Cumartesi, Mart 27, 2010

LEZZETİNDEN SUAL OLUNMAZ YAŞAMIN

Vakti zamanında, yanlış hatırlamıyorsam, 2008 Aralık sonu, Nily mimlemişti beni... Sevdiğim mekanları yazmam için; şöyle başlamıştım söze:
Sevdiğim mekanlar…
Sevdiğim mekanlar…
Sevdiğim mekanlar…
Uzun uzun düşündüm
Yazmaya başlarsam aklıma gelir dedim.
Yemek yiyebileceğim salaş mekanları severim mesela…
Düşündüm…
Aklıma gelmişti tabi gelmesine de, mim gene çıkacak gibiydi yolundan.

Deniz kenarlarını severim…
Dağları tepeleri ormanları severim…
Rock müzik dinleyebileceğim mekanları severim…
Şık yerleri severim... Hani şu beyaz masa örtüleri şık, yakışıklı garsonların olduğu…
Jazz Barları severim…
Bol çeşit olsun bir de soul müzik, kahvaltımı edeyim ama mümkünse kalabalık olmasın brunch mekanlarını severim.
Balıkçıları severim.
Limanları.
Ben en çok sevdiklerim yanımda olsun isterim, mekan bahane olsun gönlümüz hoş olsun isterim.
Bazen salaş bazen şık ama mutlaka gülümseyerek anacağımız mekanları severim.
Yazdıkça fark etmiştim ki, bana o mekanı sevdiren, o mekanı paylaştığım dostlarla çoğaltabildiklerimdi. O mekanlara tek başına gittim mi diye çok düşündüm. Ama o mekanlara, dostlarımla çok gittim.
Nişantaşı’ndaki şık manavı bilirim… Bebek’teki soğuk sandviççiyi… Taksimdeki salaş ocakbaşını, hani umut pişirip kahkaha içtiğimiz. Uludağ’daki köy evini, Çeşme’deki denizi severim.
Bursa, Eskişehir, İstanbul, Alger, Bursa... 38 yıla sığdırdığım dört kent... Sonunda başladığım yere döndüm kendi yolculuğumda... Şimdi dönüp baktığımda, anılarda yer tutanlara, mekanlar geliyor gözümün ucuna, mekanlar ve o mekanlardaki tatlar dilimin ucuna, ama en çok, yaşamdan aldığım lezzetin keyfi yerleşiyor yüzüme. Gülümsüyorum. Yaşadıklarımdan aldığım lezzeti, güne yayacağımı biliyorum.

Soğanlı parkı severim, aşkı sandiviç yapıp keyfini çıkartabildiğimiz için. Ada’yı severim mumlar yakıp dilekler tuttuğumuz için. Moda, Fenerbahçe, Caddebostan'ı severim sahilinde yürümekten bıkmadığımız için. Taksim’i severim her şey bir arada olduğu için. Porsuk kenarını severim,bira içip, ilk aşkın heyecanlarını ona kustuğum için. Beşiktaşı severim Ortaköy’e yürüme mesafesinde olduğu için. Kozahan’ı severim simit ve çay en güzel orada gittiği için. Tünel’i severim iki ucu da keyfe açıldığı için. Alger'daki balıkçı kasabasını severim, jumbo karidesleri soğanla yiyebildiğim için. Caddeyi severim süslenip püslenip Kırıntı'da yemek yediğimiz için. Garın oradaki Ali Abinin köfte ekmeğini severim, tükürük midemi bulandırmadığı için. Mudanya'yı severim bir de tabi Yalova'yı balık yemek deniz kokmak için. Evimi severim dostlarım geldiğinde, herşeyin lezzeti katmerlendiği için. Trilye'yi severim, Tiffany'de Kahvaltı tadında bir duyguyu bana yaşattığı için.



