Çarşamba, Mart 18, 2009

NEFES

İçimde bir acı var bugünlerde. Durulmayan bir yalnızlıkla boğuşuyorum. Nefesim daralıyor. Çığlıklar atıyorum kendi içime. Durup bakıyorum sonra. Nefesimin sıklaşmasına telaşlanıyorum belli belirsiz. Karanlıklar içinde, bir şarkıyı söylüyorum kendime. Kalbim sıkışıyor şarkının her sözünde. Bıçağı saplamışım da döndürüyorum kendi çevresinde. Kemiğe gelip dayanınca, aşağıya kaydırıyorum sadece bir damla boyu kadar. Başlıyorum orada döndürmeye. Elbet biter etim, durur kanım, elbet çıkmaz nefesim benim, elbet ölürüm bir gece bu bıçak darbelerinin izinde.

Ama ölmüyorum işte. Güçlüyüm ben, kendimin bile inanmadığı kadar ve ayakta duruyorum herşeye inat, yaşamın benden alıp götürdüklerine aldırmıyorum üstelik. Gülüyorum anıların dehlizinde. Anlara karışıyorum kahkahalarımla. Bakıyorlar bana çevremdeki insanlar kıskanan gözlerle. Benim kadar güçlü, kendinden emin, kendini seven bir kadın olmaya öykünüyorlar anlamsızca. Kendime döndükçe boğuluyorum ben. Boğuyorum içimdekini de çaktırmadan az biraz. Zamanla nefes almasın, atmasın kalbim diye uğraş veriyorum boş zamanlarımda.

Ritmime uygun olduğundan 114 no'lu parçayı seçiyorum kendime. Yakıyorum bir sigara. Çekiyorum içime. Nefesin geliyor aklıma her çekişte. Her gece nefesime karışan nefesin. Hızlanıyor seni düşündükçe. Kalbimin hızına telaşlanıyorum duracak galiba diye. Çığlıklar atıyorum hayata, ah tanrım lütfen hiç durmasın kalbim hep atsın böyle, hayır öyle olmuyor nedense, o anda kulağım yankılanıyor son sözlerinle;

"3 birimlik hayallerine 5 birimlik anlamlar yükleme..."

Duruyor o anda kalbim, donuyor kanım. Geliyorum kendime. Bir sanrının içinde uyanıyorum terden ıslanmış yapış yapış bir bedenle. Dokunuyorum kendime. Buz kesmiş tenim tenine. Dokundukça etim acıyor içten içe. Bedeninde dokunduğum her noktan için damla damla kanıyor avuçlarım... Az önce olduğun yerde, en derinimde bir sızı var şimdi geride.

Limon sıksan yarama ya da tükürsen suratıma böyle hissederdim, aynen böyle. İçimde bir sızı var bugünlerde. Durulmayan bir yalnızlıkla boğuşuyorum her gece. Nefesim daralıyor. Çığlıklar atıyorum kendi içime. Bıçağı çıkartmaya çabalıyorum sapladığım yerden. Kemiğe saplanmış ben farkına varmadan. Döndürerek çıkartmak da mümkün değil, daha derine gidiyor her seferinde. Çok değil bir kaç saate varmaz ölürüm bıçak darbelerinin izinde. Ölmesem de sabah uyandığımda bu beden benim değil, bu yüz, bu eller, ben değilim bu hayata yürüyen işte. Bir sahtelik var gülüşlerimde. Sızımı bırakıyorum her adımımdan sonra hayata. Elbet biter diyorum, elbet biter bu sızı, durur acım, elbet çıkar sesim soluğum. Nefes alırım gene kendi kendime, bir gün doğumunda arkama dönüp baktığımda sızının izi kalmaz benden geriye. Yaşarım elbet, ben de bu hayata karışım yüreğimle bir kez daha. Aşkla gülümserim karşılaştıklarıma, içtenlikle selamlarım onları bu hayatta. Elbet nefes alırım sabah uyandığımda.



_________________________



20 yorum:

Nily dedi ki...

önce nefesim kesildi,sonra kanım dondu.görünmeyen bir elin attığı tokatla, derin bir solukla döndüm yeniden hayata..

-mka- dedi ki...

3 kuruşluk adama, 5 kuruşluk değer verme sen de; aradaki 2 kuruşu, cebinden ödersin böyle..

3 birimlik hayalin anlamı, 6 birimdir.. Formül, x2 değildir ama; bunu düşün..

-mka-

feanor dedi ki...

hepimiz sol göğsümüzdeki hançerleri kıyafetlerimizle örtüp, maskeler takarak gösteriyoruz belki de kendimizi 'gerçek' hayatta.

Susuşlar hep bir yere kadar; an geliyor, kendimizi boğmaya daha fazla dayanamayıp kusuyoruz her şeyi kelimelerle, cümlelerce.

