafını bir de buraya yazayım. 'Hayat zalim bir öğretmen gibidir. Önce sınav yapar, sonra dersi verir'

Gencim güzelim dedindi ya hani bir yorumda... Dedindi ya! Küpeyi aldım kulağıma taktım. Oralara bir göz daha at istersen:))

Açılalım. Takılı plak gibi kalıp her anı, her biçemi aynı kefeye koyup dejavular yaşamayalım. Pikabın iğnesini takıldığı yerden alıp bir ileri atınca müzik devam eder. E bazen hayat da emek ister.

'Zevkle, isteyerek ve paylaşarak emek verip yorulduğunda içtiğin sudur en lezzetli olan...' Top oynayıp yorulan, terleyen, sonra okulun bahçesindeki çeşmeden su içen, bunu bir ritüele çeviren çocuğun sözü; oldu atasözü.. Zaman durmuyor ki:))

Bu yorumdan bir alt yazı çıkar mı? Çıkar:)) Hatta kapak bile olur:))

Bekriya dedi ki...

offf diyorum sadece ! ben bu yazıyı dün okumamışım iyi ki dün okumamışım ama !

benzer bir olayı kısa zaman önce ben yaşadım karşımdaki bir erkek değildi gerçi ama böyle bir süreçte cinsiyet pek de farketmiyor sanırım.

aklıma geldi, canım sıkıldı. resim cuk oturmuş birden alnımda hissettim tellerin soğukluğunu

Evren dedi ki...

evet buraneros öğrettiriyor... kafana vura vura...
dergi çıkartacaksın herhalde, kulağa küpe adıyla, kapak konun ve fotoğrafın da hazır olduğuna göre, hayırlısı olsun ne diyeyim...

Evren dedi ki...

cinsiyetin bir önemi yok tabiki bekriya, olay karşısındaki tutum dejavu duygusunu yaşatan.