Yazımı okurken fark ettim ki, hayatın lezzetini ailemle ve dostlarımla alıyorum ben, Mezzaluna'da yediğim pizzayı da, sahil kasabasındaki salaş balıkçıda yediğim balık ekmeği de lezzetli kılan, an. O anı orada, onlarla yaşamasaydım, o lezzet kalır mıydı aklımda çok da emin değilim. Kızılkayaların dürümünden aldığım lezzetin, Caddede yediğimde, Taksimde yediğim ile  aynı olmayışının nedenini fark ettiğim gibi: Dürüm, Hayal'den Line'a uzayıp, Jazz Stop'da sonlanan bir gecenin ardından yendiğinde lezzetliydi. Soğanlı Parkta yediğim sandiviçin lezzeti, her zamankinden farklı hazırlanışındaydı, hazırlanan kişiyle onu paylaşırken hissedeceklerimde saklıydı en çok da.

Bu nedenle, lezzetlerim var benim, ama mekanlardan çok, yaşamda, yaşamın içinde... Bu şöyle anlaşılmasın, bilirim ki, iyi kebapçılar, iyi Fransız ahçılar, Bolu'lu Ustalar vardır... Bilirim ki, onların ellerinden yediğiniz Adana'nın, Foie Gras'nın,  Gırma Böreğinin tadı başkadır. Yine de inanırım ki; lezzeti yaratan ve unutulmaz kılan, onu paylaştıklarındır... O an'dır.

Beni hayattan aldığım lezzetlere çıkarttığı yolculuk için stuven'a teşekkür ederim. Dilerim, kurallarına uyamadığım için çok kızmaz bana. Mimin konusu güzel, almak isteyen, üzerine yazmak isteyen olursa, keyifle okumak düşer bana... Lezzetinden sual olunmaz bir haftasonu dilerim hepinize...





19 yorum:

gereksiz adam dedi ki...

ben mi kötü çocuğum bilemedim ki.. annem iyi bi anne, babam da öyle ama onlarla eğlenceli vakit geçirdiğim bir an yok aklımda. çünkü biz aynı dili konuşmuyoruz hatta ben soğuk nevale olarak neredeyse hiç konuşmuyorum....

sen gibileri okuyunca ''kesin ben hayırsız bir avladım'' diyorum...

Evren dedi ki...

bunun iyi ya da kötü olmakla bir ilgili yok ki, belki biraz büyümekle ilgisi var, belki biraz geriye dönüp baktığında bugünkü sen olmandaki katkılarını değerlendirebiliyor olmakla alakası var...
hem meraklanma, benim de çok hayırlı bir evlat olduğum söylenemez, başkalarına bakınca :))

stuven dedi ki...

hayır kızmadım. çok güzel bir post olmuş:)

sessiz/sakin - sade/şık yerleri ben de çok severim. insanın yanında sevdiceği olunca gidilen yerin pek önemi olmuyor. çünkü o andan geriye bu yazıda olduğu gibi anılar ve tebessümler kalıyor.

Evren dedi ki...

:) ilk postun güncellenmesine ile lezzetlerime yenilerini ekleme fırsatı verdiğin için ben teşekkür ederim stuven, ama gördüğün gibi pek de iyi bir mim oyuncusu değilim :)

absalom dedi ki...

pek kıymetli evren...
tam da buraya yazdımdı işte pır diye uçtu gitti valla iki yorum.
işallah bu uçmaz.

ben evreni neden birden ısındınerdim diye düşünürdüm hep.
sonunda buldum.
eskişehir.

eskişehir insanı.
ya da onun havasını koklamış suyunu içmiş biri naif olur.
keyifli olur.
modern olur.
kalaba suyundan evet evet hahahaaa.

organik bağım yok ama fekat lakin.
ben eskişehirli sayılırım evren.
tüm çocukluğum ergenliğim eskişehirin bi ilçesinde geçti.
gençliğim eskişehirde.

