Cumartesi, Şubat 20, 2010

DUYGUSAL SALATA




Kapıdan uğradılar, iki saatlik yoldan geliyorlardı, bir kaç gecedir uykusuzdular ve yürek yorgunluğu yol yorgunluğunu ikiye katladığından halsizdiler. Ellerinde pazar torbaları içeri girdiler. Köy pazarından otlar: Çeşit çeşit... Hepsi yeşilin en güzel tonunda, sabah alacasında koparıldıkları toprakların tazelik kokusu köklerine sinmiş.

"Bundan da aldın mı, bak kuzu bunlar, bak bu değişik bir tere cinsiymiş..." Seslerini bıraktılar ardlarından; bir de benim ters zamanlarımın, dilin kemiği yok, hızını kesebilene aşk olsun hallerimden birine denk geldiklerinden ve anlamsızca kırdığımı da bildiğimden, vicdanımı...

Onlar gittikten kısa bir süre sonra, kırmızısı ince ince çizilmiş kuzu kulağından aldım iki kök ve iki kök kuzu ıspanak... Üç yaprak marul aldım, kıvır kıvır... Roka aldım iki kök ve iki kök tere... Bir sap taze sarımsak, buram buram... Doğradım onları ince ince... Harmanladım birbirine, taze çekilmiş karabiber ve erik ekşisi ile... İlk hasat zeytinyağı değdirdim üzerine... Bir avuç haşladığım istiridye makarnayı ekledim tane tane, şöyle bir çevirdim hepsini sevgiyle... Üzerine yağı süzülmüş ton balığından ve kaparilerden koydum ve kokusunu çektim içime...  Televizyonun karşısına oturup, aldım çukurca olan tabağımı elime, damağımda ve dilimde içine eklenen her bir otun tadına varacak yavaşlıkta, sindire sindire dibini gördüm giderek artan bir keyifte.

Yaşam güzeldi... Her zamanki gibi...

Mutfağa gidip de musluğu açmamla gözyaşlarıma hakim olamamam hemen hemen aynı an'a denk geldi... Sesim yüreğime değdi:

"Çocuk sesleri, bazen öfkelerine yenik düşüp, kırıp geçirse de... Bir sesti işte..."

Kendi sesimin, yalnızlığıma vurup yankısının yüzüme çarpmasını istemediğimden kafamı eğdim önüme, ağladım sessizce...






Fotoğraf / internet


11 yorum:

buraneros dedi ki...

sen harbiden aştın oğlum.. bi salatadan yola çıkıp bunları yazmak, yazarkende sosunu emsalsiz ve farklı kılmak... yok yok aştın sen... bi de bu üretkenlik... ala ala

''Kendi sesinin, yalnızlığına vurup yankısının yüzüne çarpması''

sipper cümle:)

funda dedi ki...

harikaydı heyhat salata sen nelere kadirsin :)

Evren dedi ki...

bilir de mi söylersin, oğlumun değerli bir sevgi sözcüğü olduğunu...
ve bilmez misin, sesin yüze bir tokat gibi çarpmasını...

Evren dedi ki...

salata malzemesi anne babadan gelince, ortaya çıka çıka duygular çıktı işte funda :)

özlem dedi ki...

Bir salata bu kadar mı güzel yazı yazdırır insana Evren'cim?
Sevgilerimle...

Evren dedi ki...

teşekkürler özlem :) sevgiler benden sana...

EBRULİ dedi ki...

Otların aromasıyla,özlem ve sevginin birlikteliğini yüreğinde harmanlamışsın...Bu lezzetli öğünü enfes bir tatlıyla noktalamışsın aslında..Hala çocuk olduğunu hatırlamışsın anne ve babacığının gözünde..Çocuklar yapar bazen böyle şeyler.Terslenirler,kırarlar..Ama bu zamanlarda anne-babamızdır yine bizi hesapsızça seven,affeden..Sinirli oluşumuza kırılmaktan çok,bu sinirin bizi yıpratacağını düşünüp üzülen..Ne yürek yorgunluğu,ne yol yorgunluğu,ne uykusuz geçirdikleri geceler..Hiç bir şey yormaz aslında,bizi mutsuz gördüklerinde yorulurlar,çare olamayışları yorar onları.O kadar güzel hissettirmişsinki Evren..Yüreğine sağlık diyorum ama ,yetmiyo biliyorum..

Evren dedi ki...

yetmez olur mu ebruli... öyle bir sarıp sarmalıyor ki kelimeler, ısınıyor yüreğim ve öyle doru ki dediğin: en çok da beni mutsuz gördüklerinde üzülüyor yürekleri...

sufi dedi ki...

Bence salatadan yola çıkıp onu yanıbaşında dolanan "anne ben bundan yemek istemiyorum!Ya da "ne de güzel bir salata yapmışsın!" diyen bir çocuk sesinin çağrışımı o gözünden yaşlar dökmene sebep olan şey.En çok annelik duygusunu tatmasını istediğim kişi bu sıralar sensin.Kim için bunu dilesem oldu haberin olsun sevgilerimle güzel gönüllüm.Tontini.

Evren dedi ki...

tontinimmm...
ne de ddoğru okumuşsun gözümün yaşını.
nasıl da hissetmişsin yüreğimi.
dilerim olur, sevgiler benden sana, kocaman öptüm...

buraneros dedi ki...

Yok bilmeden söyledim:)) O ara tırtıl tırmanıyodu da tepelere doğru ona dedim...