Benim de umudum var; biter bir gün bu acı, diner içimizdeki sızı diye; kendi elimizle sapladığımız o hançeri çıkartma gücünü buluruz kendimizde diye...

çok güzeldi evren...

Enis Diker dedi ki...

Tutunmak acıya ve alışmak belki ve acı ile anlamlanmak ne yorucu. Dönüp durur bir akbaba gibi cesedimizin üzerinde hayaller, tükenmişlkle elini kaldırıp kovamasın, kovsan gene gelir. Bir ses ararsın ürkütsün, bir sırt ararsın dayanıp ayağa kalkmak için boşuna ve bitmez gibi gelir. Gelir de evet sabahleyin biter :) Bu da geçer yahu :))

Selam bu güzel gönüle :))

Ateş Böceği dedi ki...

Saplanmış bir bıçağın acısı vardır elbette ya her seferinde onu döndürmnek kendi etrafında işte ozamn kanar insanın içindeki yaralar nefessiz kalmak tamda böyle bir şeydir.

Ama Nefes alınır mutlaka sabah uyanıldığında...

sufi dedi ki...

Bizim ayyüzlü öğretmenimiz biz ölüyoruzzz deyince "İN şaAllahhh" diyor.Her bu bedende ölüm yepyeni diriliş olduğu için.Kuran'da öyle demiyor mu "Ölülerdir diriler, dirilerdir ölüler" diye.Senin 3 birimlik hayalin bizim için 1o birimliktir ona söyle. Sevgilerimle.

Evren dedi ki...

arkadaşım anlatırken yaşadıklarını bende de aynı etki oluşmuştu Nily, derin bir soluk aldırmıştı bana.

Evren dedi ki...

ben de öyle dedim mka, 3 kuruşluk adamlara 5 kuruşluk değerler veriyoruz bu hayatta. fark hep bizden çıkıyor ne yazık ki... adamın kullanılışının cinsiyetle bir ilişkisi yoktur aslında.

Evren dedi ki...

öykü başımdan geçmese de, benzerlerini yaşadım ben de... bir cümledir bunu yazdıran, sahibinden izinle feaor... dilerim sen de uyanırsın en güzel sabahlara gavur ellerde :)

beenmaya dedi ki...

Hep sol yanımdan çarpıp da geçiyorsun. Kırmıyorsun, vurmuyorsun, öldürmüyorsun ama her seferinde derinden acıtıp da canımı, ya kör bırakıyorsun ya topallatıyorsun beni...

Evren dedi ki...

yaşayan, yaşananı anlayan herkesin yüreği güzel değil midir enis? ve evet bu da geçiyor sonunda herşeyin geçtiği gibi.

Evren dedi ki...

Ama nefes alınır mutlaka sabah uyanıldığında Ateş Böceği... Her gecenin sabahı vardır mutlaka.

Evren dedi ki...

Güzel yürekler hayaller kurar, yansıyorsa karşıdakine kendi yarattğı ne güzel, fazlası karşısındaki yürek ötürü aslında. Sevgilerimle...

Evren dedi ki...

ben değilim di mi maya, bana yazmadın sen bu kelimeleri di mi... ekledin kelimelerime kelimelerini, duygularını duygularıma di mi...

beenmaya dedi ki...

di :)))

umidim dedi ki...

çok karamsarsınız :( yazılarınız da genellikle bir kasvet çarpıyor yüzüme :)

umidim dedi ki...

Fotoğraf başlıklı yazıya bakmaya gelmiştim ama, neye niyet neye kısmet oldu :) Kaldırdınız galiba o yazıyı.

Evren dedi ki...

sadece bende olanı değil çevremde olanları da yansıtıyorum ya böyle denk geliyor nedense bugünlerde. umidimi kaybetmiyorum ama gene de :)
fotoğraf yazısı yanlışlıkla verildi yayına... yanıltmak istemezdim. ama yazarım hemen bir tane fotoğraf yazısı bugün yarın bir tane...

Pırıltılı cadı dedi ki...

mutsuzluk bulutunun altında dolanıyoruz sankı bu aralar, suan ben sen degıl, herkes..

ama yıne hersey bızım kendı elımızde.. bakıs acımızda, şükretmekte.. dersler almakta.. o bulutdan yagmurlar yagdırıp gunesı aralamak gıbı bısey..

yazmak ıstedım.. bı ara pek ıyı degıldın, ama suan daha ıyı oldugunu dusunuyorum..
dıkkat et:)
sevgıler..
pırıltılı cadı..

Evren dedi ki...

yok yok iyiyim ben pırıltılı cadı, bu yazı başka bir arkadaşımdan dinlediklerimden sonra çıktı. dinlerken kötü oldum tabi. ama iyiyim, sen de iyi ol. sevgiler...