porsuğun kenarında bira içtim.
ali abiden tükürük köfteleri yedim.
adalarda hamamyolunda piyasa yaptım.
aşık oldum terkedildim.
kılıçoğlu sinemasında elele tutuştum kalbim pır pır yapa yapa.
life da sarhoş oldum şiirler okudum.
doktorlar caddesinde elele dolaştım.

ah ahhhh.
hatta daha geçen hafta çocukluk arkadaşlarım orda toplandılar içip içip beni aradılar kıskandırdılar gidemedimdi.
bol bol küfür ettim ama ihmal etmedim.

ah evren ahhhhh.
eskişehir benim kalbimdir.
ki hiç bi bağım olmamasına rağmen tüm okul yıllıklarına memleketim eskişehir yazdırmışımdır....

ben seni unutmak için sevmedim taam mı hahahaaaa.
biliodum biliodum.
bişe var diyodum.
bi fark var.

:))))

aneammmm.
nası mutlu oldum.
bak bugün içmicektim.
sen ve eskişehir şerefine içicem anasını satayım.

aha buraya yazıyorum :)))

absalom dedi ki...

yine kayboldu :(

Esmir dedi ki...

Sevgili Evrencim,

Öyle güzel anlatmışsın ki mim'den yola çıkarak...sevdiğim mekanları, kentleri, beldeleri, doğayı...

ve asıl içine sığdırdığın o binbir rengi ile senin yaşamına anlam katan insanları!...

sevdiklerinle birlikte paylaştığında değer bulan, değerli olan hayatı!

Daha nice güzellikleri sevdiklerinle birlikte yaşamanı ve geriye dönüp baktığında hep tebessümle anmanı temenni ederim...

Sana da güzel bir haftasonu dilerim...

Sevgilerimle...

handan dedi ki...

trilye mudanya bir yerlerde karşılaşmış olmamız gerekiyor evren?

Evren dedi ki...

uçmadı bak :) dedim ya absalom eskişehir... ben doktorlarda oturdum öğrenciliğimin son 3 yılını... eve girmek bilmezdik, zaten gelen gidenden eve de giremezdik :)))

Evren dedi ki...

sevgili esmir, ne güzel ki sana da geçmiş bütün hisslerim. dileğin dileğimdir, öperim. sevgiler...

Evren dedi ki...

handan ben en çok nasıl oluyor da avmlerde karşılaşmıyoruz ona şaşırıyorum ;)

sufi dedi ki...

Bir zamanlar Kaş'ta Dalış ve paragliding okulunun cafe-barını işletiyordum, gelseydin benim de yemeklerimi ve mekanımı severdin di mi?

Evren dedi ki...

ben seni severim ya, yemeklerin de mekanın da güzel gelir bana... ha bi de Kaş ki, of aman aman, tadından yenmezdi valla :)

ayşegül dedi ki...

ayyy ınanmıyorum 37 yas,dogrumu?hem
bu enerjiile.iii icmeler canımcın.

sevgılerrr

Evren dedi ki...

38 artık :) enerjimiz hiç bitmesin ayşegül. teşekkür ederim.
sevgiler...

Kitap Kurdu dedi ki...

Öncelikle çok güzel bir yazı olmuş, ellerinize yüreğinize sağlık. Eskişehir...Benim için ayrılık şehri. Kocam burda olduğu için okuldan kaçıp kaçıp Bursa'ya koştuğum için. Yeteri kadar keyif alamasam da Porsuk çayının yanında çay içmek çok güzeldi. Hala kocamla gittiğim heryer benim için çok güzel ve anlamlı. Ama en çok da Koza Han ve Vamtes (gerci artik yok ama)

Evren dedi ki...

şimdilerde daha da güzelleşmiş, yakın zamanda gitmek nasip olmadı kitap kurdu... vamtes ne kadar güzeldi ya... keşke yeniden açılsa dimi...

handan dedi ki...

e biz de trilyedeydik bugün!

Evren dedi ki...

biz trilyeye varamadık handan, kumyaka da bir yer açılmış orada kalıp, ara sokakları keşfe çıktık...